Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Baro’daki kafa, bu kafa!

-

S-400 tartışması nedir?

F-35 uçakları ile ilgili anlaşmazlık nedir?

Her ikisi de, hukuki ihtilaflar değil midir?

Bir tarafında Türkiye olan.

Diğer tarafında ABD olan..

Hatta diğer tarafta NATO’nun da olduğunu söyleyebileceğimiz bir hukuki ihtilaf değil midir?

Bu iki hukuki ihtilafa, Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarını da ekleyebiliriz..

Orda da birinci muhatabımız, Kıbrıs Rum Kesimi’nden ziyade, Avrupa Birliği olmalı ki..

İlk günden kafayı çıkarıp, aynen ABD’nin yaptığı gibi, eşkıyalığa soyunup, Türkiye’ye yönelik tehditleri sıralamaya başladılar..

Siyasetçilerimiz bu konuda cevap verebilirler, vermeliler..

AK Parti, zaten yönetimde olmaları sebebi ile, yurtdışından gelen bu tehditlere cevap veriyor..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile, gerek S-400 ve gerekse Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmaları için, yurtdışından gelen bu eşkıyalıklara karşı eleştirel açıklamalar yaptı..

Ama daha çok konuşması gerekenler, hukukçular değil mi?

Özellikle de taraflardan daha zayıf gibi görünen devletin hukukçuları, değil mi?

Daha somut konuşursak..

S-400 alımı sebebi ile Türkiye’ye yönelik eşkıyalığa soyunan ABD’nin tehditlerine, en önce Türkiye’deki hukukçuların karşı çıkması gerekiyor, değil mi?

Uluslararası sözleşmelerden başlayıp..

Yapılmak istenilenlerin yanlışlığını, eşkıyalık olduğunu, mafya babalarının yapmak istediklerinden hiçbir farkı olmadığını, Türkiye’deki hukukçuların anlatması gerekiyor, değil mi?

Yine F-35 uçakları ile Türkiye’nin de dahil olduğu bir sözleşme sonucu yapılan üretimler ve şimdi bundan cayan ABD’nin tavrını, bu tavrın hukuki sonuçlarını en iyi anlatacak olanların Türkiye’deki hukukçular olduğu tartışmasızdır, değil mi?

Yine, Akdeniz’in açık sularında, Kıbrıs Rum Kesimi’nin ne hakkı var ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de aynı haklara sahip olduğunu belgelerle ortaya koyacak olanlar Türkiye’deki hukukçular değil mi?

Evet, hukukçular bunları yapacak ama.. 

Türkiye’nin ekmeğini yiyip, bu toprakların suyunu içen insanlarımıza, bir şeyler olmuş..

Diğer mesleklerdekiler gibi, hukukçuları da, ülkelerine hizmet edeceklerine, ya Türkiye’yi boğmak isteyen devletlere hizmet ediyorlar.. 

Ya da, Türkiye’nin boğulmak istenilmesine sessiz kalıyorlar..

Gazetelerde, bir haftadır ardı ardına haberleri izliyoruz..

“S-400’ler geliyor.. ABD’nin karizması fena çizildi” manşetlerinin atılmasını beklerken..

“S-400ler sebebi ile ABD yaptırımları kapıda” alçak manşetlerini görüyoruz..

Türkiyeli olarak değil, ABD’li ağzı ile manşet atıyorlar..

ABD Başkanı Trump bile, “Erdoğan’a haksızlık edildi. Patriot’lar verilmeyince, onlar da S-400’e yöneldiler.. Bu haksızlık” derken..

Türkiye’deki yerli olduğu iddiasındaki gazeteler, “S-400 yaptırımları kapıda” başlıkları ile, kendi ülkelerine ihanet ediyorlar..

Haydi Patriot, adamların kendi ürettikleri bir mal..

İstediğine satar, istemediğine satmaz..

Satmadığında da, “dostluğa” sığmaz ama..

Biz zaten, “ABD’nin Türkiye’ye dost olmadığı”na inandığımız için, bizi haklı çıkardıklarından, buna bir itirazımız olmaz ama.. 

