Ali Osman Aydın

Ali Osman Aydın

Şiddet Meselesi Ve Kemalist Müçtehit

-

Mert Emre Karagöz 14 yaşındaydı. Futbolcuydu. Okul kantininde “omuz atma” meselesinden bir arkadaşıyla aralarında tartışma çıkmıştı. Hepsi bu kadardı! Kavga etmemiş sadece restleşmişlerdi.

Olayın üzerinden birkaç gün geçmişti. Mert okuldan çıkmış, evine gidiyordu. Arkadaşı pompalı tüfekle arkadan ona yaklaştığında, başına geleceklerden habersizdi. Silah patladı…İlk kurşun sırtına isabet etti Mert’in. Yere yığıldı. 9. Sınıf öğrencisi katil, yakın mesafeden iki el daha ateş etti… Fişeklerden biri boğazına isabet etti. 14 yaşındaki Mert’in cansız bedeni, gün ortasında, üzerindeki okul üniformasıyla kanlar içinde yola uzandı. 15 yaşındaki katil tutuklandı. Verdiği ifadede, Mert’e “kin güttüğünü” ve tüfeği Facebook’tan iletişime geçtiği bir firmadan temin ettiğini söyledi…

****

Bir firmanın, 14 yaşındaki bir çocuğa silah satmakta bir sakınca görmemesi ve isteyen herkesin hiçbir yasal prosedüre takılmadan 300 TL gibi bir para karşılığı silah bulabilmesi korkunç bir durum. 14 yaşındaki bir çocuğun basit bir itişme konusunu silahla/ölümle çözme düşüncesiyse daha da korkunç bir durum. Biriyle anarşinin silahlarını temin ediyorsunuz, ikincisiyle de askerlerini… Böyle bir toplumda kimse güvende olamaz… Yapılmak istenen de bu zaten…

BANA GÖRE ÇÖZÜMÜN İLK ÜÇ YOLU…

Bir…İnternet, zararlı maddelerin, araç gereçlerin alınıp satılabildiği bir platform olmaktan kat’i olarak çıkarılmalı. Bu alanda ciddi denetimler yapılmalı. Kontrolsüz bireysel silahlanma durdurulmalı. Bu ihmal edilemez… İhmal ederseniz kim vurmuş olursa olsun, Mert’leri siz öldürmüş olursunuz. Nokta…

İki… Benim için televizyon ve internet iki ray üzerinde ilerliyor. Biri şiddet, diğeri müstehcenlik. İkisi de toplumu temelinden dinamitliyor. İkisine karşı da toplum olarak mücadele etmemiz gerekiyor.Fakat ikisine karşı da mücadele eden, itiraz eden tek bir kurum, topluluk ya da şahıs yok… RTÜK, caydırıcı cezalar uygulamıyor. Devlet, ekranlardaki rezaleti umursamıyor. Köşe yazarları, siyasetten kafalarını kaldırmıyor. Halksa, şiddet ve müstehcenliğe desteğini hiç azaltmıyor. Bu durum şiddeti ve müstehcenliği hayatımızın bir parçası haline getiriyor. Sonra Mert’ler pisi pisine ölüyor ve ardından herkes timsah gözyaşları döküyor.

Üç… Eğitim sistemi amacını değiştirmeli. Ahlakı, disiplini, yaratılmışlara merhameti ve saygısıyla doğru insanlar yetiştirmeye odaklanmalı. Sistemi rekabetçi kapitalizme boş kafalı yarış atları yetiştirmekten vazgeçmeli.    

