Av. Yaşar Baş

Av. Yaşar Baş

Ayasofya ve hükümetin takdiri 

-

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını talep edem davanın duruşması dün yapıldı.

Duruşmadan Ayasofya’nın ibadete açılıp açılmayacağına ilişkin karar çıkacağı beklentisi vardı. Bu beklenti yargılama usulünü bilmemekten kaynaklanıyor.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, idari yargı mercilerindeki duruşma bitiminde karar açıklanmaz. Duruşmada davanın tarafları ve duruşma Danıştay’da yapılıyorsa Danıştay Savcısı görüşlerini söyler.

Mahkeme heyeti, duruşmadan sonra 15 gün içinde kararını verir. Duruşmanın yapıldığı gün, duruşma bittikten hemen sonra da karar verilebilir. Karar verildikten sonra otuz gün içinde yazılır ve taraflara gönderilir. Bir idari yargı kararının ne olduğunu, ancak karar taraflara gönderildiğinde öğrenebiliriz.

Kararın açıklanması için azami süre yaklaşık kırkbeş gün. Mahkeme bu kırkbeş günlük süreyi beklemek zorunda değil. Ancak yine de duruşma sonrası kararın verilmesi ve yazılarak imzalanması bir iki gün içinde olmaz biraz zaman alacaktır. 

Haberlerde yer aldığına göre; Danıştay Savcısı “Ayasofya’nın müze kararının Bakanlar Kurulu’nca alındığı ve işlemin hukuka uygun olduğu, Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılması kararının yargının değil, Cumhurbaşkanlığının takdirinde olduğunu” ifade ederek davanın reddi yönünde görüş bildirmiş.

Bu görüş neticede savcının görüşüdür. Önemli olan ve sonucu belirleyen, kararı verecek heyetin çoğunluğunun görüşü.

Ayasofya davasını inceleyen heyetin elinde, Danuştay’ın İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun Kariye Camii ile ilgili olarak verdiği ve Ayasofya’nın hukuki durumu ile birebir aynı emsal karar var. Bir anlamda işleri kolay.

Savcının mütalaasını okuyunca, savcı beyin Kariye Camii ile ilgili emsal kararı okumamış olduğu hissiyatı oluştu bende.

Eğer haberler doğruysa, emsal kararı temel hukuk formasyonu açısından da son derece sorunlu bir mütalaa var ortada.

Ayasofya’nın tapuya kayıtlı bir özel mülk olduğu konusunda ihtilaf var mı? Yok.

Mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerin, Cumhurbaşkanının veya mevzu bahis dönem için bakanlar kurulunun takdiri ile kısıtlanması mümkün mü? Asla mümkün değil. Sizin evinizin mülkiyetine sahip olmak dolayısıyla sahip olduğunuz yetkiler ne ise, Ayasofya’nın mülkiyetine sahip olan vakfın sahip olduğu yetkiler de aynen onlar. Ayasofya’nın bir farkı var. Vakıf malı. Vakıf malının hayrat olarak tahsis gayesine göre hak sahibi olanların da hakkı var. Bunlar tamamen siyasi iradenin takdir alanının dışında olan ve asla kısıtlanamayacak olan haklar. Burada topu Cumhurbaşkanına atan kurnazlığa hiç gerek yok. Hukuki dayanağı da yok. Bu mütalaayı veren savcı arkadaşın şahsi mülkü üzerinde Cumhurbaşkanının tasarruf yetkisi ne kadarsa, Ayasofya üzerindeki tasarruf yetkisi de ancak o kadardır. Savcı arkadaşın bu kadar yalın gerçeği, siyasi konjonktüre ve siyasetçilerin tercihine göre değiştirilebilir bir konu olarak ele alması son derece yanlış bir yorumdur.

Ayasofya’yı konuşurken, konuyu siyasetin takdir alanına taşımak ya bilgisizlik ya da kötü niyettir. Bu yanlışı sadece savcı bey yapmıyor. Son derece iyi niyetli olduğunu düşündüğüm birçok kişi, hamasetle konuyu mecrasının dışına taşıyor.

Ortada Kariye Camii konusunda Danıştay’ın en üst karar organı tarafından verilmiş emsal bir karar ve insanlık tarihi kadar eski mülkiyet hakkı diye bir kavram var.

Ayasofya konusu, bir devletin var oluş gayelerinden olan temel hakları ve hakların en eskisi olan mülkiyet hakkının konusudur.

Konuyu mecrasından çıkarmak hukuk kurumlarının yapması gereken davranış değildir. 

 


YORUMLARA GÖZAT (12)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.