Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Bu kafa ile mi, Emine Bulut cinayetlerini önleyeceğiz?

-

Tüm Türkiye, bir cinayeti konuşuyor..

Boşandığı eski eşi tarafından öldürülen Emine Bulut’u..

Vicdansızca..

Çocuğunun yanında..

İşlenen o cinayeti konuşuyoruz..

“Bir daha olmaması için, başka Emine Bulut’ların benzer cinayetlere maruz kalmaması için” yetkililer konuşuyor.. 

Sivil toplum kuruluşu yetkilileri konuşuyor.

Siyasetçiler konuşuyor..

Bürokratlar konuşuyor..

Vatandaş konuşuyor..

Evet, hepimiz konuşmalı, hepimiz bu konuya kafa yormalıyız..

Küçücük bir faydası olacak ise..

Bundan sonraki cinayetler için, bir tanesi için dahi bir faydası olacak ise..

Konuşalım, konuşalım, konuşalım..

Ama lütfen..

Feministler..

Gayler, lezbiyenler..

Kendi reklamlarını yapmak isteyenler, bu konu hakkında konuşmasınlar..

“Aaa. Ne güzel bir konu çıktı bize.. Biz de bu vesile ile reklamımızı yapalım” diyenler, lütfen konuşmasınlar..

Kimi kastediyorum?

Kimin açıklamasından hareketle, bunları söylüyorum?

Emine Bulut cinayeti üzerinden prim yapmaya çalışan bir dernek adına konuşan avukat için söylüyorum..

Ne yapmış bu dernek yetkilisi avukat?

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı sıfatı ile, Emine Bulut’un ailesiyle görüşmüş..

Görüşmenin ayrıntılarını okumaya çalışırken, kendimizi birden bire, şu bilgi ile karşı karşıya buluyoruz: “Birçok LGBTİ bireyine danışmanlık ve hukuksal destek sağlayan dernek başkanı Müjde Erden’in dikkat çektiği ...”

Fesuphanallah..

Bir kadının..

Çocuğunun yanında..

Hunharca öldürülmesi ile ilgili konuşuyoruz..

Bir annenin, eski eşi tarafından, acımasızca öldürülmesini konuşuyoruz.

Birden bire, araya bir reklam giriyor..

Çok izlenen filmin arasına, çok reklam girer ya..

Burada da..

Bir insanın öldürülmesi üzerinden, iğrenç mi iğrenç bir algı operasyonu yapılıyor..

Araya reklam alınıyor..

Gaylerin, lezbiyenlerin reklamı alınıyor..

“LGBTİ’lere danışmanlık yapıldığı” bilgisi araya sokuşturuluveriyor..

İşte bunun için, “Herkes konuşsun.. Ama bunlar konuşmasın” diyorum..

Çünkü bunlar konuştukça, Emine Bulut cinayetleri önlenmez..

Önlenemez..

Bunlar, Emine Bulut cinayetlerinin azalması için değil.

Artması için konuşuyorlar..

“Bu cinayetler artsın, biz daha görünür olalım. Kamuoyunun gündemine LGBTİ’leri sokalım” diyorlar..

Haydi bir kişi, böyle bir niyet içinde olabilir..

Konuyu haberleştirenin de mi, azıcık aklı yok, “Emine Bulut cinayeti ile, LGBTİ’nin ne ilgisi var ki, bu haberin içine, bu ahlaksızlığı sokuyoruz” demiyor.

O muhabir demiyor, onun başındaki sorumlu müdürü de demiyor..

Ve bir annenin öldürülmesi üzerinden, LGBTİ reklamı yapıyoruz..

Sorunu, “Boşanmış eşlerin hukuki statüleri nedir” konusunu konuşacağımıza..

“Bir insanın. Bir başka insana.. Eski eş de olsa.. Çocuğunu göstermese de.. Şunu da yapsa, bunu da yapsa, bıçak çekip saldırma hakkı yoktur” konusunu konuşacağımıza..

Birden bire, LGBTİ’lere geçiyoruz..

Bu cinayetin, LGBTİ’lerle uzaktan yakından bir ilgisi varmış gibi, o ahlaksızlığı bu işin içine pike ediyoruz..

Bunları iyiniyetli görmediğimi belirtirken, belki abarttığımı düşünenler olabilir..

Hayır abartmıyorum.