ACİLEN…  

“Konuyu yine dizilere getirdi” diyeceklere, katilin profil fotoğrafında, “Çukur” dizisinin “Vartolu “karakterinin resmi olduğunu hatırlatayım. Belki bu, sokak ortasında işlenen cinayetle ekranlarda işlenen cinayetler arasındaki organik bağı izah etmeye yardımcı olur…

Vakit kaybetmeden…

Başta Çukur olmak üzere, Sen Anlat Karadeniz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Diriliş Ertuğrul, Söz, Avlu, Bir Zamanlar Çukurova, Muhteşem İkili gibi diziler ve ayrım gözetmeksizin içinde silahların patladığı, kanın aktığı, şiddet konseptli tüm yapımlarla ilgili ciddi yaptırımlar uygulanmalı. Büyük para cezalarıyla birlikte, 3-5 hafta yayın durdurmaya dönük cezalar verilmeli. Kötü niyet taşıyan insanlara dizilerle ilham verilmemeli. Diziler kötüleri motive edecek şekilde çekilmemeli. Tek kelime ile bütün haber bültenleri, haber siteleri şiddetten arındırılmalı. Televizyon şiddet okulu olmaktan çıkarılmalı.

Mertler yaşasın istiyorsak, şiddeti hayatımızdan çıkarmaktan başka bir yol yok.  

KEMALİST MÜÇTEHİD YILMAZ ÖZDİL’İN SON İCTİHADI  

Yılmaz Özdil, imam olmanın dini şartlarına siyasal bir ekleme yaparak, Mustafa Kemal'i yok sayan imamın arkasında namaz kılınmaz." demiş. Kendisi milli tarihçimiz, milli yazarımız ve milli sosyoloğumuz olduğu gibi milli müçtehidimizdir aynı zamanda…

Ne kadar gerçekçi ve itidalli bir müçtehit olduğunu, Mustafa Kemal’e uluhiyet atfedenlere karşılık, onu sadece itikattan bir cüz olarak görmesinden anlayabilirsiniz. Kemalizm’in bir din reformu olduğu yönündeki tarihsel gerçeği unutun, şimdi moda Mustafa Kemal’i inancın rükûlarından biri olarak görmek... Zamanın ruhu böyle olduğundan, Özdil müçtehitliğini konuşturarak “milli dinin” duvarına, büyük bir tuğla koymuş bu içtihadıyla. Şükürler olsun ki Özdil, Mehmet Akif’i Mustafa Kemal kadar sevmiyor. Yoksa “Öncesinde İstiklal Marşı okunmayan bir Cuma Namazında kılınan namaz, kabul olmaz” diye bir içtihat yapabilirdi...

Maazallah… 

İYİLİK, CEZASIZ KALMIYOR

Bazı insanlar vardır ne iyilik yaparlar, ne de iyilik yapanlara hoş bakarlar. Bazı insanlar da vardır ki daha da beterdirler ve bana göre en berbat tipolojiyi bu gibi insanlar oluştururlar. Bu insanlar, o kadar şeytanlaşmışlardır ki, iyilik yapan bir insan gördüler mi, dayanamaz ve o iyiliğe engel olur, iyilik yapanı cezalandırırlar…

Esenyurt’ta yaşayan 59 Yaşındaki Melahat Çelik, son kategoriye dahil insanlarla muhatap olmak zorunda kalmış geçen hafta. Her zamanki gibi sokak hayvanlarını besliyormuş Çelik. İki kadın “Neden sokak hayvanlarını besliyorsun” diyerek üzerine yürürken o da “Onu da bizi de Allah yarattı” deme gafletinde bulunmuş! Bu sözlerle cinnet geçiren kadınlar, 59 yaşındaki Çelik’in parmaklarını ısırmışlar, saçlarını yolmuşlar ve yüzüne vurmuşlar… Çelik’in yüzü gözü kan içinde kalmış ve soluğu hastanede almış.

Neden?

Sokak hayvanlarını beslediği için… Yani, aslında herkesin yapması gereken bir şeyi yaptığı için. Kötü şeyler izlemekten, düşünmekten ruhsuzlaşmış bu tür barbarları ehlileştirmeden medeni bir toplum olmamız mümkün değil. Hayvan beslediği için birini dövebilen, bana göre her fenalığı yapabilecek türde biridir.   

Bu arada, daha geçen hafta bir şarkıcı için “Kadına şiddete hayır!” diye feryat ediliyordu değil mi? Neden Melahat Hanımın gördüğü şiddet için kimse sesini çıkarmadı?

Dövenler, kadın olduğu için mi?

Dayağın nedeni hayvanlar olduğu için mi?


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.