Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Şehit yakını atılınca “Yargıya gitsin”, başkan atılınca bildiri!

-

“42 baronun, üç ilin belediye başkanının görevden alınması ve kayyım atanmasını protesto eden bildirisine destek veren 20 Yargıtay üyesi, Külliye’deki adli yıl açılış törenine katılmayacak” haberini okuyunca..

Gerek baroların bildirisi açıklandığında.

Ve gerekse sonrasındaki süreçte, düne kadarki görüşmelerimde, bana tespitlerini aktaran bildirici baroların yönetim kurulunda görev yapan bazı avukatların görüşlerini yazmak da, üzerime vazife oldu.

Dışardan bakıp 42 baronun bildirisini okuduğunuzda, sanırsınız ki, bu barolara üye tüm avukatlar, o bildirideki iddialara katılıyor.

Hayır..

Büyük çoğunluğu katılmıyorlar..

Hatta o barolara üye olan avukatlar bir yana.. 

Bildiriye destek verdiği açıklanan baroların içindeki bazı yönetim kurulu üyeleri de bildiriye  katılmıyorlar..

Bu bildiriye katılma noktasında oybirliği ile alınmış bir karar olmadığını açıkça hatırlatıyorlar..

“Bu bildiri, politize olmuş, daha önemlisi, PKK ile iş tutan kirli bir pazarlığın sonucudur” diyorlar..

Görüştüğüm değişik baroların yönetim kurulu üyesi avukatların görüşlerini aktaracağım için, bire bir ifadelerini veremeyeceğim..

Ama genel söylem şu:

“Yönetim kurulu usûlüne uygun toplanıp karar vermedi.. Başkan, kendi insiyatifi ile, diğer başkanlarla birlikte böyle bir açıklamayı tercih etti. Demokrasi diyorlarsa, önce kendileri, kendi yönetim kurulu üyelerine konuyu sorsa idiler.”

Şikayet böyle başlıyor ama.

Bununla sınırlı değil..

Şehit yakınlarının bu belediyeler tarafından işten çıkarılması, avukatların genel itiraz sebebi..

Hatta bir tanesi, “Başkana hatırlattım. ‘Şehit yakınını işten atan belediye başkanına biz niye destek veriyoruz ki?’ dedim. Bana, ‘Dava açsın, işine dönsün, o ayrı konu..’ dedi. Ben de kendisine, ‘O zaman belediye başkanları da, dava açsınlar, görevlerine dönsünler, biz niye bu tartışmaya müdahil oluyoruz ki?’ dedim. Suspus oldu” aktarımında bulundu.

Bir başka avukat da, benzer şeyler anlattı:

“PKK destekçisi bir kişinin, bir sokağa isminin verilmesi, benim açımdan o belediye başkanının görevden alınması için yeterli sebeptir.. Ama, bize bildirinin metni gösterilmeden, katılım açıklaması yapıldı. Bu ülkede hukukçu kimliği ile ortaya çıkan hiç kimse, mahkemenin terör desteği sebebi ile mahkum ettiği, cezaevinde yatarak mahkumiyet kararı infaz edilen bir kişinin isminin bir sokağa verilmesine onay veremez.. Bu bildiri sebebi ile hakkımızda iddianame düzenlenirse, ben bu hatırlatmayı yaptığımı, mahkeme nezdinde açıklarım!”  

Hatta bazı barolarda görevli avukatlar, bazı gelişmelere isyan eder şekilde konuştular.

Sonradan bildiriye destek veren barolardan birisinde görevli imiş.. Şöyle dedi:

“Bizde de bir görüşme olmadan destek açıklaması yapıldı.. Ben şahsi fikrimi söyleyeyim, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı 50 medya işçisinin işine bir çırpıda son verdi.. Bu baro yönetimlerinin hiçbirisi, bir açıklama yapmadı.. ‘Niçin bir şirkette 50 işçi birden, hem de medya mensubu, kapının önüne konuluyor’ denilmedi.. Ama, üç tane belediye başkanı kapının önüne konuldu diye, o illerle hiç ilgisi olmayan baro başkanlıkları, açıklama yapıyorlar.. 50 medya mensubunun işten çıkarılması da, üç belediye başkanının görevden alınması ile benzer bir uygulamadır. Biri yanlış ise, diğeri de yanlıştır.. Birisine gözünü kapatıp, diğerini bildiri yayınlayarak protesto edenler riyakarlık yapmaktadırlar” dedi.

