Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

CHP de Nasreddin Hoca gibi: “Eee o kadar da aptal değiliz”

-

YSK kararından hemen önce..

İstanbul seçimleri ile ilgili verilecek kararın, hem ayrıntılı olması gerektiğini..

Hem de vatandaşın anlayacağı dilden ve net olarak ifade edilmesi gerektiğini belirtmiştik..

Benim, sonucun hukuka uygun olduğu noktasında bir tereddüdüm yok ama..

Görüştüğümüz bazı kişiler..

Televizyondaki tartışmalar..

Bu noktada biraz daha açıklayıcı bakış açısının zorunlu olduğunu gösteriyor..

Bu bağlamda..

“Hemen her şeyi yazdık. Daha ne yazalım ki” diye düşünürken..

Karşıma bir Nasreddin Hoca fıkrası çıktı..

Hemen belirteyim..

Hocalara saygımız sonsuz.

Nasreddin Hoca üzerinden, olumsuz bir algı operasyonu yapıldığının da farkındayız..

Nasreddin Hoca fıkraları ile, hoca unvanlı insanlara olumsuz sıfatlar yüklenilmeye çalışıldığının bilincindeyim.

Bu açıdan yapılacak eleştirileri önemsiyorum..

Ama “bir günlük beni affedin” diyorum.

Diğer taraftan ise..

Nasreddin Hoca’nın, bir küçük kelime ile, yüzyıllar öncesinden, bugünkü insanlığa bile nice dersler verdiğini, kara yüzleri deşifre ettiğini..

Aslında kendisinin özelliği gibi gösterdiği o olumsuz sıfatların hiçbirisi ile uzaktan yakından ilgisinin olmadığını..

Başkalarındaki riyakarlıkları, çelişkileri deşifre etmek için, o olumsuz sıfatları kendi üzerine bilerek yüklediği bakış açısını da hatırlatarak..

O Nasreddin Hoca fıkrasını aktarmak istiyorum..

Fıkra bu ya..

Veya diğer bakış açısına göre..

Nasreddin Hoca bizlere, ders verecek ya..

Nasreddin Hoca, riyakârlara, hırsızlık yapıp, sonra masum gibi gezinenlere, “Aptala yatma.. Biz aptal değiliz.. Ne yaptığınızı çok iyi biliyoruz” diyecek ya..

Bunu kendi üzerinden gösterecek ya..

Rolünü oynamaya başlıyor, Nasreddin Hoca..

Hoca, değirmende başkasının çuvalından kendi çuvalına un aktarırken, değirmenci yapılanları görüyor.

Hoca’ya soruyor:

“Ayıp değil mi Hoca? Ne yapıyorsun öyle?”..

Hocanın cevabı, sonradan vereceği dersin hazırlığı niteliğinde..

“Ben aptalın biriyim, ne yaptığımı biliyor muyum ki!”

Saf rolünde..

Dürüst pozunda..

Yaptığı hırsızlığı lafazanlıkla bastıran bir kimlik profili çiziyor.

Değirmenci pes edecek biri değildir..

Tekrar soruyor, Nasreddin Hoca’ya:

“Tamam, anladım.. Aptalın tekisin. Saf birisin. Ne yaptığını bilmiyorsun.. İyi de.. Aptalın teki isen. Safın teki isen.. Ben seni dakikalardır izliyorum.. Niye kendi çuvalından diğerine hiç koymuyorsun da.. Hep ondan kendininkine koyuyorsun?”

Dünya tarihindeki tüm hırsızların, kendilerini savunurken, köşeye sıkıştıklarında gerçek yüzlerini gösterdikleri üzere..

Nasreddin Hoca da..

O kimliği tarihe not düşecek şekilde, deşifre edecek şekilde cevabı verir:

“Eeee, o kadar da aptal değilim!”

**

Fıkra, bugünlerde birilerine cuk oturuyor değil mi?

Haftalardır tartışıyoruz..

Edebiyat yapıyoruz.

Hukuki terimlerle konuşuyoruz.

