Halil Kışlacık

Halil Kışlacık

Bizi Allah korumuş...

-

Prof.Dr. Necati Dedeoğlu’nun Ankara Tabip Odası’na yazdığı raporu ve muhalif sitelere verdiği röportajları okuyunca, başlıktaki cümle döküldü ağzımdan...

Kendisi halk sağlığı uzmanı...

Belki hatırlayan olur, Akdeniz Üniversitesi’nde mescit açılmasın diye ortalığa dökülen ekipten... “Ben Hristiyanım, kilise açılsın” demişliği vardır...

Eh, böyle isim varken başka kimi konuşturacaksın da hükümeti eleştirteceksin?

Demiş ki, “Türkiye, kabul edilmelidir ki, salgına geç müdahale etmiştir!” 

Bir cümle sadece “kabul edilmelidir ki” ifadesini içeriyor diye doğru kabul edilecek mi zannediyor acaba?

Hani bütün ülke pür dikkat takip etmemiş olsak, belki inanacağız... 

Daha bizde vaka yokken başladı önlemler. Ne istiyordunuz, hastalığın olduğu ülkelere adam gönderip önlem mi aldıracaktık?

“Vakaların ve yapılan testlerin illere dağılımını, vaka ve ölümlerin yaş ve cinsiyet dağılımını bilmiyoruz. Toplumun ne kadarının enfekte olmuş olduğunu, virüsün özelliklerini tam olarak bilmiyoruz...”

Siz tam olarak kimsiniz beyefendi?

Bilmesi gereken herkes biliyor, hatta bilmesi gerekmeyenler bile azıcık araştırınca öğreniyor bunların hepsini...

Eh, kendilerine adlarıyla sanlarıyla rapor sunulmadığı müddetçe “Bilinmiyor” diyen tipler bunlar...

Dört dörtlük kifayetsiz muhteris örneği...

Ünvanı var, gerisi boş... Büyük ihtimalle muhalifliği de bundan, en azından iki üç pravda özentisi mecrada adı geçer de kupürünü kesip saklar...

İlla laf atacak ya, bak ne diyor:

“Hafta sonları eve kapanma uygulamalarının salgın bilimi açısından, hastalıkları 2-3 gün ötelemek dışında bir yararı yoktur.”

Ne tıp ne de salgın bilimi benim alanım...

Ama biliyorum ki şu lafı edeni değil profesör, tıp fakültesine çaycı yapmazlar...

Dediği doğru, eğer ömrü boyunca toprağın altındaki mağaralarda, tıp biliminden habersiz yaşayan bir kabileden bahsediyorsanız...

Adam salgına insan tarafından değil, hastalık tarafından bakıyor...

Varsayalım “2-3 gün öteleme” dışında hakikaten bir faydası yok bu yasakların...

O iki üç gün ötelemeler sayesinde sağlık sistemindeki yükün düşük tutulması hiç önemli değilmiş salgın bilimi açısından...

7 günlük periyodu 9 güne uzatmanın hiçbir faydası yokmuş...

Damlacık yoluyla yayılan bir hastalığı en çok bulaşabileceği kış ve bahar aylarında kontol altında tutup yaza ulaşmak önemsizmiş...

Bunları söyleyebilen adamın “ciddiye alınmamak”tan şikayet etmesine, “Bizi Allah korumuş” demeyeceksiniz de ne yapacaksınız?

“Halk sağlığı uzmanları, salgının ilk günlerinden beri, Çin’in yaptığı gibi gerekli işletmeler hariç tüm üretimin durdurulması ve bütün nüfusun 4-5 hafta eve kapanmasını öngören politikayı savundular. Ancak böyle bir uygulamanın ekonomik yükü ağır gelmiş olmalı” diyor beyefendi.

4-5 hafta hayatı durdurmanın toplum sağlığına etkilerini boşverin...

Şimdi bile “Virüs bulaşır” diyerek hastaneye gitmediği için hayatını kaybedenler varken, o 4-5 haftada kaç kişiyi kaybederiz onu da boşverin...

Çin’de salgın bitti mi?

Silindi mi virüs, Çin denilen ülkeden?

Hayır...

Yine varsayalım ki, silindi...

Bu haftalarca eve kapanıp hayatı durdurarak virüsü ortadan kaldırma politikasını, eğer bütün dünyada aynı anda uygulanmıyorsa, herhangi bir yerde uygulamanın manası nedir?..

Her zaman, tekrar ülkede görülme ihtimali olduktan sonra, ne anlamı var bunun?

Bunları sormak bizim aklımıza gelir de, koskoca profesörün aklına gelmez mi?

Bunları biz biliriz de, koskoca profesör bilmez mi?

Sorar da, bilir de ama söylemek işine gelmez...

Bunlara sorsanız, yaptıkları her şey bilim adınadır...

Ama işlerine gelmedi mi, bilime de böyle ihanet ederler...

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.