Ali Erkan Kavaklı

Ali Erkan Kavaklı

Der Spiegel’in saldırısı ve yaklaşan seçim

-

Der Spiegel, Türkiye’yi iç savaşla, halk ayaklanması ve ekonomik çöküşle tehdit ediyor. Maximillan Popp, sanki bir fikir işçisi değil, savaş gladyatörü. 11 Mayıs 2019 tarihli dergi İstanbul seçimlerine üç sayfa ayırmış, bir sayfa da değerlendirme yazısı. İki sayfa da beyaz Türklerin yazarı Elif Şafak’a, toplamda 5 sayfa. 

Derginin iddiaları ve tehditlerini sıralayalım:

Erdoğan diktatör, yargının bağımsızlığını budadı, seçimi iptal ettirdi.

Seçimi Binali Yıldırım kazanırsa yoğun protestolar görülecek, halk ayaklanacak.

Sanatçı, ressam, artistler halkı sokağa çağıracak; Erdoğan taraftarları da sokağa çıkarsa çatışma yaşanacak.

Erdoğan, ekonomik çöküşten korkmalı. Seçime kadar dolar 8 lira olacak.

Erdoğan son oyununu oynuyor, ülke geriye gidiyor.

AKP içinde huzursuzluk büyüyor, Gül, Davutoğlu, Babacan partiyi bölme hazırlığındalar.

Erdoğan darbeci, İmamoğlu kurban.

İmamoğlu seçimi kaybederse taraftarlarını sokağa çağırmaktan başka çaresi kalmayacak.

Gezi benzeri yoğun protestolar, sokak çatışmaları olacak, Erdoğan ülkesini çıkmaz sokağa sürüklemiş görünüyor.

AB, Türkiye’ye yaptırımlar uygulamalı, eleştiri ile yetinmemeli. 

Maximillan Popp yukarıda sıralanan herzeleri ilk defa yiyor değil. 21.4.2018 tarihinde Erdoğan’ın “panik manevraları” yaptığını, 16.6.2018’da “son oyun” diyerek Erdoğan’ın seçimden korktuğunu yazmıştı. 

4.8.2014’te Der Spiegel kapaktan “Erdoğan Devleti, Türkiye özgür kalacak mı?” yazmıştı.

Der Spiegel ve benzeri basındaki bazı yazıların CIA, BND ajanları tarafından yazıldığı ve dergi yazarlarının adıyla yayınlandığı “Satılmış Gazeteciler” yazarı Udo Ulfkote’nin kitabından beri bilinen bir şey.

Almanya’da Helmut Kohl 16 sene başbakanlık yaptı, kimse diktatör demedi. Seçilmiş liderlere Bay Popp’un diktatör demesi tam bir akıl tutulması.

Halk ayaklanması, ekonomik kriz, sokak çatışmaları ile ilgili söyledikleri, Batılı istihbaratların planları olmalı. 

Türkiye 27 Nisan e-muhtıra, 367 krizi vb. krizleri hep seçime giderek aştı. 

Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti, seçimle iktidar oldu ve girdiği her seçimi kazandı. Demokrasi, halkın yöneticilerini kendi iradesiyle seçmesi ve seçtiği kimseler tarafından yönetilmesidir.

Seçimi “çıkmaz sokak” olarak niteleyen Der Spiegel yazarları Maximillan Pop ve Bülent Mumay sağ duyuyu kaybettiklerini, akıl ve mantıklarını peynir ekmekle yediklerini ortaya koymuşlar. 

Ak Parti, 2002 yılında ekonomik kriz geçiren bir ülkeyi devraldı. Zamanın Cumhurbaşkanı Sezer, Ecevit’e Anayasa fırlatınca ekonomik kriz patlak vermiş, dolar bir gecede bin lira değer kazanmıştı.

Erdoğan ve partisi, Türkiye’yi ekonomik krizden çıkardı. IMF’ye borçları ödedi. Siyah çantalı Cotorelli tipi müfettişleri memleketlerine uğurladı.

16 senede ülke kalkındı, kişi başına düşen milli gelir 2.200 dolardan on bin dolara dayandı.

Yollar, köprüler, hastaneler, okullar, üniversitelerle ülkenin her tarafını süsledi.

Eğitim seviyesi 8 seneden 12 seneye çıkarıldı.

Okul kitaplarını devlet, bedava verir oldu.

Öğretmenin maaşı iyileşti, nöbeti bile ücretlendirildi.

Sınıflara akıllı tahtalar geldi, eğitim teknoloji ile tanıştı.

Başörtülü insanların ikinci sınıf muamelesi gördüğü Türkiye tarihe gömüldü. İnançlı insanlar da kamuda ve devletin her kademesinde görev almaya başladı.

Başörtülü diye “dışarı, dışarı, dışarı” sloganları ile Meclis’ten milletvekili kovma dönemi geride kaldı.

İmam hatip liselerinin önüne polis koyup başörtülü öğrencilerin eğitim ve öğretim özgürlüğünü engellendiği zulüm dönemleri tarih oldu. İmam hatip ortaokulları açıldı.

Mezuniyet törenlerinde başörtülü okul birincilerinin susturulduğu devirler geride kaldı.

15 Temmuz 2016’da CIA ve Pentagon’un yazdığı senaryoyu oynayarak darbe yapmaya kalkışanları; Cumhurbaşkanımız Erdoğan, cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir cesaretle halkı sokağa çağırarak engelledi. Darbeler tarihinde ilk defa halkımız, darbecileri tepeledi.

Afrin ve Zeytindalı harekatları ile güneyimizde Batılıların kurmak istediği Kürt devleti projesi çökertildi.

Türkiye’yi bölmek isteyenlere Türkiye güçle karşılık verdi, PKK’yı çökertti.

Türkiye kesintisiz 16 yıldır demokratik bir şekilde yönetiliyor. 

Güçlü ve demokratik Türkiye, Batılı gazeteci ve aydınlara ağır geliyor. Onların sahip olduğu nimetlere Türkiye insanının sahip olmasını hazmedemiyorlar. 

Bu millet bin yıl Türk, Kürt, Çerkez, Arap, Boşnak vb. bir arada yaşadı, bin yıl tarih yaptı, tarih yazdı. Bin yıl daha İslam kardeşi olarak bir arada yaşayacağız, yeniden İslam medeniyeti kuracağız. Maximillianlar istemese de. 

Batı’nın tehditleri bizi birlik ve beraberliği ve daha çok çalışmaya sevk ediyor, edecek. 23 Haziranda Binali Yıldırım diyeceğiz. 15 Temmuzda darbecileri tepeledik, sıra sandık hırsızlıklarına verilecek ders var.

 


YORUMLARA GÖZAT (13)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.