Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Bir günde aklananlar, 4 yıldır bekletilenler!

-

İçimizdeki gavur âşıklarının göklere çıkarttıkları şu ABD’ye bakın..

“Köklü, her şeyi inceden inceye hesaplayan süper devlet” diye tanıtılan ABD’ye bakın..

Türkiye’de Gezi isyanı ile ilgili bir dernek etrafındaki kişilere gözaltı yapılıyor..

Daha gözaltı işlemlerinin ilk günündeyken..

ABD’den açıklama geliyor:

“İfade, dernek kurma ve toplantı özgürlüğüne saygı duyma, bunları garanti altına alma ve keyfi şekilde gözaltında tutulanları serbest bırakma çağrısında bulunuyoruz.”

E baba..

Sen bu gözaltıları ne zaman duydun?

Gözaltındakilerin kimler olduğunu, ne zaman öğrendin?

Gözaltına alınma sebeplerinden, delillerinden ne zaman haberdar oldun?

Gözaltıların “keyfi” olduğuna nasıl hükmettin?

O açıklamayı hangi hızla ve ne gerekçe ile bu kadar acil yapma ihtiyacı hissettin?

Bizim ezikler, “Aaa sen ABD’yi ne zannettin?. Sen uyurken, onlar çalışır, hedefe varırlar.. Sen daha gözaltı işlemi yaparken, onlar tüm dosyayı inceleyip bitirmişlerdir bile..” diyecekler..

Yine bize vuracaklar..

Eyvallah diyelim..

Bir soru ile karşılık verelim:

“ABD, bu kadar büyük bir devlet, bu kadar hızlı bir bürokrasi ve yargılama gücüne sahipse.. 17-25 Aralık emniyet darbesinin üzerinden 5 yıl geçti.. 15 Temmuz askeri darbe girişiminin üzerinden ise 2.5 yıl geçti.. Niye kaplumbağa hızı ile ilerliyor ABD?”

Öyle ya..

Türkiye’deki üç akademisyen, dört dernek yöneticisi hakkında, daha 24 saat dolmadan, gözaltıların “keyfi” olduğuna hükmedebilen ABD..

4 yıldır, Fetullah Gülen hakkında, niye bir karar veremedi?

Hani bir karar verse..

Olumlu veya olumsuz..

Bizim talebimizle uyumlu değilse..

“Yanılmışlar” deyip, ek delilleri incelemelerini bekleriz..

Ama henüz daha bir karar veremediler..

Ne “evet” şeklinde..

Ne de “hayır” şeklinde..

Bize de..

“İşinize gelince jet hızı..

İşinize gelince kaplumbağa hızı, öyle mi?” diye sormak düşüyor..

Daha doğrusu..

Kendi adamlarınızı kurtarmak istediğinizde hıphızlı..

Kendi adamlarınızın hesap vermesi istendiğinde, ağır çekim..

Taktik, bu olsa gerek.

¥

Bir somut örneğimiz daha var..

Cemal Kaşıkçı olayı ile ilgili olarak da, ABD, yaptığı soytarılığı ele veriyor..

Fetullah Gülen’in işlediği suçlardan bir tanesinde yargılanması gerektiğine hükmedip, yollayacak olsa..

Olay büyük oranda çözümlenmiş olacak ama..

FETÖ’nün elebaşısı Gülen hakkındaki onlarca suçlamadan bir tanesinin bile nihai kararını veremediler.

Bunun karşısında...

Cemal Kaşıkçı ile ilgili olarak, cinayetin arkasında Veliaht Prens var mı-yok mu sorusuna..

Trump hemen cevabı vermiş:

“İki gün içinde Kaşıkçı cinayetinin sorumlularını belirlemiş olacağız!”

“İki gün”..

Sadece “iki gün”..

Bir dosyada 4 yıl geçmiş, ortada hiçbir gelişme yok..

Bir başka dosyada..

Olması gerektiği gibi..

“İki gün içinde sorumlu belirlenecek!”

¥

Şunu da sanmayın..

Bu araştırmaların, bu soruşturmaların, hukukun gerektirdiği gibi yapıldığını sanmayın.

Neticesi, önceden belli araştırma numaraları bunlar..

Fetullah Gülen verilmeyecek..

Çünkü kendi adamları..

Kendi adamlarını, ipin önüne atamazlar..

O dosya beklemeli..

Sıra veliaht prense mi geldi?

O da ABD’nin adamı..

Onun dosyasını da bekletmeleri gerekir..

Ama, burada bir farklılık var..

Veliaht prensi yargılayacak makam, zaten Suudi Arabistan. Prens de, ABD’de değil, Suudi Arabistan’da..

Bu durumda, ABD’nin veliaht prens konusunda kanaatini bekletmesi değil, bir an önce aklar yönde açıklaması gerekiyor..

Ki..

Suudi Arabistan’da yargılanmasının önüne geçilsin..

“Siz ne diyorsunuz ya.. Benim arkamda ABD var” söylemi, veliaht prensi kurtarsın..

En azından, kendisine zaman kazandırsın..

İşte bu sebeble..

Trump acilen açıklamayı yapıp, konunun iki günde sonuçlanacağını müjdeliyor.

Siz anlarsınız artık, açıklamanın ne içerikte olacağını..

¥

Olaylar bu netlikte kalmakla sınırlı olsa..

“Canım siz de hukuk mavalına mı inanmıştınız? Hukuktan önce, her devletin menfaati ilk sıradadır.. ABD’nin de menfaati, buradaki Gezi isyancılarının kurtarılmasında. Onun için acele ediyorlar. Fetullah Gülen’in yargılanması konusunda, ABD’nin menfaati, işin savsaklanmasında.. Onun için işi yavaştan alıyorlar.. Veliaht prenste ise, ABD’nin menfaati, yargılama yapılmamasında. Onun için de yargılanmamayı gerektirecek açıklamayı acilen yapıp, Suud mahkemelerine baskı kurmak istiyorlar.. Bunların hiçbirisinde, anlaşılmayan bir şey yok” diyebilir, gelişmeleri sıradan bir çakallık olarak yorumlayabilirdik.

Ama..

İşin içine şimdi bir de..

CIA girdi..

Veliaht prensin suçlu olduğuna ilişkin açıklama yaparak, kafaları karıştırdı..

CIA’e göre, veliaht prens, Kaşıkçı cinayetinin emrini veren kişi..

Tam bu noktada, “Bir tane ABD yok ki.. ABD’de birden fazla ABD var” yorumlarına da üstünlük verseniz..

“Her yerde olduğu gibi.. Kötü polis, iyi polis oyunları” da deseniz..

Veliaht prensin yargılanması sürecinde, kirli bir pazarlığın halen sürdüğü, çok net..

Birilerinin göklere çıkarttığı ABD, Kaşıkçı cinayetini fırsata çevirerek, satacağı silahlara biraz daha ekleme yapmak..

Biraz daha Suudların parasını almak...

Böylece bu dosyayı kapatmak istiyor..

O zaman da soru şu: 

“Nerede hukuk?”

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.