Atilla Özdür

Atilla Özdür

Tesbihin üçüncü danesi…

-

Türk-İş’in araştırmasına göre, kasımda dört kişilik ailenin sağlıklı ve yeterli beslenebilmesi için harcayacağı paraya, siyaset ve iktisat dilinde ‘açlık sınırı’ deniliyor. Bu sınır, bir önceki ayın kırmızı çizgisinden elli (50) liralık bir ivme gücüyle 1943 liraya fırlamış...

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen ‘yoksulluk sınırı’ ise yüzaltmış iki (162) lira, artarak 6 bin 328 liraya yükselmiş...

Denilecek ki, “TÜRK-İŞ, zimmeti lekeli bir kurum. 12 Şubat Mahşerinin Beş Atlısından biri idi”...

Olabilir. “Veren el alan elden yücedir, hayırlıdır” derler. Tüzel kişilikler günah ve sevaptan, hayız ve nifastan beridirler. Dünyevi iktidarlar da yerine göre yücedir hayırlıdır ve veren el olarak af edicidir. Nitekim hükümetin de, üzerinden biraz mırıldanmalar duyulsa da, geniş kapsamlı bir ceza affına hazırlandığı apaçık ortada... 

Külhanbeyin elindeki tesbihini afilli afilli ha babam turalaması gibi, aynı konuda kafa karıştırıp durmaktayız. Bu itibarla, biz de, “işin gücün hep yiyecek içecekte, paradan gayrı yazacağın bir şey yok” diyerek kafayı yemiş bir okuyucunun aflarını dileyerek başlayalım...

Öz olarak asgari ücret,Çalışan bir kişinin anasız babasız, evsiz barksız tek başına yaşarken, bir ay boyunca çarşı pazarda asgari insanlık ölçüsüne uygun yapacağı harcamaların toplam karşılığı” olarak tarif ediliyor...

Bunun hem ölçüsüne hem de kemiyetine itiraz ederek uygulayıcıların yalan ve yanlışını ortaya dökerek itiraz edenler, bu ücretle yaşamaya zorlanan işçilerin bizzat kendileri. Ne var ki, bu uygulamanın tatbikinden geçirilen işçiler, başıboş dolaşan yılkı atıymış gibi algılandığından, hiç kimsenin ne dikkatini çekiyor ne de vicdanını tırmalıyor. Sonuçta, varlıkları sahiden varmış gibi görünmeyi ustalıkla başaran sendikalar da, he ay sonu bu tesbihin bir danesini daha yerinden oynatarak, mesleğinin zikrini eda etmiş oluyorlar...

Sınırların küsuratını atalım. Açlık sınırı 1950 lira, yoksulluk da net 6000 lira olsun...

Bu durumda işçi ve memurların bila eksik silme, hepsi yoksul. Sigortaya verilen belgelerde asgariden gösterilen işçiler de, demek ki, hiç ayırımsız, hepsi aç...

Enerji kaynağı akümülatörler, “su-asit” dengesi bozulduğunda yenisiyle değiştirilir. Devlet işlerindeyse, bunun ölçüsü açlar ve toklar arasındaki sosyal dengedir. Bu denge bozulur ve süresi de uzamaya yönelirse, değişme felaket getirir...

AHLAK” diyerek itiraz edileceğini biliyorum, doğrudur. Lakin, karılı kocalı, bir veya iki de çocuklu adama sınırın altında değer kesmek, ya da asgarinin üzerinden verilse dahi, işçinin matraha esas değerini sınırın altında beyan ederek seksen milyonluk devletin bekasını baltalamak, AHLAKSIZLIK değil midir?...

Ağırlığı ve hafifliğine boş verip, burunlarımıza çarptırılan pisliklerin koku ve dumanını, üfürenlerin “sizdenliğine bizdenliğine” bakarak, “eski tas eski hamam” ırkçılığına verip umursamama alışkanlığına devam edilirse, son zamanlarda fazlasıyla telaffuz edildiğini duyup işittiğimiz;

BEKA” lafı da, boşuna heba edilmiş olur...

Muhaliftir, işi ve görevi, elbet, düzeltilmesi için yamulanları aydınlığa çıkarmak...

İyi de, bakıyorsunuz, duyup, işitip görüyorsunuz, haberi uçuran ya da uçuranlar; Gezici, Feto’cu, din düşmanı, kavalacı, kamaracı, yabancı ve cümlesi Evangelist Siyonist...

Fasık!...

Söylenene değil de her zaman yapılagelindiği gibi söyleyene bakıldığında, ehh o zaman, “Koyver rahvan gitsin”!... 

Gider gitmesine de, giderken BEKA ile birlikte daha neleri silip süpürmez?...

Basit bir mizahi hikâye. Nane şekeri yerine, havayı tebdil edelim:

Denizli’de kayıtlı ve unvanlı bir AKP üyesi, elektronik alemde hezeyani bir dua metni yayınlamış...

Allah, kimseyi CHP’ye oy verecek kadar akılsız, Saadet Partisine de oy verecek kadar imansız bırakmasın”mış...

Kaynak, fasıklar aleminden biri...

Düşünün ki, bu bayan gelecek günlerde milletin vekaletine talip olacak. Bizler de kalemi elimize alarak, ezcümle’yi bastırıp,

Kırk kez ölçülerek bir seferde kesilmiş kıymetli bu değer”i, konduracağız, köşelerimize, parlatarak!...

 


YORUMLARA GÖZAT (10)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.