Atilla Özdür

Atilla Özdür

İnsani gelişme endeksi ve kıyamet…

-

Endeks, iki olgu arasında zaman içinde meydana gelen farklılaşma anlamına geliyor, ya da biz böyle düşünüyoruz…

İktidar ile muhalefet arasında zaman zaman nezaket kurallarını ihlal edici tartışmalar meydana gelebiliyor. Bu tartışmaların ekseriya gelişme endeksleri içinde yer aldığı ve arzu edilmeyen sayı ve oranlar üzerinde yapıldığı görülüyor.   Aslına bakacak olursak, bunların her biri birer kuru şamatadır.

Politikacılar emaneti üstlendiklerinde gerçekleştirebildikleri iktisadi büyüme sayıları, hele hele bunların geçmişe nisbet başarıları da varsa, kendilerini seçmenlerine ibra ettirebilme amacıyla bu sayıları kıvançla öne sürüp ortaya seriyorlar. Zira bunlar, başarılarının elle tutulup gözle görülen delilleridir…

Başarılı iktisadi büyüme sayıları politikacının başarı göstergesi olup, insani gelişme endeksinde erişilen başarının da sadece araçlarından birisidir. Dolayısıyla, seçmenine hesap veren politikacı, göğsünü gere gere iktisadi büyüme rakamlarında sergicilik yaparken, insani gelişmeye gelince sessiz kalmayı tercih eder...

Çünkü iktisadi kalkınma ve zenginleşmede başarı delili olarak gösterilen değerler, umumiyetle çevreyle ilgili olup, ferdi ölçekte kişilerin hayati problemleriyle doğrudan ilişkisi olmayabiliyor…

Fert başına düşen gelir artışlarıyla ifade edilen iktisadi büyüme sayılarının, insani gelişme endeksi için sadece bir araç olduğunu yukarıda söyledik. Okuma yazma oranının yüzde yüzlere çıkarılmış olması, hiçbir şekilde bilgi ve eğitimde bir önceki yıllara nispet daha ileri boyutlara eriştirildiği anlamını vermez…

Mesela, ortaokul diplomasına sahip olamamış kimsenin hemen hemen kalmadığı günümüzde, lise mezunlarının iki satırlık dilekçe yazma kabiliyetinden yoksunluğu, insani gelişme merdiveninin daha henüz ilk basamağını dahi atlayamadığımızın göstergesini oluşturur.…

İsterseniz ikinci basamağa da bir bakalım…

İkinci Dünya Harbinin dünya ekonomisinde meydana getirdiği ağır yıkım sonrasında ABD’nin öncülüğünde başlatılan Keynesgil ekonomi modeli denilen, tüketime dayalı açık hesap sistemiyle, Batı dünyası başta olmak üzere cihan devletleri, Türkiye’de dâhil, toparlanmaya başladılar.

Servet toplama ihtirasını kıyametle sona erdireceği kesin ilahlık iddiasındaki bilim, yıllardır yapılan büyük harcamalara rağmen, hâlâ sırrı çözülemeyen hastalık türleri karşısında sessiz ve hareketsiz…

İşte tam da bu kertede Dr. Ali Akben, iman esasları arasında yer alan bir başka alanı, belki de inat olarak, karşıtlarının kafalarına tokmaklıyor…

“Tipik sara nöbeti gibi seyretmeyen ve farklı nöbetlerle hekimlerin tedavi protokollerine direnen ve tetkik vasıtalarında herhangi bir bulgu vermeyen hastalar var.

Bu hastalar, hekimlerden bekledikleri faydayı göremeyince toplumda hoca, medyum, cinci, falcı, ocak gibi isimlerle anılan ve tedavi yetkisi olmayan hekim dışı kişilerden medet ummaya başlıyor…

Genellikle cahil cesareti mantığı ile sunulan çoğunlukla mantık dışı sözde tedavilerden hastalarımızın bir kısmının mağduriyeti ile ilgili sayısız örnekler var…

Sorunlarını çözememiş, iki arada bir derede kalan bu hastalara biz hekimlerin sunacağı bazı alternatifler olmalıdır...”

“Beynelmilel kabul görmüş yöntemlerin aydınlatamadığı nadir hastalıklarda alternatif bazı uygulamalar sonuç veriyorsa ve bu hastalar bu yöntemlerle tedavi olup karşımıza iyileşmiş bir kişi olarak gelebiliyorsa, bu durumda hekimlik hassasiyeti ve şüpheciliği ile bunun sebep sonuç ilişkilerini irdelememiz gerekir kanaatindeyim…” diyerek, CİN HASTANESİNİ, gündeme getiriyor…

 •

 Şunu demek istiyoruz…

 İktisadi büyüme hangi seviyeye gelmiş olursa olsun, insani gelişme endeksi hangi okyanuslarda kulaç atarsa atsın, sonunda kıyametle noktalanıyor…

HAMİŞ:

Bu kabilden kaynağı meçhul rahatsızlığımdan ötürü on yıl oluyor, beni iki ay misafir ettiği İstanbul Eğitim Hastanesinde Allah’ın izniyle sıhhatime kavuşturan Uz. Doktor Ahmet Haksever Hocamıza bu vesileyle saygı ve teşekkürlerimi sunarım… 

 


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.