Atilla Özdür

Atilla Özdür

Teşekkürler Fatih’e…

-

Yeni Selamet’ten kurucu Erbakan, formalite icabı bu seçimlere katılamadı. Partisinin gönüldaşları da, pozitif anlamda oylarını kullanamadılar. Fatih Bey, açığa alınan bu oyların intifa haklarının yanmaması için, arkadaşlarına ülkemizin hayrına yönelik bazı tavsiyelerde bulunuyor…

Yeni Selametliler, değişik sandıklara giderek oy kullansalar, hiçbir işe yaramayacaktı. Evlerinde oturup çocuklarıyla sohbete dalsalar da, hakeza, yine aynı zayiat…

Peki, kullanım hakları bloke edilen Selamet oylarının meşruiyetin çeşitli yollarından dolaylı biçimde yine memleket yararına kullanabilme imkanı yok muydu?...

Fatih Bey, Yeni Selamet daha henüz rüştünü ispat etmediği, akıl baliğ sayılmadığı için kendi yararlarına olamasa dahi, memlekete faydası dokunabilecek bir formül düşünmüş.… 

Bu düşünceyle de kalkmış, yollarını aramaya…

Ve bulmuş da…

Bunun yolu, Yeni Selametli arkadaşlarının etkinliğine kanun gücüyle kelepçe takılan oylarını, vatanın bekası için bir başka partinin sandığına yatırmak… 

Tamam, bir başka partiye verilsin amma, bir başka denilen o parti, hangi parti olacak?...  

Fatih Bey, çıkarmış takkesini başından ve koymuş masasının üzerine. Toplamış yakın arkadaşlarını da yanına. Başlamışlar düşünmeye, hangi parti olacak?  

 “O PARTİ?...”         

Seçimlere iştirak edecek bütün partileri şöyle bir ellerine alarak tartıdan geçirmişler.

İnsanoğlu kendine arkadaş seçerken kaşına gözüne, sözüne özüne bakarsa da, siyaseten uzun yıllar dostluk kuracağı bir parti aramaya çıktığında, sözüne değil işine bakıyorlar…

Ne demişti Ziya Paşa;

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. 

Şahsın görünür rütbe-i aklı, eserinde”.

Erbakan da, mevcut partilerin işlerine bakmış ve AKP-MHP ortak sandığını işaretlemiş…

Sandığın büyük ortağını başlamış incelemeye…

Öyle ya, demokrasilerde zaman zaman haklılık, söz hakkı, model olunma hakkı, seçilme hakkı ve söz hakkı denilen, “ haklı olma hakkı”, büyüklere tanınmış bir imtiyaz değil midir? 

AKP icraatlarını fayda-zarar ekseninde teker teker ele almışlar…

Erbakan’lar, hemen hemen AKP’nin bütün işlerinde tasvipkâr. Esasen AKP sempatizanı serbest oy sahiplerinden pek çok kişi de, şahsi değerlendirmeleri bakımından tamamıyla Erbakan’lara benziyorlar… 

Hani ne oldu, faizcilik kalkacaktı. Ayasofya açılacak ve zina da artık suç sayılacaktı ?” gibisinden eski tasların, yine eski kurnalardaki aynı yerlerinde durduklarını söyleşip duruyorlardı.…

Bu söyleşmelerin AKP piramidin tepesinden işitilip işitilemediğini bilemesek de, sanki partinin kapı kuluymuşuz gibi, bizi dürtükleyip duruyorlardı…

Ne var ki bunlar, AKP isimli siyasi partinin serbest seçmenleriydiler. Bütün partilerde olduğu-görüldüğü gibi sempatizan konumundaki serbest seçmenler, kendi çaplarına göre istedikleri biçimde öz eleştiri yapabiliyorlar ve aslında olması gereken, normal olan da budur…

AKP’ci, boyun eğicidir. AKP’li ise, ikaz edici, hatırlatıcı…

Lakin Fatih Bey, AKP’nin sevdalısı değil, bilakis rakibi, Türkiye’nin kendine has siyasi ahlak kitabına göre, düşmanı. 

Bu yanlış zihniyetin esaretini yaşayan Türkiye’de, partilerin birbirlerinin iyi taraflarını görmelerine cevaz verilmiyor…

Karşı partinin bir iyi güzel işini görüp de ondan bahseden iktidar yandaşına hemen yapıştırıyorlar hainlik etiketini…

Yalan mı, yanlış mı?...

Ne kadar vahşi barbarlık!   

Bu itibarla Fatih Bey, Yeni Selamet partisi olarak, bu çirkin geleneği çiğneyerek ezip geçiyor. AKP’nin masaya yatırdığı icraatlarında memlekete faydalı gördüklerini teker teker güzellediği gibi, yarıda bırakılmış ya da hiç düşünülmemişleri de belirterek, arkadaşlarına oyları için, AKP-MHP sandığını öneriyor…

Maalesef siyasi partilerin, iktidarın memleket hayrına icraatlarından insanlık ve vatandaşlık adına gurur duyarak söz edeni görülmüş değil. Çünkü ahlakın politik geleneğinde partiler, birbirlerinin düşmanı…           

Ne yani, fena mı olurdu mesela, Kılıçdaroğlu’nun kalkıp da Erdoğan’ın “one minute”una alelıtlak bir ‘helal olsun’ demesi?... 

Oysa taksit taksit salladığı “On yedi yılda ne yaptınız?” çığlıklarıyla alevlenen ihtiras ateşi, neredeyse ciğerlerini dağlayacaktı…  

Türkiye’nin siyasi ahlak kültürüne bu zaviyeden baktığımızda, Fatih Erbakan’ın AKP iktidarını kısmen de olsa ibra edişini, siyasi ahlak zihniyetinde bir reform girişimi olarak görebiliriz…

Ne hoş, ne zarif ve incelik, ne güzellik değil mi?...

Temennimiz, insanlığa yakışan bu terbiye ve davranışın politik ahlak ve kültür hayatımızda usul ittihaz edilerek ömrünün uzun edilmesi…

Fatih Erbakan’ı, iktidara yönelik sergilediği bu inceliklerinden ötürü tebrik eder ve kutlarken, partisinin de uzun ömürlü ve ülkemize faydalı olmasını dilerim…   

 


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.