Atilla Özdür

Atilla Özdür

Belediyelerde spor...

-

 Belediye denildiğinde akla ilk gelen, ailenin reisliği olması lazım gelir. Mutfak, kiler, odunluk, ecza dolabı, terzi, bakkal ve benzeri esnaf ve esnaflıklar. Reis, aile fertlerinin tüm ihtiyaçlarını, son tahlilde bu kaynaklardan karşılar…

 Ne var ki reis tektir, bakmakla mükellef olduğu aile fertleri nispete gelmeyen bir çoğunlukla ayağına engeldir. Ehemmi mühime baskın bütçe harcamalarıyla plan program ustalığı, işte burada kendini gösterir…

 Zira belediye denildiğinde, bir başka ifadesiyle ehemmi mühime ezdiren sapkın türlerinde belediye lafı zikredildiği zaman, reisin ilk aklına geleni yukarıda belirttiğimiz sarf yollarının haricinde kalan başka gider unsurlarıdır. Mesela, Atatürk’ün bugün yaşıyor olsaydı dudaklarından lanetle döktüreceği futbol kepazeliği, gibi…

 Çünkü Atatürk, sporcunun da, tüccarlarda olduğu gibi namuslusunu severmiş…

 Zaman zaman trafikte gözümüze çarpıyor. Belediyelere ait olup, bazıları tam donanımlı hasta nakil arabaları…

 Bunların arasında beldesinde vefat eden vatandaşlarının ana toprak hasretini giderme amacıyla kullanılanları da var. Zaman geliyor, ALO 118’in yükünü ortaklaşarak üstlenenleriyse, görev-i asli hizmetlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışıyorlar…

 Fakat bazı belediyeler de var ki, Atatürk’ü yattığı yerinde hop oturtup hop kaldırasıya, profesyonel yarışma sahalarında top koşturtarak kendilerince önem atfettikleri mühimi ehemin önüne aldırıyor… 

 •

 Oysa, değirmene tahrik gücünü sağlayan suyun debisi, mevsim ve iklim şartlarına göre bellidir. Bu kanala bir taş daha bağlandığında, bunları döndürtemezsiniz…

 Belediyelerin de suyu seli bellidir. Kendisine hizmet götürülen vatandaşın sayısı belli, hayat standartları da bellidir. Artan kelle sayısının yanında aile fertlerin temel harcamalarındaki artışına rağmen, yeşil sahalarda top koşturanları da değirmenin dolabına yüklerseniz, bunların artıracağı su gücünü, hangi kanal akıtarak getirecek?…

 Ya tabela vergilerine zam ya da lağım hizmetlerinden tasarruf… Ya geliri artıracaksın ya da giderin deliğini tıkalayacaksın.

 Veyahut, vatandaşı, sağlık sıhhat hizmetleri için ekranların her derde devacı haysiyetsiz kalpazanlarına emanet edeceksin… 

 •

 Kamu iktisadi işletmelerinin yönetimi devletin maaşlı ve ücretli personeline emaneten tevdi ediliyor. Belediyelerin sosyal tesisleri, hastaneleri ve tuğla kiremit ocakları. Devletin tekstil fabrikaları, maden ocakları, et-süt tanzim çiftlikleri. Hatta. Devlet Hava Yolları da…

 Bunların mülkiyeti halkın olup, piyasadaki işlerini çevirenler de, devlet ve belediye memurları…

 •

 Kendimi bildim bileli iktidarı vardiya usulü nöbetleşe devir teslim edenler, muhalefet cephesindeyken hep şu ayni nakaratı tekrarlayıp öterler…

 “Tahsil edilen vergiler, tahsil edileceğin üçte biridir”…

 Hiçbir iktidar kendinden öncekilerin devrettiği utanç verici bu pislikleri ortadan kaldırmaz. Zira, gider deliğini tıkamak, gelir kanalını açmak kolay değildir. Kolay olmasına kolaydır da, yapacak olanlarca pek verimli değildir… 

 Daha defterini yeni kapattığımız seçim işlemlerinde fiş dolduran bir müsabık, hizmet karşılığı müşterisinden aldığı senedini tahsile verir. Senet sahte çıkınca senetle ilgili işlem yapılır…

 Yapılır da, itibari kıymeti milyarların üzerinde olan bu senedin ne gibi bir ticari işlemin; hizmet veya alışverişin karşılığı olarak düzenlendiği merak edilince, sorulur…

 Gördüğü hizmet karşılığı veya sattığı mal ve hizmetin bedeli olarak borçludan aldığı senedi tahsile veren ciranta, net ve anlaşılır bir cevap vermez, belki de veremez…

 Zira,

 Paranın bir elden bir başka ele aktarılmasındaki meşruiyet, vergiye tabidir…

 Zekatını vereceksin ki. Elde kalan bakiyesi helal olsun!

 Matrahın faturalı belgesi yok ! 

 Şu son günlerin ucu memleketin bekasına uzanan seçimlerinde futbol klüplerinin birbirlerine karşı cepheye sürdükleri oyuncular, hepsinin günahını almayalım, işte bu kırattadır. Şimdi buradan ipi göğüsleyerek köprüyü atlama işlerinde uzmanlığını ortaya koyabilenler, işlerinin başına gelecekler…

 Kamu kaynaklarının adil taksimatına

 •

 Büyük küçük, borçlu olmayan bir belediyemiz yoktur, Elhamdülillah!…

 Büyük küçük belediyelerimizden hiçbir tanesi yoktur ki, “ el-yaban” ayırımsız, hemşerilerinin fert başına bir adet aynalı telefonuna kadar tüm ihtiyaçları karşılanmamış olsun, Çok şükürler…

 Evlerimiz aydınlık, ferah, güneşi de içinde ve sobası otomatik, suyu da billur damlası. Bundan ötesi şükretmezlikte baş belası…

 İster misiniz belediyeler, hemşerilerinin mutluluğunu, kapasiteleriyle mütenasip işletecekleri birden üçe beşe kadar profesyonel spor kulüpleriyle anlı şanlı tarihlerine birer tarih daha düşürsünler?...

 Kanallarınız dışarı taşsın, sularınızda eşerkoliler kaynaşsın ve yağmurlu havalarda çamura bulanmadık bir yanınız kalmasın,

 Buyurun, Belediyespor’larınızı alkışlamaya….

 •

 NOT: Burada yer alan borç-alacak hikayesinde cins ismiyle adı geçen senet, aidiyeti itibarıyle anonimdir. Gazete ve ekran haberlerinde ismi telaffuz edilen gerçek kişilerle bir ilişkisi düşünülmemiştir…

 Tevatüre itibar edilmemesi…

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.