Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Metin, Fazıl’a baksın akıbetini anlasın!

-

Tayyip Erdoğan’ın Fazıl Say konserine gidişi yeni bir tartışma konumuz oldu.

Tartışmanın kaynağı ne idi?

Fazıl Say isimli piyanistin eski tarihlerdeki Tayyip Erdoğan karşıtı söylemleri..

Belki bunu görmezden gelebiliriz..

Tayyip Erdoğan karşıtı söylemleri genelleyip, İslam dinine yönelik saygısızca söylemlere imza atılması..

İşte o noktadaki söylemleri, es geçmemiz mümkün değil..

Neydi o söylemin ayrıntıları?

10 yıl kadar önce, bir gazeteciyle yapılan söyleşide, bakanların çoğunun eşlerinin türbanlı olmasından rahatsızlık duyduğunu belirten ifadeler. Bir adım daha ilerisi, İslam dininin temel kavramları ile ilgili Ömer Hayyam’a atfedilen bir şiirdeki sözlerin, Fazıl Say’ın kaynak belirterek de olsa, benimsemiş bir anlatımla paylaşması.

Hata mı?

Hata..

Bilinçli söylendiğinde, o sözler insanı küfre düşürür mü? 

Düşürür..

Ancak.

O sözleri sarfeden Fazıl say, mahkeme aşamasında kısmen işin farkına varıp, hatanın vahametini görüp, “Hakaret amacım yoktu. Sadece Ömer Hayyam’ı paylaşmak istedim”, demiş ise..

Bunu da bir mazeret olarak kabul etmek mümkün değilse de..

Belki de yaptığı büyük hatanın altında ezildiğini hissederek, o günlerden sonra, açıktan bir özür dilemeyi gururuna yediremeyerek..

Dindar camiaya aslında bir düşmanlığı olmadığını hissettirmeye çalışmış ise..

Bu sıcak yaklaşım, Fazıl Say’ın annesinin vefatında, devletin zirvesinden bir taziye ile karşılık bulmuş ise..

Bu dakikadan sonra, “Bana ne.. Bana ne.. Sen bana, inancıma laf söyledin. Sen artık dünyada da, ahirette de benim düşmanımsın” tavrından sıyrılmak gerekir.

Bir adım atana iki adım yaklaşarak mukabelede bulunmak gerekir. 

Konserine davet etmiş ise, o konserden zevk alsan da almasan da, icabeti görev saymak gerekir.

Tartışma nereden çıkmıştı?

“Ne o ‘din dong.. din dong..’ Bunu çalanların hepsi cehennemlik” sataşmasından değil..

“Hayatında konsere gitmeyen kendisini adam sanmasın” sataşmasından değil.

Kişisel bir kavgadan hiç değil..

Ya neden?

“Cennet hikâye.. Cehennem palavra.. Her tarafımızı türbanlılar kuşattı.. Biz artık bu ülkede yaşayamayız” söyleminden.

Bu saldırıyı yapan, o sözlerin sarfedilmesinden sonraki 9-10 yıllık süreçte ülkesini terketmemiş ise..

6-7 yıl önceki dine saygısızlık içeren sözcükleri bir daha tekrarlamamış ise..

Haramiyeti kesin olan “bira içme”ye değil, bir konsere sizi davet ediyorsa..

Gidersiniz; kavga değil barış istediğinizi ispatlarsınız.

Kutuplaştırmaya değil, birlik tesis etmeye gayret ettiğinizi gösterirsiniz.

Nitekim de öyle oldu.

Tartışma da bence böyle bitti..

Hani, Fazıl Say’ın ağzından, “Hangi rüzgârların tesiri altında kalarak, bakan eşlerinin türbanından rahatsız olduğu”nu açıklamıştı, dinlesek iyi olurdu ama..

“Cennet-cehennem ile ilgili saygısızca ifadeleri hangi mantık ile paylaşmıştı” kendisinden öğrensek iyi olurdu ama..

Fazıl Say, henüz Cumhurbaşkanını konsere davet etmediği tarihte, Akit olarak kendisinden bu soruları sormak üzere röportaj talep ettiğimizde.. “Uygun bir tarih belirleyelim” denildiği halde, niçin o buluşma gerçekleşmemişti bilsek iyi olurdu ama.

Bunlar da eksik kalsın artık..

Saldırıya uğrayan, inançları tahkir edilen biz olduğumuz halde.. Biz bu pencereden bakmaya gayret sarfederken..

Bizleri sürekli “kutuplaştırma” ile suçlayanlar kendilerine yeni bir hedef buldular.

Şimdiki hedefleri Fazıl Say.

“Sen nasıl Tayyip Erdoğan’ın karşısında eğilirsin” diye çakmaya çalışan mı dersiniz..

Fazıl Say’ın, Cumhurbaşkanı’na CD’lerini imzalar iken çekilen fotoğraftan yola çıkarak, “Erdoğan eksikler için uyardı, Say da not etti” diyen mi dersiniz.

‘Erdoğan, Fazıl’a, “Bundan sonra senin adın ‘Necip Fazıl olsun’ demiş, Fazıl Say da, ‘Siz nasıl tensip buyurursanız cumhurbaşkanım’ şeklinde cevap vermiş” diyenine.. 

“Konserde Fazıl Say’ın kiloları dikkat çekti. Seçim yardımları kapsamında dağıtılan makarnaların etkisi ile olsa gerek” diyenine..

“Gelsin belediyelerden davetler, gitsin bakanlık organizeli etkinlikler” diyenine kadar. 

Dün Tayyip Erdoğan için yaptıkları itibarsızlaştırma saldırılarına, bugün Fazıl Say’ı da eklemişler.

Kutuplaştırmanın feriştahını, hem de kendi mahallelerindeki arkadaşlarına yapıyorlar.

Onun içindir ki, Metin Akpınar’a, Müjdat Gezen’e hatırlatalım..

Ne zaman ki, tehdit söylemini bırakırsınız, hakaret dilini bırakırsınız.. Sanatçılık iddiasında iseniz, tehditlerle değil, sanatınızla halkın karşısına çıkarsınız.. İşte o gün göreceksiniz ki, şu an arkanızda duranların hepsi, Fazıl Say’a yaptıklarını size de yapacaklardır.

Fazıl Say, “Ömer Hayyam’ın İslam’a hakaret içeren sözleri ile sanatını mı icra etmişti?”

Hayır.

Akpınar’ın da tehditleri, sanat icrası değildi.

Alkışlar da, sanatı için değil, Erdoğan’ı tehdit ettiği içindi.

Artık bu gerçekleri bilelim..

Körü körüne Erdoğan düşmanlığı yapanların oyununa gelmeyelim.

 


YORUMLARA GÖZAT (71)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.