Ali Sandıkçıoğlu

Ali Sandıkçıoğlu

asandikcioglu.mynet.com

“FE EYNE TEZHEBUN” Nereye Gidiyorsunuz?

-

Değerli kardeşlerim, yazımın başına birçoğunuzun duyduğu veya bildiği bir ayet-i kerimeyi ve mealini koydum. Elbette ki bunun bir sebebi olmalıdır. Birkaç gün önce, Muhterem Abdurrahman Dilipak Beyefendinin Yeni Akit Gazetesinde 28.06.2019 tarihinde çıkan bir yazısını okudum. Yazı beni cidden çok etkiledi. Yazıdaki istatistik bilgileri aşağıda aktarmaya çalışacağım. Ancak bu bilgileri vermeden önce zamanımız Müslümanlarına, Müslümanların önderlerine daha doğrusu hepimize bazı sorular yöneltmek istiyorum. Bildiğiniz gibi dünyada en kolay şey tenkit etmektir. Sarı renk için ben olsam mavi yapardım, kırmızı için ben olsam siyah yapardım, her şeyi kolayca tenkit etmek mümkün. Öncelikle şunu ifade edeyim ki benim maksadım tenkit değildir. “Neden böyle olduk?” diye üzüntülerimi ifade babında bazı sorular sormaktan ibarettir.

Şeriatımıza göre farz, vacip, sünnet ibadetlerden sonra kişinin Cenab-ı Hakk’a yaklaşabilmesi için nafile ibadetler yapması elbette güzeldir. Bu tip ibadetlere hiç kimsenin itiraz etme veya tenkit hakkı da olamaz. Ancak farz, vacip, sünnet dururken Müslümanın nafileler ile meşgul olmasını İmam-ı Rabbani Hazretleri (K.S.) Mektubat’ında “ke enlem yekün” olarak ifade etmektedir. Yani yok hükmünde sayıyor.

Şimdi öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatına; İl ve İlçe Müftülerine, vaizlere, imam, müezzin, kayyum ve Kur’an kursu öğretmenlerine; medreseli veya çantalı hoca efendilere; yedi kere hacca, on beş kere umreye giden hacı baba ve hacı analara; dine hizmet gayesi ile kurulmuş olan dernek, vakıf ve cemiyetlerin sayın yöneticileri ile tüm üyelerine; şirketler ve holdingler kuran ve yöneten sözde şeyh ve müritlere; sekretaryalarına yayınlattıkları ihraca yönelik talimat türü bildirilerde falanca zat, falanca partiye mensup olan kişi veya kişilerle görüştüğü için “Muhterem büyüğümüz çok üzülmüştür, büyüğümüzün emri ile adı geçen kişinin yurtlara girmesi, cumalara katılması yasaklanmıştır” diye insanları Hz. Allah’ı (C.C.) zikir etmekten alıkoyanlar ve Allah’ın (C.C.) evlerinde Cuma namazı kılmaktan men eden sözde maneviyat ehli ağabeylere, temsilcilere, sözüm ona idarecilere; yıllarca nafile hac ve umre yapmayın diye hoca efendilere büyük selâtin camilerde konuşma yaptırıp nafile hac, nafile umre yapmak yerine fakir talebeler okutun diyenlerin bir anda U dönüşü yaparak ilim ehli hoca efendilerin ellerine birer çanta vererek, sokağa salıp, hac ve umre için adam toplatan cemaat tüccarlarına, istismarcılara; düne kadar hacca kadın götürmeyenlerin, gizlice başka bir cemaat veya Diyanet’le hacca giden ihvan ve ehavatına hatim yasağı koyan, bugün ise hanımlarınızla beraber hacca ve umreye gidebilirsiniz diye telkinlerde bulunan, teşvikler yapan allı şanlı, kibir abidesi, kibir küpü idarecilere; şu günlerde çok umreci buldum diye muhterem büyüğüne yağ çeken, ondan aferin alan, böylece cenneti garantileyen(!) müdahaneci yurt yöneticilerine, il, ilçe idarecilerine; sadece para kazanmak ve meşhur olmak sevdası ile tefsir veya meal yazan tefsirlerinde meallerinde şer’i şerife uymayan sakat bilgilere yer veren yazarlara; sözde âlimlere; sırf para kazanmak maksadı ile dini kitaplar yazıp ceplerini dolduranlara; ilahileri türkü formatında okuyan mevlithanlara; televizyonlarda iftar, sahur ve dini(!) programlar yapan çokbilmiş(!) televizyon hocalarına; kendi şeyhini sümme hâşâ Hz. Peygamber Efendimiz’den (S.A.S.) üstün tutan sahte müritlere; çocuklarını yurt içinde ve yurt dışında en pahalı okullarda okutup, çocuklarına binlerce lira saat ücreti ödeyerek özel hocalar tutan baba ve annelere; 18 -20 yaşındaki kız ve erkek çocuklarının altına binlerce liralar ödeyerek özel araba çeken velilere; bu ülkede kazandığı serveti ile sadra şifa olmayan muhteris zenginlere; dün mücahit diye yola çıkıp, “Ayasofya açılsın” diye bağırıp, bugün hileli, torpilli ihalelerle zengin olup hayat tarzını değiştiren günün eski mücahit, yeni müteahhitlerine; sadece isminin başında milli kelimesi olan ancak yetiştirdikleri öğrencileri ortada olan Milli Eğitim camiasının bütün kadrolarına; küçük olsun benim olsun deyip, birlikten kaçıp İslam ağırlıklı küçük dergi ve gazete çıkartan gazete ve dergilerin sahiplerine; milli ve manevi değerlere bağlı yayın yapan yerel ve ulusal televizyon kanalı sahiplerine; doğu ve güneydoğuda uzun yıllar medrese tahsili gören ilim sahibi, vatanını seven mollalara, sağ ve sol kulvarda siyaset yapan vatan ve milletini seven sayın siyasilerimize seslenmek isterim. Abdurrahman Dilipak Bey’in verdiği rakamlar ortada. Gelin birlikte okuyalım. Birlikte düşünelim. İslam dininin gelişmesi, ümmetin birliği için neler yaptık, neler yapamadık, niçin yapamadık? Gençlerimizin küfür batağına akışlarını niçin önleyemedik veya en aza indiremedik? Elimizde bunca imkânlar varken, İslam’ın gençlerimizin arasında yayılması noktasında ne kadar mesafe aldık? Milletimizden aldığımız fitre, zekât, kurban, sadaka, teberru paralarını yerli yerinde kullanabildik mi? Yoksa o paralarla talebeler yetiştirmek yerine, yerine göre dergiye mi yardım ettik? Yerine göre lüks misafirhaneler mi hazırladık? Yerine göre birilerini safımıza çekmek için hediye adı altında rüşvetler mi verdik? Bütün dini kurum ve kuruluşlar, özel, resmi, tam anlamı ile dinin gelişmesi, dindar neslin artması için yeterli, faydalı çalışmalar yapabildik mi? Eğer herkes vazifesini hakkı ile yapmış, ihlâs ve samimiyetle çalışmış ise aşağıda vereceğim rakamlar neyin nesi? Neden bu hallere düştük? Müslüman bir ülkede % 43 camiye gitmiyor, % 78 namaz kılmıyor ise tehlike çanları çalıyor, hızla uçuruma doğru yuvarlanılıyor demektir. Gelin rakamları birlikte okuyalım.