Olmadı, kanunlardan tanımlar veriyoruz.

Yargıtay içtihadlarından bahsediyoruz..

“Olurdu-olmazdı” tartışması yapıyoruz..

Ama..

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, yaşanılanları bu fıkradaki netlikte açıklayamıyoruz..

Bu fıkrayı, haydi bugüne uyarlayalım..

CHP’li arkadaşlara soruyoruz..

31 Mart seçimlerinde izah edilemeyen bazı sorularımız var..

Bu kadar geçersiz oy..

İlçede farklı partilere verilen, büyükşehirde farklı adaylara verilen oy karmaşası var..

İlçelerde bir ittifakın aldığı oy toplamının çok ötesinde..  Büyükşehirde alınan oy toplamı var..

Yıllardır ilçede belediye başkanlığı yaparak yıpranmış isimlere oy verildiği halde. Aynı partinin, yıpranmamış ve herkesin sevdiği büyükşehir belediye başkanına verilmemiş gibi gözüken oy var..

Burda bir sıkıntı var, gelin, şu seçimdeki oyları, güzelce bir şekilde, hakimlerin nezaretinde birlikte bir sayalım..

Herkes sonucuna razı olsun..

CHP’li arkadaşlar hemen itiraz ediyorlar:

“Yok yok. Hiçbir sıkıntı yok.. Bu tür eleştiriler, her seçimde olur. Her seçimde hatalar olur. Geçersiz oylar olur.. Bunlar normaldir.. Anormal hiçbir şey yok!” diyorlar..

Zar zor.. 

Tüm oyların değil de.

Büyük hataların olduğu ilçelerdeki oylarını tamamının değil de..

Sadece il genelindeki “geçersiz oylar”ın sayılmasına karar alınabiliyor..

“Geçersiz oylar” tekrar değerlendirildiğinde de..

Esenyurt’ta bakıyoruz.. AK Parti lehine sonuç değişiyor..

Fatih’te bakıyoruz. AK Parti lehine sonuç değişiyor.

Şimdi Kadıköy’de, Nasreddin Hoca’nın çuvalına değil, diğer çuvala ekleme yapıldığı ortaya çıkar, diye ümit ediyoruz.. Ama Kadıköy’de de netice AK parti lehine değişiyor...

38 binden başladık. Hep AK parti lehine.. Hep CHP aleyhine netice değişti..

En sonunda 13 binlere kadar indik..

Geçersiz oylar incelendikçe, AK Parti lehine sonuç değiştiği gibi...

Maddi hatalar düzeltildikçe de.

“Sıradan maddi hata” denilenlerin, hep AK Parti aleyhine yapıldığı ortaya çıktı..

Yani hep Nasreddin Hoca’nın çuvalına fazladan un konulmuş..

Hep, komşunun çuvalından alınmış..

Başlangıçta CHP’liler de Nasreddin Hoca gibi..

“Biz iktidarda değiliz ki. Biz nereden bilelim, diğer partinin oylarını geçersiz yapmayı.. Sandık görevlilerini biz atamadık ki.. Biz nereden bilelim, hataları AK parti lehine nasıl yapılacağını.. Biz aptalın tekiyiz.. Ne yaptığımızı biliyor muyuz ki” modunda idiler..

Ama her sandığın sayımında, hep CHP lehine hırsızlık yapıldığı ortaya çıkınca..

Niçin maddi hataların, bazen de AK Parti lehine olmadığı soruldukça..

Niçin, geçerli olduğu halde, sandık başkanlarının dalaveresi ile geçersiz sayılan oyların, aslında AK Parti’ye ait olduğu gördükçe..

Nasreddin Hoca’yı sıkıştırdık.

Yani CHP’yi sıkıştırdık.

“Niçin maddi hatalar, bazen de AK Parti lehine yapılmamış?” diye.

Nasreddin Hoca. Pardon.. CHP cevap verdi: “Eee. O kadar da aptal değiliz!”

 


YORUMLARA GÖZAT (60)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.