Ali Karahasanoğlu

Ali Karahasanoğlu

Zaten siz şimdi, marjinal eşcinsellerin sözcüsü barolar değil misiniz?

-

Diyor ki, eski CHP ilçe başkanı, yeni İstanbul Baro başkanı Mehmet Durakoğlu: 

“Fakültede okuduğuma göre, TBMM komisyonlarının paydaşlarını çağırarak teklifi olgunlaştırması gerekiyor. İçeride Avukatlık Yasası görüşülüyor, baro başkanları içeri giremiyor. Bu fotoğrafı kimseye göstermeyelim, ben utanıyorum.”

Altındaki fotoğrafta, Mehmet Durakoğlu’nun hemen yanında, İslam dinine dil uzatan “çağlar gerisinden gelen” ifadesi ile bu milletin yüzde 95’inin inancına saygısızlık eden, bunun için de şu an savcılıkta dosyası olan Erinç Sağkan var..

“Fakültede okuduğuna göre, TBMM paydaşları çağırır”mış!..

Affedersin Mehmet Bey..

Bu ülkede 8 yıl kesintisiz eğitim yasası çıktığında, İlim Yayma Cemiyeti’nden başlayın, ÖNDER’e kadar onlarca sivil toplum kuruluşu, komisyonu boşverin, siyasi partilerin yetkilileri ile görüşmek için mücadele vermişlerdi..

DSP’si, ANAP’ı, DYP’den istifa ettirilen darbe korkakları, “Zırto” demişlerdi..

Bu ülkedeki imam hatip ortaokullarını, sabahlara kadar devam eden genel kurul görüşmeleri ile, kapatmışlardı..

Hani genel kurulun görüşü o yönde olur, bugünküne nasıl sahip çıkıyorsam, o günkü de “Hukukidir” derim.

Ama..

8 yıl kesintisiz eğitim yasasını TBMM’ye getiren ANAP Genel Başkanı, “Siyasi hayatıma da mal olsa, bu kanunu çıkartacağım” derken..

Kapalı kapılar ardında, “Ben imam hatip düşmanı değilim..” açıklaması yapıyordu.

“Bir tehdit altında olduğunu” izhar ediyordu.

Anavatan Partili milletvekilleri..

“Şu süreci bir atlatalım.. Tekrar açarız” diyerek, tehdit altında o kanunu kabul ediyorlardı..

TBMM’nin çoğunluğu değil..

Darbeci generallerin tehdidi altında ve üç tane DSP milletvekilinin isteği ile..

TBMM’nin büyük çoğunluğu istemediği halde..

Kan kusa kusa, o kanunu değiştirdiler..

Kıyaslama yapacaklar için söylüyorum..

O gün, kanunun paydaşlarını, TBMM’nin duvarının önüne bile yaklaştırmayanlar, onlara alkış tutanlar..

İstanbul Barosu ile.. Ankara Barosu ile..

“İrticaya geçit vermeyeceğiz” diye höyküren o günün tüm baroları ile..

“Bu kanun geçmeli. Cumhuriyet meclisi, üç tane mürteciye pabuç bırakmaz” diyenler..

Şimdi bize, “kanun nasıl çıkarılır” dersi vermeye kalkıyorlar..

Dahasını söyleyeyim..

Bu ülkede, hiçbir kanunda, başörtü ile öğrenim görmenin yasaklığı ifade edilmemiş iken..

TBMM oturup, 1989’da ayrı, 1991’de ayrı,  2008’de ayrı özgürlük içerikli kanunlar yaptığında..

Anayasa Mahkemesi’nin 11 tane üyesi..

Kimse ile görüşmeden..

“Paydaşlar bu konuda ne der” demeden..

“Yahu bizim de anamızın başı örtülü, biz ne halt yemeye, başörtüyü yasaklıyoruz” demeden..

“Bu dünyanın bir de ahireti var.. Ölüm var.. Sorgu var.. Kabir var.. Kabirde hesap var” demeden..

