Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Delirmek üzereyim, lütfen yardım!

-

Gebze’de çocukları cezaevinde olan anneler, gösteri yapıyorlarmış..

Polis anneleri dağıtıyor..

Bir polis sırtı dönük anneleri omuzlarından hafifçe itekleyerek yürürken.

Bir kamera çekiyor.

Büyük ihtimalle polis kamerası.

Birisi daha çekiyor..

O da, polis kamerası ile birlikte, anneleri itekleyen polisi özellikle çekiyor..

Bu görüntüleri daha sonra sosyal medyaya verecek olan kişinin kamerası ile, polisin kamerası yan yana..

Polis kamerası, dönüp, o çekimi yapana “Sen kim oluyorsun, polisin yanında böyle yürüyorsun” diyeceğine..

Hiçbir şey yokmuş gibi..

Bir yandan polisimiz anneleri itekliyor.

Bir yandan çekim yapılıyor.

Yani, “Kanka ben itekleyeceğim. Sen de çek” deniliyor..

Sonra mı?

Abdülbaki Erdoğmuş’tan başlayın.. Adıyaman’da belediye başkanlığı için HDP’lilerin desteğini alan SP’li Faruk Ünsal.. SP Milletvekili Cihangir İslam.. CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mehmet Bekaroğlu, Cumhuriyet eski yazarı Aydın Engin ve malum tayfa harekete geçiyor..

Bildiri yayınlıyorlar..

“Aydınlardan ‘yaşamı savunma’ çağrısı” diye haberler yapılıyor.

Bildiride ne deniliyor?

“Tecride son verilmesi amacıyla milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve binlerce tutukluya yayılan açlık grevi, çok kritik bir aşamaya varmış, açlık grevindeki yüzlerce insan sakatlanma ve ölümün eşiğine gelmiş; aynı sürecin parçası olan hayatına son verme eylemlerinde bu güne kadar sekiz insanımız ölmüştür.”

“Sekiz insanımız ölmüştür” ifadesini not edin.. Bildirideki “tecrit”e gelin..

Nedir “Tecrit” dedikleri?

Leyla Güven’in ismi geçiyor.

Leyla Güven’e bir tecrit mi var?

Yok.

O tahliye oldu, şu an evinde yatıyor zaten..

Peki kime tecritten bahsediyorlar?

Bu ülkede 40 bin insanın canına mal olan terör örgütü PKK’yı kuran Apo’ya tecritten..

Apo’nun yanına, kendi kafasından teröristler oda arkadaşı olarak yollanmadı mı?

Yollandı..

Yetmiyor mu?

Yetmiyor.b

Ayrıca, cezaevinde iken her istediği ile görüşmesi isteniyor..

Bu kabul edilmeyince de..

“Sen 40 bin insanın katilisin. Hâlâ senin yüzünden bu ülkede insanlar ölüyor.. Askerler vuruluyor” denilerek önüne gelenin Apo’yu ziyaret etmesinin önüne geçilince..

Aldatılan insanlar açlık grevine zorlanıyor.

Onların anneleri de, gösteriye..

Anneleri itekleyen polis, onlara sorsa: “Anne... Senin oğlun, cezaevinde bir haksızlığa mı uğradı? Bir isteğin var ise, aracı olalım..”

O annelerin diyecekleri tek bir şey yok..

“Ben düne kadar, oğlumla Kürtçe konuşamıyordum. Allah razı olsun, Tayyip Erdoğan’dan.. Cezaevindeki çocuğum ile Kürtçe konuşabiliyorum” diyecek..

Ama.. Ortaya bir sis bombası atılıyor..

Çocuklar açlık grevine..

Kendileri ile ilgili bir sorundan değil..

40 bin kişinin katili Apo’nun istekleri için açlık grevine yatıyorlar..

Çocukların anneleri de..

“Çocuklarımız ölmesin” diye gösterilere çıkıyorlar.

Polisimiz de..

Olayı tüm netliği ile kamuoyuna aktaracağına..