Haksız mı?

Değil..

Dün görüştüğüm bir başka avukat ise, “Daha bugün, Silopi’de bir askerimiz şehit edildi. Bu bildiriyi yayınlayan baro başkanları, o bildirinin bu askere sıkılan kurşunları cesaretlendirdiği iddialarına ne diyecekler? Destek verilen belediye başkanlarının tavırları ortada.. Şehit ailelerinin belediyede görevlendirilmesine karşı çıkıyorlar. Ama teröristlerin yakınlarını, özellikle işe alıyorlar. Yakınları işe alınan teröristler de, askerimize kurşun sıkıyor.. Böyle bir ortamda, baro başkanlarının bildirileri, teröre açıkça destek vermektir” dedi..

Yanlış ise..

Çıksın baro başkanları, “Yanlış” desinler..

Gerçekten de..

Belediye başkanlarının görevden alınmaları, idari bir işlem..

Yargıya götürme imkanı var..

Yargıya götürme imkanı olan bir konuda, baro başkanlarının bildiri yayınlaması, yargıya müdahale değil de nedir?

Bir yandan “Adli yıl açılış töreni, Cumhurbaşkanlığı’nda yapılamaz” derler iken..

Aksi tutumun, “Yargı bağımsızlığı”na müdahale olduğu söylenirken..

Yargıya intikal edecek bir konu hakkında, barolar bildiri yayınlayıp, yargıya adeta sopa gösteriyorlar..

Bu nasıl mantıktır? Bu nasıl aymazlıktır?

Şuna da varım..

Barolar, hukuka aykırı olduğu kanaatinde oldukları her konuda bildiri yayınlarlar..

Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı 50 gazeteciyi tek bir kararla işten çıkarttığında da bir bildiri yayınlarlar..

“Her konuda görüş açıkladıkları gibi, üç belediye başkanı hakkında da görüşlerini açıklamışlar” derim..

Ama..

Terörle bağlantısı olanlar hakkında destek açıklaması yapıp, terör suçlaması olmayan, hatta hiçbir suç isnadı olmayan gazetecilerin işten çıkarılmasına sessiz kalınıyorsa..

İşçileri kapının önüne koyan Mardin Belediye Başkanı kapının önüne konulduğunda.. Veya Diyarbakır Belediye Başkanı’nın kendisi, kapının önüne konulduğunda, “Demokrasi, hukuk bir kez daha askıya alınmış, yerle bir edilmiştir” deniyorsa..

Devam ediliyor, “YSK tarafından adaylıkları onaylanarak seçilen üç belediye başkanının, daha beş ay geçmeden devam eden ve henüz kesinleşmeyen soruşturma ve davalar gerekçe gösterilerek ‘idari karar’ ile görevlerinden uzaklaştırılmaları, idarenin yargı üzerindeki vesayetini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu uygulama ile Türkiye’nin idari yapısının yanı sıra, yargısı da ağır bir darbe daha almıştır” deniyorsa..

Ama.. 

“Kimseyi işten çıkarmayacağım” sözü verildiği halde, iki ay sonra “50 işçi birden kapının önüne konulduğu”nda, aynı açıklama yapılmıyorsa..

Hele hele.. 

Kanun gereği işe alınmış bir şehit yakını, PKK’ya şirin gözükmek için kapının önüne konulduğunda, hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği açıklaması yapılmıyorsa.. 

Bu baro başkanlarının da, yayınladıkları bildiri sebebi ile “teröre destek”ten yargılanmaları gerekir..

Yönetim kurulu üyeleri tek tek savcılığa çağırılıp, “Bu bildiri ile ilgili görüşünüz alındı mı? Alındı ise, itiraz ettiniz mi? Bir tartışma oldu mu?” soruları sorulmalı, ve alınan ifadeler kamuoyuna da açıklanmalıdır..

PKK’ya sahip çıkan belediye başkanları da..

O belediye başkanlarına destek veren baro başkanları da..

Yaptıklarının hesabını, mahkemede vermelidirler..

 


YORUMLARA GÖZAT (53)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.