Bakın aynı dernek başkanı, daha sonraki açıklamasında neler diyor:

“Emine Bulut’un öldürüldüğü günden bu yana bu dava ile ilgilendik. Cinayetin bir kaç gün sonra kamuoyunun dikkatini çekmesi ve gecikmeli olsa da tepkilerle karşılaşmasından dolayı mutlu olduk.”

Affedersiniz, bu cümlede hangi kelime kullanılmış?

Dikkat buyrun..

O hunharca cinayetin sonrasında, kimsenin ağzına alamayacağı, kimsenin tekrarlayamayacağı bir kelime: “Mutlu olmak.”

Evet, yanlış okumuyorsunuz.

Emine Bulut, çocuğunun yanında öldürülmüş..

Üzerinden daha bir hafta geçmemiş..

Katili henüz cezasını bulmamış.. Bulsa da alacağı en kabadayısından 40 yıl ceza..

Böyle bir ortamda..

Cinayete duyulan tepkiyi gerekçe göstererek, bir kadın, “mutlu olduğunu” söylüyor..

“Emine Bulut varsın ölsün.. Tepkiler çok güzel.. Çok mutlu olduk” demeye getiriyor..

Sadece kendisi mutlu olmamış..

İfade aynen şöyle:

“Emine Bulut’un ailesi ile yaptığımız görüşmede, kendilerine başsağlığı dileklerimi iletip, dayanışma duygularımızdan bahsettim. Aile de dayanışma göstermemizden mutluluk duyduklarını söylediler tabii.”

Amanin.. Amanin..

Ben o görüntüleri, bir siteden açıp da seyretmeye cesaret edemiyorum..

Sadece yazılı metinleri okumakla yetinmeye çalışıyorum..

Hunharlığın boyutunu gözlerimle görmeye dayanamayacağımı düşünüyorum..

Ama, Emine Bulut gibi onlarca insana destek verdiğini söyleyen bir kadın, bir dernek başkanı, bir avukat, “Tepkilerden mutlu olduk. Aile de mutlu oldu” diyor..

Hani biraz daha zorlasanız.

“Ne güzel oldu bu cinayet” de diyecek..

Tahmin ettiğiniz gibi, bu dernek başkanımız, aslında kadın hakları için bu açıklamayı yapmıyor..

Öldürülenlerin haklarını savunmak için o görüşmeyi yapmıyor..

Onun derdi siyaset..

Onun derdi, dindar insanları karalamak..

Bu işin neresinde dindarlık var ise?

Meseleyi getirmiş, dindarların suçlanacağı noktaya ulaştırmış:

“Kadın cinayetleri ülkemizde politik mücadelenin bir parçası haline gelmiştir. Kadınlar ve çocuklar toplumumuzun zayıf halkası olarak, zincir gerildikçe, gericilik arttıkça daha hızlıca kopartılmaktadırlar.”

Pes, yemin olsun ki pes!

Cinayeti işledikten sonra kafayı çekmeye giden adamın üzerinden, dindar insanlara saldırmak; nasıl bir hukuk, nasıl bir ahlak anlayışıdır?

Yetiniyor mu bu kadın?

Yetinmiyor..

Bakın daha başka neler de diyor:

“Ülkemizde boşanma hakkının dahi tartışılmaya/engellenmeye çalışıldığı ve evliliğin tanrısal olarak kutsallaştırıldığı bu günlerde kadına yönelik her türlü şiddet bir tür cihat ilanıdır.”

Toplumun inancına, değerlerine, bu kadar pespaye sözlerle saldıran.. Hiçbir şekilde kabul etmediğimiz bir cinayet üzerinden, dindar insanlara çamur atmaya kalkışan insanlar, aslında bu ülkede kadın cinayetlerini azaltmak değil.. Tam aksine artırmak istiyorlar..

Onun için, bu cinayetin sonrasında “Mutlu olma” kelimelerinin geçtiği cümleyi kurabiliyorlar..

Kendi siyasi mücadeleleri için, bu cinayetleri bir malzeme olarak kullanmak istiyorlar..

Ve ben de..

“Herkes konuşsun.. Ama, bu cinayetten sonra ‘Mutlu’ kelimesinin geçtiği cümleyi kuranlar, konuşmasınlar” diyorum..

 


YORUMLARA GÖZAT (36)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.