Anneleri itekleyerek, devletin yüzde yüz haklı olduğu bir konuda..

Teröristlerin yüzde yüz haksız oldukları bir noktada..

Devleti suçlu konuma düşürüyorlar..

Ardından..

Birkaçının ismini verdiğim sözde aydınlar, bildiri ile yaşanılanları kınıyorlar..

Peki ben neye deliriyorum?..

Böylesi bir noktada, polisin o tavrına da deliririm de..

Durum çok daha vahim..

Tam bu olayların ardından, K. Irak’tan acı bir haber geliyor..

4 askerimiz şehit..

Tecrit edildiği iddia edilen Apo’nun kurduğu örgütün elemanları, 4 askerimizi şehit ediyorlar..

Ben hemen dönüyorum..

“8 insanımız ölmüştür” diyerek, insanların ölmemesi için çaba sarfettikleri görüntüsünü veren sözde aydınların sosyal medya hesaplarına..

 Abdulbaki Erdoğmuş’a bakıyorum. Diyarbakır eski müftüsü.. HDP’den milletvekili olup, bize Müslümanlık çağrısı yapan riyakar adam..

4 askerimiz için, tek açıklama yok..

Teröristler için içi sızlayan..

Ama askerlerimiz için, kılını kıpırdatmayan ikiyüzlü adam..

“Bu annelerin çığlığını ne zaman duyacağız?” diyerek, teröristbaşı için ölüm orucuna yatan teröristlerin annelerinin çığlığını duyuyor da.. 4 askerimizin annelerinin çığlığını duymuyor..

Geçiyoruz bir başka imzacıya..

Aydın Engin.. Cumhuriyet eski yazarı..

O da, teröristbaşı için destekte var..

Ama 4 askerimizin şehit olması ile ilgili bir fikri yok..

Tek paylaşımı yok..

“Kimse ölmesin!” diyor ama..

“Kimse”nin içinde askerler yok ki, askerlerimizin şehit olması ile ilgili tek bir paylaşımı yok..

Ahmet Faruk Ünsal’a bakıyoruz..

Onun da gündeminde askerlerin şehit olması ile ilgili konu yok..

Varsa yoksa..

Teröristlerin hakları..

Paylaştığı görüntülerden birisinde, “Beyaz başörtümle barış istediğim için tartaklanıyorum” deniliyor..

Aman Allah’ım..

Barış istiyorlarmış..

O zaman 4 askerimizi vuranlar kim?

Azıcık vicdanın kaldı ise, söyle ismini yazmaktan utandığım Ünsal..

Bir başka imzacı isim.

Nesrin Nas..

O da, Apo için imza atıyor.. Apo’nun öldürttüğü askerler için tek kelime yok..

Sezgin Tanrıkulu da öyle..

Neyse ki..

Milli Görüş kökenli iki isim..

O bildiriye imza atmışlar ama.

Azıcık vicdanları kalmış olmalı ki..

Cihangir İslam ve Mehmet Bekaroğlu..

4 askerimizi anmışlar..

Şimdi bu tablo karşısında..

Söyler misiniz..

Akıllı insan kalır mı?

Bir yandan askerimize kurşun sıkıyorlar.

Diğer taraftan “Barış istiyoruz” diyorlar..

Bir yandan, yakalayabildiğimiz teröristi cezaevine koyuyoruz.

Bu sefer de, cezaevinde krallar gibi yaşamak için, “Şu hak.. Bu hak” diye taleplerle karşımıza geliyorlar..

Ve bu sis bulutları her yeri kaplamış iken.

Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu..

Bu kafadakilerden oy alıp, koltuğa oturuyorlar..

Şu riyakarlıklar için, tek kelime etmiyorlar..

Üç maymunu oynuyorlar.. “Bize oylar gelsin, boşver, kimden gelirse gelsin” diyorlar..

Ama not ediniz.. O askerlerin ahları.. 

Oturdukları koltukları, öyle bir çeker alır ki.. Altlarının acısından, sokağa bile çıkamazlar..

 


YORUMLARA GÖZAT (70)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.