Halil Kışlacık

Halil Kışlacık

Anlamıyor değil, işine gelmiyor...

-

Yine Ceren Damar cinayeti, yine baba Ömer Hikmet ile oğlu Hasan İsmail Hikmet’in vukuatları...

Adam oğlunu katil etmiş, kendi ailesi de dahil iki ailenin hayatı mahvolmuş, “Ben nerede yanlış yaptım” diyeceğine hâlâ başka işler peşinde...

Hapishanede oğluyla konuşuyor; yok maktülenin ailesini korkutacakmış da, yok çocuğu çıkınca bakacakmış da birilerinin icabına, falanmış da filanmış...

Bir kişi mezara, bir kişi de hapse girdi senin yüzünden birader, daha neyin peşindesin?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis aldı çocuğun, üst mahkemenin de 3 kurşun ve 17 bıçak darbesiyle cinayet işleyen adamı bırakması mümkün değil, niye uzatıyorsun?

Niye uzatıyor biliyor musunuz?

Çünkü utanma kalmadı...

Utanma kalmadı çünkü utanmanın zaaf gibi gösterildiği bir çağa ulaştık...

İnsanlar yalan söylüyor, yalanı ortaya çıkınca utanmıyor... 

Kimden öğreniyorlar peki bunu?

Mesela bir örnek...

Merdan Yanardağ, sahibi olduğu televizyon kanalına çıkmış, Adnan Menderes’in katillerinin bile “Bu kadarı da fazla oldu” deyip beraat kararıyla kapattığı davaya konu iftiraları gerçek gibi ortaya sürmüştü...

Cezayı yemiş tabii, yüzü kızaracağına, “Eleştirmek yasak mı” diyor...

Değil...

Eleştirmek yasak değil...

İftira atmak yasak...

Hakaret etmek yasak...

İftirayı ve hakareti eleştiri gibi göstermeye çalışmak da edepsizlik...

İftirayı ve hakareti eleştiri zanneden varsa, o da düpedüz salaklık...

Adamlarda ilke yok ki?

“TELE1 İsveç Muhabiri” diye yayına çıkardıkları kadın, terör örgütü üyesi çıktı...

Anlaşıldı tabii, hemen reddettiler, “serbest (freelance) gazeteci” diye tanıtmaya başladılar kadını...

Sanki sene 80, kadını ekrana çıkarıp yalan söyletirken altına kocaman “TELE1 İsveç Muhabiri” yazdıkları görüntüleri kimse bulamayacak...

Bunlar bu ülkenin “Aydın Bey’ler ile Münevver Hanım’lar”ı işte...

Bunlar öğrettiler kızarmayan bir yüzün makbul olduğunu...

Ne günlere geldik...

Bundan 10 yıl öncesine kadar bu ülkenin insanına sırf inandıkları yüzünden zulmedenler, şimdi suç konusu fiillerine bile özgürlük istiyor...

Kimsenin onları sadece dünya görüşleri ya da inançları yüzünden işlerinden, okullarından, hastaneden ya da kışladan kovduğu yok ama sanki bunları yapan kendileri değillermiş gibi bir anda hoşgörü abidesi oluverdiler; en saçma, en marjinal, en muhil işler bile dokunulmazları oldu...

Kendi iktidarları döneminde baskıyla susturdukları ne varsa, şimdi bas bas bağırsın istiyorlar...

İşin kötü tarafı, bağırtıyorlar da...

Ne kadar marjinal örgüt varsa, bunların zamanında muteber sayıldı...

Kırk yıllık terör örgütü DHKP-C bile birden masumlaştı, avukatlık ve sanatçılık kisvesiyle dolaşan teröristlere öyle sahip çıktılar ki, katledilen vatan evlatlarının kemiklerini sızlattılar...

PKK’yı bitiriyoruz diye ağlamalarını geçtik, Kobani’de ucundan kıyısından devlet kurmaya başlamalarına yardım edilmedi diye devleti katil ilan ettiler...

Hani Necip Fazıl demiş ya; “Bütün manzara, ucuz bir dekor muşambası; / Kurtuluş günü, çıkmaz ayın son çarşambası...” diye, görüp görebildiğimiz de bunların sahneye koydukları...

Yapacak bir şey yok, adamlar becerikli, gerçeği yalanla boğmayı beceriyorlar...

Biz bunları yazmaktan usandık ama adamları bir türlü utandıramadık...

Ne yapalım... Biz de katlanacağız...

Ne zaman ki gerçekleri yalanların önüne geçirebiliriz, o zamana kadar katlanacağız...

 


YORUMLARA GÖZAT (7)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.