Atilla Özdür

Atilla Özdür

Seçimler, seçimler, ah o seçimler…

-

CHP bir kanun teklifi vermiş

Tasfiye halindeki özel finans kurumlarının TMSF’ye aktarılan işlemlerinde “borç-alacak” dengesizliği zuhur ettiğinde, bu şirketler anonim şirket muamelesine tabi tutulmasınlar. Başta İhlas Finans olmak üzere bu tertipten özel finans kurumları, yani halkın faizsiz banka olarak gördüğü şirketlerin sermayelerinde pay sahibi olanlarla birlikte yöneticileri de, kendi şahsi varlıklarıyla sorumlu tutulsunlar”…

Öyle de olması lazım…

CHP, İhlas Finans mağdurları için batak pisliğinin temizlenmesiyle ilgili bu kanun teklifiyle gerçekten iyi bir iş yapmış, hem de pekiyi yapmış. Bunu öğrendiğimde orta mektep talebeliğim gözlerimin önünde canlanıverdi…

Bursa’nın meşhurdur “Heykel önü”. Şehrin ortasından geçen ana caddenin üzerindedir. Bunun tam karşısında da “halkevi”. Emirsultan’a doğru üç beş adım atıldığında, İsmet İnönü Caddesi denilen eski Yalova yolu tarafından diklemesine kesilir…

İnönü Caddesinin yukarı ucunda, Heykel’in karşısında bir kitapçı, kırtasiyeci Ali Haydar’ın yeri. Gazeteler başbayii…

Dükkân vitrinlidir ve onlarca kitap, meraklı alıcılar için sergilenir. Okula gidip gelirken oraya uğrar, vitrindeki kitapları seyre takılıp kalırdım. İlk mektep beşinci sınıf talebesiyim…

Aşk aşk, sen her şeye kadirsin”!...

Demokrasilerin olmazsa olmazı denilen seçimler de böyle işte.

Aşk gibi…

Denildi ki, biz Müslümanız, faiz ile işimiz yok. Kendi aramızda Müslümanlık ve insanlık adına birbirimizle yardımlaşalım. Bir sandık kuralım paramız orada biriksin. Sermaye arayanımız, yatırım düşünenlerimiz, sandığı ve dolayısıyla sandıkta biriken paramızı kullansın…

Kazandığında, kendi payını alsın, bizim payımızı da sandığa teslim etsin. Tabii iş alemidir, umulanın aksine müteşebbisimiz zarar mı etti? Haliyle onunla birlikte sandıktaki paralarımızın bir kısmı da yanacak. Eğer yangın büyük olur da sandığımız toptan yanıp kül olursa, İhlas gibi, buraya para yatıranların cümlesinin paraları, yanarak kül olup gidecek…

Kabul mü? Kabul dedik…

Müslümanca bankacılık ve mudilik böyle işte. Helalinden ortaklık, kaba ifadesiyle böyle değil midir?...

İhlas’a para yatıranlar da bu düşünceyle yatırdılar. Müslümanca olsun, helalinden olsun. Beraber kazanalım, beraber batalım diye düşündüler. Eğer bir suç var ise, hırsızlık söz konusu ise, kanun nizam var, her şeyden önce hukuk devleti var. Versinler cezasını…

Soralım İhlaszedelerine; böyle düşünmediniz mi, “kazançta ortağız amma, zararda biz yokuz” mu dediniz?... 

Amma öyle olmadı. Banka battı, şirket komandit olmadığından sermaye sahipleri hiç istiflerini bozmadı. Mudileri de kâr ve zarar otlaklığını unutup, “paramız da paramız” diye tutturup gittiler. İstediler ki, “Kendilerini faizcilerden sayarak devletin faizci bankaların batağını ödediği gibi, kendilerinin de kayıplarını ödesin” demeye kalkıştılar...

CHP de “Böyle olsun,İhlaszedelerin istedikleri gibi olsun, yoksa zavallıların paraları dipsiz kuyuya düşecek” havasından giderek seçim kampanyasını açtı…

Bir yüzkarasıdır ki, kirletmedik kafa bırakmadı…

             

Manzaraya zahirinden baktığınızda, küçük bir aile sermayesiyle onun karşısında ayvayı yemiş yüzlerce binlerce kişilik bir mağdurlar topluluğu görünüyor. Ailenin ekonomik varlık stokları, diğerinin de günden güne derinliği artan mağduriyet batağı yayılarak gelişiyor…

Ya hukukun yetersizliğinden, ya da sistemdeki açık kapı bolluğundan, bu pislik daha da kokuşarak olduğu yerde duruyor. CHP ise, meseleye çıplak zahirinden girişerek seçim günlerinden de istifadeyle, bu pisliğin temizlenmesi için harekete geçiyor…

Şimdi, yan yatalım doğru bakalım…

Param da param” diyerek ağlaşan İhlaszede bir seçmen, sandık günü “helal olsun lan Kılıçdaroğlu” diyerek koşturmaz mıydı sandığa doğru…

Ha gel de şimdi;        

“Aşk aşk, sen her şeye kadirsin” deme bakalım…

Ülkemizdeki uygulama sistemine göre faizsiz finans kurumlarının, gerçekte diğer klasik bankalardan farksızlığı, İhlas batağının çözümüne bağlıydı…

Batağı kim temizleyecekti?.. Hazine mi, İhlas Ailesi mi?

Meclis, muhtemelen kanunların geriye işlemezliğini düşünüp ret kararı vermiş. Problem, şu andaki mevzuata göre sonlandırılacak…

Bu hayırlı sonun neticesinde;

İhlaszedeler, helalından diyerek Müslümanca başladıkları işi karşı tarafın pisliğe bulaşması üzerine haramlaştırılmış meyvesini yeme tehlikesinden kurtuluyorlar. Fena mı?…

CHP de, teklifinin kabul edilmemesi üzerine makable şamil yoluyla İhlas borçlarını Hazine’ye yükletememesinden ötürü seçimlerde umduğunu bulamayacak. Bir başka ifadesiyle, İhlaszede oylarına yönelik seçim kurnazlığı işe yaramayacak…

Bir temsilci, vekâletini üstlendiği halkın dili ile konuşmalı. CHP oldum olası kendi dili ile konuşuyor. Halkın dili ile konuşanlar canibinden gelebilseydiler, sanırım, zamanlama itibariyle, teklifte cingözlük aranılmazdı… 

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.