Atilla Özdür

Atilla Özdür

Gelelim, tuzu kurular dünyasına…

-

Türk işilaikliğin kuruluş felsefesine göre hizmet gören-gördürülen Diyanetin hazırladığı hutbe metinleri, hep gürültü koparır…

Tanrı’dan sevap ısmarlandığında, Atatürk niye listeye alınmazmış?...

Allah’ımız, ismi celillerinde Merhametlidir, Vericidir, Cömerttir, Rezzaktır, Adildir türünden nitelikli isimler zinciriyle tanınır ve bilinir.  Biz kullarıysa bencilizdir. Kendimizi düşünürüz nalıncı keseriymiş gibi hep kendimize yontarız. Oysa O, bizlerin de cömert olmamızı emreder. Muhtaçların görülüp gözetilmesini farz kılar…

Yaradanı ile yaratılanlarını nitelikleriyle böyle tanıyıp tanıtan büyüklerimiz, Allah’ımızdan yardım ve destek talebinde daima toptancı üslup kullanmışlar. Yağmur duasına çıktıklarında bütün topraklar için yalvarmışlar. Birlikte duaya kalkıştıklarında da dertliye deva faslında olduğu gibi, şifayı da tüm hastalara, eda kolaylığını ise bütün borçlular için istemişler. Şehitlerimize Cennet’ten mekân isterken de yine aynı dili kullandıklarından, ayrı ayrı isim zikretmeyi ayırımcılık olarak görmüşler ve saygısızlıktan kaçınmışlar…

Bizim Türk işi laikçilerimiz medrese kapısını hiç görmemişler. Muhtemelen kapıya düşmanlıklarından, Müslümanlığın bu insani inceliğini de bilemezler…

Senenin muayyen günlerinde topluca yapılan dualarda “Mustafa Kemal’i neden listeye dahil etmiyorsunuz” diyerek cahilcesine ortalıkta çelik çomak oynamaya kalkışırlar…

İmamoğlu, Kemerburgaz Ormanlarını 16 milyon İstanbulluya açarken, “BAŞKALARININ imara açtığı dünya cennetinden faydalanmaları için” kapılarınıhalka açıyoruz havasını atmıştı…

Yakınlarda 16 milyon ortaklı beldemizin yeni bir kapısını daha açacak. 16 milyon İstanbulluya kapalı olan tatil köyünün kapısını bila ücret faydalansınlar diyerek özürlülere açacak…

BAŞKALARI denilen grup, oba ya da topluluk, AKP’li belediye iktidarıdır. Bunlar oturup İstanbullu için daha ne gibi hizmet arzını düşündüklerinde, “Özürlüye adı tadı yerinde bir tatil fırsatı” demişler. Mülkün sahibi İstanbulluya bu hizmetin tahsisatını, projesini, alt yapısını ve yerini bir kaç yıl öncesinden tamamlayarak kullanıma hazır hale getirmişler…

Kemerburgaz Piknik Alanında düşündükleri gibi, seçim propagandasına dönüşmemesi için tatil köyünün de açılışı tehir edilince, davetiye ilanı İmamoğlu’na kalacaktı…

Eli kulağındadır. Bugünden yarına pek kalmaz, İmamoğlu 16 milyon İstanbullu nakaratını bir kez daha diline dolayarak, ortalıkta hava atıp dolaşacak…

16 milyon İstanbul’un özürlüleri, aile fertlerinizle birlikte Şile’deki tatil köyünüzde misafirimsiniz. Bu sizin hakkınızdır” ibaresi, reklam panolarında yerini alacak…

Bedava tatil köyü, mutfağında aşıyla birlikte bir tek davetlileri hariç, her şeyi hazır, misafir sahiplerini bekliyor… 

       

AKP belediyesinin özürlüler için planlayıp hazırladığı bu tatil köyünün epeyi oluyor bitirilişi. Kala kala bir tek ilk tertip misafirleriyle birlikte resmen ve fiilen açılması kalmıştı…

Ailece binlerce lira ücret karşılığı beş yıldızlı bir tatil köyünde bir haftalığına ücretsiz istirahati, özürlülere tavsiye ederiz. İstanbul’da bulundukları belediyelerine giderek istekte bulunsunlar… 

Kent ormanının politik parsası, İmamoğlu’na miras kaldığı gibi, özürlüler tatil köyünün siyaseten kaymağını da, “Görevimdir hakkımdır” diyerek İmamoğlutoplayacak… 

Ne şans be…

“Âlemi tatil, bizi de kör Salih” biçiminde kafiyeli bir yakınma vardır ya, bu da böyle işte…

Sene sonuna yaklaşıyoruz. Ekonomik hayatımızın aktif birimleriyle düzenlemeci devlet, oturup yeni senenin asgari ücret güreşine soyunacaklar…

Hazırlığa başlamak lazım. Sabahları yola çıkmadan önce birkaç dakika çalıştırılarak arabanın hazırlanması gibi, bu güreşe katılacak pehlivanların da meydanda bir iki peşrev atması usuldendir...

Taraflar öfkelenerek birbirlerinin kispetlerine dalmaya kalkışmasınlar. Sonu nereye çıkar, bilinmez…

Oyunun birinci perdesi geçenlerde sessizce açılmış ve aktörleri de rollerini başarıyla oynamışlardı. Bakalım nereye bağlanacak?

AKP. Manisa mebusu Uğur Aydemir yumurtada fiyat hadleri üzerinden rakip cepheyle zevkli bir tartışmaya girişmişti. 2002 yılının asgari ücreti 1750 yumurtayla denge tutuyorken, 2019 gelince 4373 yumurtayı kaldırıp götürebilecek bir güce erişmiş…

Rakip cephenin profesyonel seyircileri de şaşırıp kalmışlar…

Daha da büyütülmesine pek gerek görülmemiş…

Hem sonra, “yoksul kimse de kalmamış ki ”… 

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.