Av. Yaşar Baş

Av. Yaşar Baş

Mülteci sorununu ne yapacağız

Tarih bizi insani sorunlar konusundaki büyük fedakârlığımız ile not edecek.

Dünyanın neresinde bir boynu bükük varsa onun için umut olan Türkiye var.

İnancımız bu duyarlığı emrediyor. Büyük devlet olma vizyonumuz da dünyanın neresinde bir haksızlık varsa karşısında olmamızı gerektiriyor. 

Onun için küresel çıkar odaklarına rağmen dünyanın yeni eksenlerinden biri olarak Türkiye yükseliyor.

İnsani konuları taktik konuların üzerinde tutmak gerekiyor ama sonuçta küresel adalet vizyonumuz bizi büyük devletler arasına taşıyor. Büyük devlet olmanın ekonomik sosyal siyasal kültürel veya aklınıza hangi alan geliyorsa o alanla ilgili sağladığı büyük avantajlar oluyor.

Elbette küresel insanlık hareketinin bize yüklediği ağır maliyetler de var.

Büyük maliyetleri azaltacak hatta maliyet unsurlarını avantaja çevirecek bakış açılarına ihtiyaç var.

Türkiye’deki mülteci sayısı beş milyon duvarına dayandı. Mülteci akını da kesintisiz devam ediyor.

İnsanlar hayatlarını tehlikeye atarak bir yudum hayatın peşinden koşuyor. 

Ödediğimiz hiç bir bedel Ege’nin sularında hayatını kaybeden bir çocuğun acısının karşılığı olamaz. Hayatını kaybedenler sadece envantere yazılıyor. Kimliği, kişiliği, namusu ve haysiyeti elinden alınanları konuşamıyoruz bile.

Küresel mülteci akınının odağındaki Türkiye çok büyük bedeller ödüyor. Ne tam olarak mültecileri memnun edebiliyoruz, ne de bizim vatandaşlarımızı.

Çevremizdeki insani dramı görmezden gelerek kurtuluşu topraklarımızda arayan insanlara kapıyı kapatırsak ne bu dünyada ne de öbür dünyada bunun hesabını veremeyiz.

Ama yük o kadar ağırlaşıyor ki. Bu denklemi değiştirecek adımları atamazsak bu sefer altından kalkmamız zorlaşacak. 

Mültecileri insanca bir hayat düzeni içinde üretimin parçası haline getirmeliyiz.

Türkiye bir mülteci iş gücü pazarı inşa ederse; bugün yaşadığı mülteci sorunu, sahip olduğu en büyük silaha dönüşür.

Türkiye; mülteci iş gücünün çalıştığı özel ekonomik bölge veya bölgeler oluşturmalı.

Burada mültecilerin ücret ve özlük haklarına ilişkin özel bir rejim uygulamalı.

Bu iş gücünü küresel piyasalar için cazip hale getirmeli. 

Ucuz iş gücü olan uzak bölgelerde yatırım ihtiyacı duyanların yakınına ucuz iş gücü getirmeli.

Bu özel ekonomik bölgedeki ucuz iş gücü batı piyasalarındaki rekabet dinamiklerini değiştirecek, batının bütün ekonomik sistemi baştan sona değişecektir.

Bir sorun olan mülteciler konusu, batının sınırında çok büyük bir silaha dönüşecektir.

Aynı zamanda koşullar değiştiğinde kendi topraklarına dönüşler olacağından, bugün dünyanın kriz bölgeleri yavaş yavaş Türkiye etkisi altına girecektir.

Bu bölgelerde artan yatırım ve üretim batının kıyısında yeni bir Çin inşa edecektir. Peki, bir ucuz iş gücü piyasası oluşturmak insani açıdan sorunlu bir davranış olur mu?

Çin’de, Bangladeş’te, Pakistan’da, Hindistan’da olmuyorsa burada da olmaz!

Fabrikayı Çinli işçinin yanına götürmek gayri insani değilse, Çinli işçiyi fabrikanın olduğu yere götürmek niye gayri insani olsun?! Veya Suriyeliyi veya Myanmarlıyı veya Sudanlıyı veya bir başka ülkenin vatandaşını ne fark eder!

Önemli olan asgari insani koşulların sağlanması.

Hatta sosyal konutları, sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri altyapısı kurulan bölgelerde mülteciler bir yandan çalışarak üretirken diğer yandan daha insani koşullarda yaşama fırsatı olur.

Bir sorun ve kriz bu şekilde bütün tarafların kazançlı olduğu fırsata dönüşür. 

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.