Hiçkimseyi dinlemeden, hiçkimseye bir şey sormadan..

“Kanunu iptal ettim” dediğinde..

Barolar hep birlikte ayağa kalkıp, alkışlamışlardı..

Diyebilirsiniz ki..

“Onlar böyle yaptı diye, biz de aynısını yapmaya hak mı kazanırız?”

Asla!..

Onların zalimlikleri, bizim de zalimlik yapmamızı gerektirmez..

Ama Anayasa Hukuku’ndaki “kanun yapımı sırasında TBMM komisyonlarında paydaşların da görüşleri dinlenir” tavsiyesini alıp..

Anayasa’nın 6. maddesindeki “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti, egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.” maddesini görmezden gelirseniz..

 Hemen sonrasındaki 7. maddede belirtilen, “Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez” kesin ifadesini görmezden gelirseniz..

Daha vahimi..

Utanmazca, despotça tavırlar sergileyerek..

Siz gittiğiniz TBMM’nin kapısının önünde..

“Buradan açıkça söylüyorum; çekin teklifi, dilediğiniz yere gelip müzakere etmeye hazırım. Davet de beklemem ben randevu isterim. Tuzak kurmayın, kurdurmayın. Tuzağa düşmeyeni de kınamayın” sözleri ile boy gösterirseniz..

Bu milletin temsilcilerinin anayasal görevleri olan kanun yapmayı engellemek için “Direniş Günü” diyerek, duyurular yaparsanız..

Avukatların en önemli vasfı, “güven dugusu” olması gerekir iken..

Siz, yapacağınız bir mitinge katılım yüksek olması için, “Duruşmaya katılmayın, ben mazeret gönderiyorum keza o yasa geçerse katılacak duruşma kalmayacak zaten” şeklinde ahlaksızca atılmış bir tiviti paylaşarak, avukatlara “Müvekkiliniz ile aranızdaki güven ilişkisini zedeleyin, davayı satın, davayı uzatın, görevinizi yapmayın, mitinge gelin” tavsiyesinde bulunursanız..

Sizin bıraktığınız yerden, eski ilçe başkanı olduğunuz CHP’nin TBMM içindeki sözcüleri çıkıp, “Öleceğiz, burada öleceğiz” diyerek algı operasyonu yaparsa..

Daha bir ay önce, “TBMM niye çalışmıyor” diyen CHP’li partidaşlarınız.. 

Şimdi koronavirüslü zamanları büyük oranda atlattığımız bu günlerde TBMM çalışmaya başladığında, bir yandan “Komisyonda sosyal mesafeye uyulmadan görüşmeler başladı” şikayetini dillendirip, bir yandan da dışardaki baro başkanlarını da içeriye sokmanın telaşını gösterirse..

Oradaki burdaki baro başkanlarınız..

“Yaptırmayız, geçirtmeyiz.. İzin vermeyiz” tehditleri ile, TBMM’ye posta koymaya kalkarsa..

Hele hele..

Aklımızla alay edercesine..

“Alevilerin barosu, Sünnilerin barosu, sosyal demokratların barosu, ülkücülerin barosu... Türkiye’ye bu kötülüğü yapmaya kimsenin hakkı yok” söylemi ile karşımıza çıkıp, çoklu baroyu engellerken..

Sizler, eşcinsellerin barosu gibi açıklamalar yapıp, İslam’ın kavramlarına dil uzatırsanız.. 

Tutarlı olamazsınız, beyler..

İnandırıcı olamazsınız, baronlar..

Haklı olamazsınız, hukukçular!

Önce dürüst olacaksınız..

Yaptığınız zalimlikleri itiraf edeceksiniz..

Sistemdeki absürtlüğü kabul edeceksiniz..

Sonra, alternatif bir teklifiniz varsa, onu getirip, sunacaksınız..

Anladınız mı, oni!

 


YORUMLARA GÖZAT (49)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.