“Bizim Patriot’larımızı almadınız. Biz de size, şu şu konularda fazladan yaptığımız yardımları bundan sonra yapmayız” demelerini belki hak olarak görebiliriz..

Ama..

Daha önce sözleşmesi yapılmış..

Sözleşme gereğince taahhütleri yerine getirilmiş..

“Dostluk gereği” olarak, fazladan Türkiye’ye yollanacak bir uçak statüsünde olmayan F-35’lerde, yan çizerseniz..

Bu sözleşmeye de aykırılık olur..

Uluslararası sözleşmelerdeki ahde vefa ilkesine de aykırılık olur..

Sözleşmeye uymayan ülke açısından, itibar da sıfır olur..

Olur da, bunu sadece siyasilerin değil..

Hukukçuların da çıkıp, dillendirmeleri gerekir..

F-35 uçak yapımı anlaşmasını masaya yatırıp.

Panellerle, sempozyumlarla, çalıştaylarla, yüksek lisans tezleri ile, doktora tezleri ile, bu sözleşmeye aykırılığın üzerinde çalışılması, raporlar hazırlanması, bilimsel çalışmalar yapılması gerekir..

Nerde, bunları organize edecek siyaset dışı kurumlar?

YÖK’e söylesek, “Biz bilim adamlarının hazırlayacağı tezlere karışamayız” diyecek, kendisini kenara çekecek..

Üniversitelere söylesek, “Daha çok taze bir hukuki ihtilaf.. Biraz zaman ister.. Bekleyelim, sonra gelişmelerin bilimsel açıdan tartışılacağı sempozyumlar tertipleriz” diyecekler..

Peki..

Haklı değilller ama..

Haydi “kendilerince haklılar” diyelim..

S-400 ve F-35 anlaşmaları ile ilgili açıklamalar yaparken, konuyu hukuki açıdan masaya yatırma hakkı olan barolara ne diyeceğiz?

Örneğin İstanbul Barosu?

Her konuda meşru hükümete sopa göstermeye kalkışan bu baro yönetimi, üzerine hiç de vazife olmadığı halde, 23 Haziran mahalli seçimlerine bile karışmaya kalkmıştı da..

Şimdi, Türkiye’nin milli menfaatlerinin söz konusu olduğu S-400 ve F-35 konusunda, niçin bir etkinlik düzenlemez?

İstanbul seçimleri için, her akşam avukatlarla baro önünde gösteri düzenleyenler, şimdi ABD eşkıyalığına karşı, niçin bir akşam avukatları toplayıp, gösteri yapmazlar?

Böyle bir etkinliği bir kenara bırakın..

İstanbul barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, bakın S-400 ve F-35 konusunda, dün neler demiş:

“Türkiye şu anda, S-400’lerden tutun da F-35’lere, Doğu Akdeniz sorunlarından tutun da ekonomideki çöküş gibi sorunlarla karşı karşıya. Ve bu sorunları çözebilecek ortak bir mekanizmamızı yitirmiş vaziyetteyiz.”

Açıklamaya bakın..

Açıklama mı, ihanet bildirisi mi?

ABD eşkıyalığına tek kelime ile itiraz yok..

Avrupa Birliği’nin mafya babalığına tek itiraz cümlesi yok..

Bir de dış ülkelere, kendimizi ispiyonluyoruz; “Mekanizmamızı yitirdik. Gelin sömürgenler, biz de size destek verelim” demeye gelen açıklamalar yapılıyor..

Niçin yazdım tüm bunları?

Tarihe not düşmek için..

30 yıl sonra, 40 yıl sonra..

Bu baro yönetimindekilerin çocuklarının; babalarını, analarını bu yazılardan okuyup, “Sizlerden utanıyoruz” demeleri için..

Yoksa, bu baro yönetimindekilerden, artık benim küçücük bir beklentim yok..

Umut, Türkiye’nin yeni neslinde..

 


YORUMLARA GÖZAT (96)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.