Cem Çetin

Cem Çetin

Larkin coşunca...

-

Avrupa Ligi Final Four’unda iki Türk takımını karşı karşıya getiren 40 dakikada gülen taraf, 92-73’lük skorla Anadolu Efes oldu. 18 yıllık bir aradan sonra yeniden Final Four heyecanı yaşayan lacivert beyazlılar, ABD’li oyun kurucusu Shane Larkin’in göz kamaştıran performansıyla F.Bahçe Beko engelini rahat geçip, tarihlerinde ilk defa Final Four finaline yükseldiler. Sezon başında İspanya’nın Baskonia takımından transfer edilen NBA patentli Larkin, 30 sayı, 7 asist ve 7 ribauntluk katkısıyla, 44 verimlilik puanına ulaşıp, bu kategoride Final Four tarihinin rekorunu kırdı.  

Fark kısalarla geldi 

Karşılıklı basketlere sahne olan ilk çeyrekten sonra Anadolu Efes, ikinci 10 dakikanın başında skor üstünlüğünü ele geçirip, F.Bahçe Beko’nun geri dönüşlerine izin vermeyerek, sayı farkı avantajını maç boyunca korumasını bildi. Anadolu Efes’in, üstünlüğünü rakibine kabul ettirmesinde Larkin faktörü belirleyici oldu. Müthiş bir özgüvenle formasını ıslatan 27 yaşındaki ABD’li oyun kurucu, hızını ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisini çok iyi kullanarak öyle kritik basketler attı ki, savunmasıyla ünlenen F.Bahçe Beko’yu çaresiz bıraktı. Sadece sayı üretmeyen NBA patentli guard, 7 asist yapıp, 1.82’lik boyuyla da 7 ribaunt aldı. Anlayacağınız maç içinde her şeyi yaptı süper Larkin ve bunun karşılığı olarak Final Four’ların verimlilik rekorunun yeni sahibi oldu... Ortaya çıkan bu tabloda coach Ergin Ataman’ın öğrencisi Larkin’e tanıdığı sınırsız özgürlüğün payı çok büyük.

Her ne kadar Larkin göz kamaştıran performansıyla sahanın yıldızı olarak ön plana çıksa da, Anadolu Efes’te başka isimler de çok değerli katkı sundular. Bu isimlerin başında Anadolu Efes’in bir diğer oyun kurucusu Micic geliyor. İki sezon önce Tofaş forması giyen daha sonra Zalgiris’e giden 25 yaşındaki Sırp guard, hem içerden hem dışardan attığı 25 sayıyla kariyer rekoru kırarken, özellikle ikinci ve üçüncü çeyreklerdeki basketleri Anadolu Efes’in skor avantajını korumasını sağladı. Son derece değerli basketlere imzasını koyan bir diğer isim J.Anderson oldu. Attığı 3 tane 3’lük basket çok kıymetliydi ve F.Bahçe’nin farkı eritmesini engelledi. 13 dakikaya 9 sayı sığdıran Motum da takımının değerli parçalarından biri oldu.

3 sayı ve ribauntlar

Bireysel performanslar dışında Anadolu Efes’in, F.Bahçe Beko’yu nasıl devirdiğini gösteren iki önemli istatistik ön plana çıkıyor. Bunlardan biri 3 sayılık atışlar, diğeri ise ribauntlar. Üçlük atışlarda Anadolu Efes 42 sayı (14/32) üretirken, bu toplam F.Bahçe Beko’da 18 sayıyla (6/21) sınırlı kaldı. Anadolu Efes’te Larkin maç boyunca 5 üçlük basket bulurken, F.Bahçe Beko takım olarak Larkin’den sadece 1 fazlasını atabildi! Anadolu Efes’e galibiyeti getiren bir diğer etken ribauntlar oldu. Bu kategoride lacivert beyazlılar rakiplerine 43-25’lik bir üstünlük kurdular. Maçı 7 ribauntla bitiren Larkin, F.Bahçe Beko’lu bütün oyunculardan daha iyi bir performans ortaya koydu!      

Sürekli hücumu düşünen rakibine ancak üç çeyrek direnebilen ve skor 59-55’ken 9-2’lik seriyle 29 dakikada teslim bayrağını çeken F.Bahçe Beko, İtalyan yıldızı Datome’nin yokluğunu fazlasıyla hissetti. Ayrıca sakatlıktan yeni dönen ve bu maç için hazır olmadıkları açıkça görülen Vesely ve Kalinic’in özellikle savunma performansları doğal olarak arzu edilen seviyeye çıkamadı. Maç içinde F.Bahçe’nin yaşadığı en büyük olumsuzluk ise Sloukas’ın ikinci çeyrekte 3. faulünü almasıydı. Datome’nin yokluğunda takım içindeki liderlik misyonunu üstlenen Yunanlı oyun kurucunun erken faul sorunu, sınırlı imkanlarla mücadele eden sarı lacivertlilerin oyun direncine olumsuz yansıdı. 21 dakika sahada kalan Sloukas, son derece düşük yüzdeyle 8 sayı üretip, 2 asist yapabildi. Sarı lacivertlilerin bir diğer oyun kurucusu 36 yaşındaki Dixon da bir varlık gösteremedi.   

F.Bahçe Beko’nun bir diğer kötü ismi ise, sürpriz bir şekilde Sırp coach Obradoviç’di. Sarı lacivertlilerin tecrübeli teknik patronu, maç boyunca Efes’in en etkili silahı Larkin’e çözüm üretemedi. Obradoviç’in ilk beşte şans verdiği pivot Ahmet’i, 4 dakika sahada tuttuktan sonra bir daha kullanmaması, özellikle de takımı ribaunt sorunu yaşarken, inanılacak gibi değildi. Ayrıca ilk beşte sahaya sürdüğü Green’i, ilk çeyrek biterken kenara çekip, unutması da Sırp coachun bir başka hatasıydı. Çünkü ABD’li skorer guard maça çok iyi başlamış, attığı 7 sayıyla takımın hücumdaki en dinamik oyuncusu görüntüsündeydi. Ayrıca Obradoviç’in ikinci yarıda, kısa süreliğine kısa bir beşle oynama tercihi de bir başka yanlışı belki de çaresizliğinin göstergesiydi.

 

Yazarın önceki yazıları:
Vitoria’da Türk gecesi

YORUMLARA GÖZAT (0)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.