Atilla Özdür

Atilla Özdür

Rastgele Cuma…

-

Devlet Başkanları ile İstanbul Belediye Reisi bir cuma vakti Çamlıca’da karşılaşmışlar. İkisi de Cuma’ya niyetlenmiş olmalı ki, karşılaşma yenilerde inşa edilen Çamlıca Camiinde vuku bulmuş. Bunlar, Türkiye’de gündemin birinci derecede gözde kişileri olduklarından, imamın hemen arkasında ilk safta yer almışlar. Hatta dirsek dirseğe…

Abdülhak Hamid’den, Münir Nurettin’in anlamlı bir şekilde yorumladığı “Her yer(i) Karanlık” basmadan, siyasi hayatımızda da sürgit devam etmesi arzulanan manzaranın sonrasında taraflar, camiin kahyasıyla birlikte çevreyi dolaşmışlar… 

Kahyanın izahına göre Çamlıca Camii, bahçesiyle birlikte bölgede büyük ve geniş bir yer kaplıyor. Sırf cami ve müştemilatın güvenliğinde kırk kişi çalışmaktaymış. Temizlik elemanlarının sayısı da otuz beş. Caminin piknik alanlarına eş büyüklükteki arazisi üzerinde inşa halinde bir de açlık bastırıcı pratik bir kır kahvesi…

Modern Türkçede buna “kafeterya” deniliyormuş, önemi yok. Yerinin niteliği itibarıyle biraz çirkin kaçıyor, o kadar...

Bu minval konuşan kahyanın amacı, sanırız İmamoğlu’ndan Cami ziyaretinin duhuliyesini ayarlamak...

Burası büyük bir kültür kompleksi. Masrafları oldukça yüksek. Çevre düzenlemesini henüz bitiremedik. Ayrıca buranın bakım ve muhafazası için personel gerekecek. Profesyonel gelirlerimiz kifayet etmediğinden dışarılardan yardım almak zorunluğunda kalacağımız kesin”

İmamoğlu, her şeyden evvel müdebbir ve tecrübeli bir işadamı. Ayrıca leb denilmeden leblebiden bahsedileceğini de kestirebilme yeteneğine sahip. Cumaya duhuliye ücreti ödemeğe pek niyeti yok. Cami de gerçekten çok büyükmüş. İstanbul belediyesi olarak Çamlıca cesametinde daha kırk kadar tarihi camiye destek veriliyor…

Eski Osmanlı devrinde böyle tarihi büyük yapıların masrafları kendi özel vakıfları tarafından karşılanırmış”…

Adam gerçekten ticaretin ustası. Tam da Atatürk’ün görmeği arzuladığı nitelikte bir tüccar. Daha antrenin girizgahında kahyanın önünü kesiverdi…

Çamlıca Camiini koruma ve yaşatma derneğinin VAKFA dönüştürülmesini tavsiye ediyor. Hiç çaktırmadan kibarca yük altına girmekten sıyrılmayı ustalıkla başarıyor….

Cami bahçesinde inşaatı devam eden kafeteryanın bir kurum tarafından çalıştırılması gerekirmiş. Mesela Beltur gibi!.. 

“Kafeteryada fiyatları yüksek tutamazsınız” diyor piyasa ve ticaret uzmanı başkan. Öyle ya, gelen adam oraya zevklenmek amacıyla gelmez, namaz kılacak, niye ödesin bir bardak çaya beş lira? Yeri ve amacı bakımından fahiş fiyat pek uygun düşmez, itiraz ederler, demeğe getiriyor, İmamoğlu…

On altı milyon İstanbullu Beltur’un hizmetlerinden memnun. Lakin fiyatlarındaki ucuzluğun sağlayacağı düşük ticari gelirin cami ile paylaşılacağından, beklenen faydayı sağlayamaz… 

 Valla doğru. Kahya, başka kapıya… 

 

İmamoğlu, laik cumhuriyetin önemli bir kamu görevlisi kisvesiyle camiye gidiyor. Alenen, açıktan açığa mekandaki insanlarla beraber imamın arkasında saf tutarak namaz kılıyor ve hutbe dinliyor. Şimdiye dek ayni çizgi üzerindeki diğer görevlilerden bazıları teneffüs ettikleri havayı kokladıkları gibi, o da laik atmosferde eski geleneksel Cuma’nın kendine has özel mistik havasını teneffüs ediyor…

Bu acı havayı teneffüs edenlerden birisi de, mesela Erbakan idi…

Amma. Az mı, hem de iğrenççe saldırıldı rejim yobazları tarafından, kendisine?..

Vuyyy, sen nasıl gidersin resmi kimlikli bir siyaset adamı olarak camilere, hem de alenen namaz kılarsın, Atatürk Cumhuriyetinde?”…

Şimdiye kadar kimlikleri itibarıyle hareket ve düşüncelerinde Erbakan’a benzercesine açıktan açığa namaz kılıp hutbe dinlemek, öfke ve şüpheyle karşılanıyordu. Sadece bu kadarla da kalınmıyor, vatana ve cumhuriyete ihanetle de, kitap dışından, suçlu sayılıyordu… 

Maruz kaldıkları kitapsız ve mesnetsiz saldırı ve suçlanmalarda Erbakan’lar ve, Erdoğan’lar silme cumhuriyet haini, Atatürk düşmanı değil miydiler?.

Ve daha nice nice iftira, suçlama ve hakaretler…

Şimdi, seçimle veya atamayla kamu görevini üstlenmiş kişileri suçlayan ocağın ve zihniyetin içinden çıkan adama, grubun ya da sınıfın tanıdığı kanunsuz ve kitapsız suçlanma muafiyeti, kendilerine imamın arkasında yer açıyor… 

Zahirinde bunu nasıl yorumlarsınız?..

 


YORUMLARA GÖZAT (5)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.