Ayhan Demir

Ayhan Demir

Paramız pul olmuş

-

Benim babam serbest meslek emeklisi. Yıllarca yurtdışında, evinden binlerce kilometre uzakta çalıştı. Şair, “Dünya dönüyor, işte ispatı / Babamız her akşam dönüyor eve...” diyor. Bizim babamız ise birkaç yılda bir gelebildi. 

O yıllarda, uçakla seyahat büyük bir lüks. Telefon da ondan aşağı değil. Geriye sadece mektup seçeneği kalıyor. Elimizdeki bu imkâna, sıkı sıkıya tutunuyoruz: Mektuplar geliyor, mektuplar gidiyor.

Pul dünyasına ilk adımım, o mektuplar üzerindeki pullar sayesinde oldu. Ardından PTT pulları geldi. Henüz on yaşındaydım. Pul defterim yoktu. Pulları, kitapların arasında muhafaza ediyordum. Bir süre sonra, deftere geçmek şart oldu.

Bir gün, o güne kadar topladığım, tüm pulları okuluma götürdüm. Güya arkadaşlara hava atacaktım, ama havamı aldım. Pul defterimi, o gün son kez gördüm. 

Velhasıl: Beş yıllık emek, ziyan olup gitti. 

Yıllar içinde, mektubun yerini elektronik posta ve cep telefonu mesajı aldı. Pul koleksiyonculuğunda önemli bir gerileme yaşandı, yaşanıyor. Ama benim pullara karşı merakım, hevesim baki kaldı. 

O yıllarda pullar, benim için, bir hobiden ibaretti. Bugün öyle değil. Pul koleksiyonculuğunu, bir kültür işi olarak görüyor, devam ettiriyorum.

Osmanlı’nın son elli yıllık dönemine, Milli Mücadele yıllarına ve Cumhuriyet devrine ait pullar ile ilgileniyorum. Vatanın son yüz elli yıllık halini ve memleketin dünden bugüne gidişatını, bu pullar üzerinden takip ediyorum. Yaşanan olayları, değişimleri pullara bakıp izliyorum. 

Her pulun bir hikâyesi var. Bu pullardaki her desen, işaret ve resim ayrı bir anlam taşır. Neyi kaybettiğimizi ve elde kalanları sıkı sıkıya muhafaza etmemiz gerektiğini hatırlatır. Bir başka ifadeyle: Olmuştan ibret alırsak, olmamıştan korkmayız.

Dantelli Osmanlı pulları, ilk olarak 13 Ocak 1865 tarihinde kullanıma giriyor. Bu tarihten sonraki on, on bir yıl boyunca Ayyıldızlı (Duloz) pullar basılıyor. Ardından, 1876 yılında Aylı (Ampir) ve 1892 yılında Tuğralı ve İmparatorluk Armalı pullar devreye giriyor. 

Daha önce Maliye Nezareti tarafından basılan pullar, 1876 yılından itibaren Düyûn-u Umûmiye tarafından bastırılıyor. Aynı yıl Osmanlı - Rus Harbi başlıyor ve Bosna Hersek’ten fiilen çekilmek zorunda kalıyoruz. Ne çok acı…

Mehmet S. Tezçakın ve Güçlü Kayral’ın birlikte hazırladıkları Osmanlı İmparatorluğunda Kâğıt Paralar isimli eserde, yaşanan zorluklara dair, önemli bir bilgi var: 1877 ve 1878 yıllarında, yaşanan bozuk para sıkıntısının gidermek maksadıyla; 20 bin keselik, 5 ve 10 paralık bakır sikke basımına karar veriliyor. Bu sikkelerin basımı zaman alınca, “pul para” çıkarma yoluna gidiliyor. Mart 1878 tarihinde Basiret ve Vakit gazetelerinde yayınlanan resmi bildiriyle, 5 bin keselik pul para çıkarılacağı ilan ediliyor.

13 Mart - 4 Mayıs 1878 tarihleri arasında 10 paralık puldan 6 milyon 666 bin 400 adet, 20 paralık puldan 1 milyon 666 bin 800 adet basılarak, piyasaya sürülüyor. Halk, bu pul paraları kullanırken, “Paramız pul oldu” diye de söyleniyor. Bu deyim, böylece dilimize ve hayatımıza yerleşiyor.

21 Nisan 1898 tarihli, Teselya Ordusu pullarını unutmayalım. Bir yıl önceki Türk - Yunan Harbi hatırası olarak basılan bu pullar, sekizgen yıldız kesim. Kazanılan harbin önemi bu pullara nakşedilmiş.

1901 yılına ait Küçük Tuğralı ve Ayyıldızlı pullar ile yeniden dikdörtgen kesime dönülmüş. Dört yıl sonra Şualı, Küçük Tuğralı ve Ayyıldızlı pullar kullanılmaya başlanmış. 

1908 yılında Sultan Abdülhamid Tuğralı ve Ayyıldızlı pullar piyasaya sürülmüş. Bu pullarda şuadan vazgeçilmiş. Aynı yılın son ayında, Meşrutiyetin İlanı Hatıra pulları basılmış. Hadisenin ‘önemi’ pulların ebatlarına, ‘kazanımları’ pulların içeriğine yansımış. 

Ertesi yıldan itibaren, 1909 ve 1910’da, Sultan Reşad Tuğralı ve Ayyıldızlı pullar yayınlanmış. Sultan Reşad pulları arasında beni en çok cezbeden, Makedonya Seyahati Hatıra pullarıdır. 1911 yılındaki Makedonya seyahatinin Selânik, Manastır, Üsküb ve Priştina sürşarjlı pulları oldukça dertlidir. 

Makedonya seyahati, Rumeli’nin elimizden çıkmak üzere olduğu bir döneme denk geliyor. Osmanlı, seyahat sonrası bastırılan bu pullarla, dosta düşmana şu mesajı vermiştir: Bizim için Edirne, Bursa ve Manisa neyse, Selanik, Üsküp ve Manastır da odur! 

Osmanlı, Rumeli’ndeki hareketliliği ve bu hareketliliğin yol açacağı neticeleri sezdi ama mani olamadı. Bir sene sonra, 1912’de kimse ne olduğunu anlamadan, vatanın önemli bir parçası “eski vatan” oluverdi.

Bu konuyu ben açtım, çaresiz, yine ben kapatacağım. En iyisi, daha sonra devam edelim. 

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.