 “Türkiye’de toplumun dine ve dini değerlere bakış araştırması MAK 2017”

% 14 Allah’a inanmıyor.

% 25 Meleklere inanmıyor.

% 24 Kur’an-ı Kerim’in vahiyle geldiğine yani Kur’an’a inanmıyor.

% 74 Evindeki Kur’an-ı Kerim’i okumuyor.

% 37 Peygambere, Hz. Muhammed’e (S.A.S.) inanmıyor.

% 45 Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmıyor.

% 27 Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine inanmıyor.

% 68 Kur’an-ı Kerim’i Arapça lafzından okuyamıyor.

% 75 Hiçbir Kur’an kursuna eğitim almak için gitmemiş,

% 83 Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealini hiç okumamış.

% 77 Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.S.) hayatını hiç okumamış.

% 43 Hiç camiyle gitmemiş.

% 55 Ramazan ayında oruç tutmuyor.

% 70 İslam dini ile ilgili bilgileri öğrenmek için okumuyor.

% 78 Namaz kılmıyor.

% 20 Dua etmiyor.

% 59 Selamlaşırken “Selamun aleyküm” demiyor.

% 46 Halifelik istemiyor.

% 19 Günah işlediğine pişman olmuyor.

% 35 Gusül abdesti almayı bilmiyor.

% 25 İmam hatiplerde namaz kılanların sayısı.

% 50 İlahiyatlarda namaz kılanlar.

Tekvir Suresinde yer alan bir ayet-i kerimeyi ve mealini yazımın başına koydum. Cenab-ı Hakk bizlere “Nereye gidiyorsunuz?” diye soruyor. Ayet-i kerimenin sebebi, nüzulü var, uzun olmasın diye detaya inmedim, sadece mealini koydum. Gerçekten bizler ve evlatlarımız nereye gidiyoruz? Hizmet hizmet, eğitim eğitim diyenler, irşat ekipleri kuruyoruz diyenler, kış hizmetleri, yaz hizmetleri diyenler, imanlı gençlik yetiştiriyoruz diyenler; yaptığınız hizmetler sayesinde İslam nereden nereye geldi? Ümmet birliği neler kazandı, neler kaybetti? Rakamların tahlilini ondan sonra da takdirini değerli okuyucu kardeşlerime bırakıyorum. Bir çırpıda bütün hizmetleri inkâr etmiyorum. Yapılan hizmetlerin kâfi gelmediğini, ehlisünnet inanç ve itikadına uygun olarak daha çok çalışmak, ihlâs ve samimiyetle daha çok hizmetler yapmamızın elzem olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Şayet ibretle uyanmazsak, ihlâs ve samimiyetle hizmetlere destek verip, gençliğin geleceği için çalışmazsak Hafazanallah bizleri ve gençliğimizi daha büyük felaketler bekliyor. Rabbim bizleri uyandırsın. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.


YORUMLARA GÖZAT (25)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.