Atilla Özdür

Atilla Özdür

Beka ne demek!..

-

Eskilerde pek otobüse binmez idim. Yavaştan yavaşa yorgunlaşma günleri yaklaşınca, başladık duraklarda beklemeye. Hoş da oluyormuş otobüslerle dolaşmak. Hani ya, pek de fena değilmiş…

Yanımdaki koltuğa, cinsiyetiyle felsefesi ne olursa olsun, zaman zaman sırtı çantalı gençler gelip oturuyorlar. Hallerinden belli oluyor talebe oldukları. “Galiba mektebe de gidiyorsunuz. Maaşallah” diyerek laf attığımda ekseri şaşırıyorlar. “Şey” diyorum, “Mektebe gidiyorsunuz galiba, okuyor musunuz?”la devam ettiğimde, hallerinden ve mimiklerinden belli oluyor ki, “mektep” lafını ilk kez duydukları için anlayamıyorlar… 

Ah şey işte, şey, okul” diyerek anlaşılamayanı genişletince “ He, evet evet” ve ardından da okula gittiklerini söylüyorlar…

Ekseri lise talebeleri, manasını bilmediklerinden, hedeflerini sorduğumda, cevap olarak onlar bana “hedef”in manasını soruyorlar…

Ben de “Şey, hedef, amaç şey yani, ileride ne olmak istiyorsun, hani bir hedefin var mı”?...ile soruyu biraz kolaya çekiyorum…

Cevap yok, “bilmiyorlar, gelecek için bir şey düşünmemişler”…

Halbuki ilk mektep çocuğuna sorsan, hemen doktor’u yapıştıracak…

Ne çare! Amma, hepsinin de elinde çok maksatlı teçhizatlarıyla birlikte pabuç misali akıllı telefon…

Diyorum onlara, bir hedef belirleyin. Hedefinizin altyapısı için gereken bilgileri şimdilerden edinmeye bakın. Yoksa şimdiden hazırlığa başlamasanız yarın tercihinizde eğitim bölümüyle karşılanırsınız. Bakın yüz binlerce genç talebe hazırlıksız yakalandıklarından öğretmen olabilmişlerse de sokaklarda kağıt toplamaktan öteye bir iş bulamıyorlar…

Hımmm, hımmm diyerek gülümseyip geçiyorlar, hedefsiz, amaçsız projesiz sanal gençler… 

Otobüste tercihim ekseriya ters yönlü koltuklar. Gidiş istikametine sırtınızı döndüren bu ters koltuklar, diğerlerine nispet daha emniyetlidir. Aniden sert bir fren yapsa, burun üstü yere kapaklanmazsınız…

Yüzü bana dönük karşımda oturanın gömleğinde küçük ebatta da olsa yıldızlı çizgileriyle göz alıcı parlak bir simge. Ve hemen altında da o genç kişinin gururla göğsünde taşıdığı “Stars and straps”ın aidiyetini belirten üç harften oluşan bir şifre… 

U. S. A…

Mektep lafını hiç işitmemiş olacağını düşündüğümden, okuyup okumadığını sordum. Üniversiteye gidiyormuş…

“Türkiye’de Üniversite talebesi bir Türk gencinin göğsünde bir Amerika bayrağı, hiç de güzel düşmüyor be kardeşim. Valla şimdi sana yakışanı bir Ay Yıldız’cık olmalıydı. Sakın kızmayasın bana. Siz gençler bizim güvencemizsiniz” dediğimde,…

Çirkin bir sırıtmayla karşılaşıverdim…

Otobüslerde olunca, Atatürk’ün kalkıp geldiğinde odunla kovalamak isteyeceği çarpık gençler üzerinde uzunca bir süre düşünme, üzülerek değerlendirme, hatta tatlı tatlı konuşma imkan ve fırsatını yakalayabiliyorsunuz…

Talebeler Şişli Endüstri Meslek lisesinden grup halinde boşalmışlar. Otobüs de okulun yanındaki durağından kalkmış ve Şişli Camiine doğru epeyi yol almış. Gruptaki talebelerden biri trafiğin dur-kalk halindeki otobüse yaklaşarak şoförün ön kapısını tık tık’lıyor. “Aç kapıyı bineyim”…

Oysa otobüsün, hem de son durak olarak önünde durup da yolcularını silkeleyecek olduğu nokta iki yüz metre ileride… 

Cumhuriyet’in kendilerine emanet edildiği talebe grubuna mensup delikanlının, trafiğin de tam ortasındaki “aç kapıyı bineyimci” bu gencin benimseyerek sırtına geçirdiği spor gömleğinden de şu felsefe fışkırıyor, 

Dream tomorrow 

Live today

Gününü yaşa, Yarını düşünme!

Hem Türk ve de talebe, hem de Türkiye. Gel velakin, hedefini belirlerken kullandığı dil İngilizce…

Yanar mısın, yakar mısın?....

Kağıthane Askerlik Şubesi’ne gittim. Şube Reisinin kapı girişinde Çerçeveli bir tablo… 

CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KURDUK….

Ayni tablonun büyükçe bir kopyasını Manisa’da görmüştüm. Bir öküz arabası ve çekicisini belirleyemediğim bir başka araba daha. Kadınlar, erkekler, yaşlılar ve gençler hep bir arada objektife poz vermişler. Şapkalılar, kasketliler, çıplak kafalılar. Ayaklarda şıptırıklar, yırtık pırtık çarıklılar, yalınayaklarla, kravatlılar ve hırpani kılıklılar ve sarılıp sarmalanmış haminneneler hep bir arada ve ortalarında da sopasıyla yukarı kaldırılmış Ayyıldızlı Türk Bayrağı…

İşte size iki Türkiye…

Birisi kağnılı, bir diğeri Mercedesli…

Biri kerpiç evli, öbürü gökdelenli…

Kağnılısında zina suç ve günah idi,

Mercedesli Türkiye’de kumar gibi ruhsatlı orospuluk da, bir hak olup, kalkınmaya da destek…

Birinde Müslümanlar, diğerindeyse Athe’siyle Deist’lisi

Gidiyorlar, ağlaya güle, AB’nin semt-i meçhulüne doğru… 

BEKA’nın tersine tersine… 

 


YORUMLARA GÖZAT (14)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.