Halil Kışlacık

Halil Kışlacık

Bizim için küçük, büyük veri için büyük bir paylaşım...

-

Ice bucket, kiki dance, blue whale... Şu sosyal medya hayatımıza girdi gireli, bir “Challenge” furyasıdır gidiyor... 

Şimdi de “10 year challenge” çıktı piyasaya...

Aylak bakkalın bazı uzuvlarını tartmaya başlaması gibi, sosyal medyada boş boş dolanan insanlar da, nerede lüzumsuz iş var onunla eğliyorlar kendilerini...

Hani bazıları masumane de, öyle işler yapılıyor ki bazen, insan gülse mi ağlasa mı bilemiyor...

Bu “10 year challenge” aslında biraz masum gibi duruyor. Bundan 10 yıl önce çekilmiş bir fotoğrafınızla yeni çekilmiş olanı yan yana koyup sosyal medyada yayınlıyorsunuz, bu kadar...

Hani “Hey gidi günler” misali...

Fakat, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Murat Kırık, bakın bu konuda ne diyor:

“Sosyal medya üzerinde milyonlarca takipçisi bulunan ünlüler, sanatçılar, sporcular, oyuncuların da dahil olduğu bu akıma yönelik paylaşılan içerik oranı 20 milyonun üzerine çıkmış durumda. Birçok akımın ortaya çıkış nedeninin altında birbirinden farklı sebeplerin yattığını söyleyebilmek mümkün. Ön kameralı akıllı telefon taleplerinin artırılması için selfie, araba satışlarının ivme kazanması için sunulan ‘Kiki’ dansı bu örneklerden sadece birkaçı. Fakat sosyal medyanın narsistik ve hedonist yapısı bilgi hırsızlığı ile veri güvenliği tehdidini meydana getiriyor. Kullanıcıların geçmiş yıllara dair fotoğraflarını belirli bir etiket aracılığıyla paylaşması, sınıflandırmayı kolaylaştırmakta ve bu durum sosyal ağlardaki yüz tanıma sistemine doğrudan katkı sağlamaktadır. Milyonlarca kullanıcının fotoğraflarını paylaşarak bu ağlara katkı sağlaması akıllara birtakım soru işaretleri de getiriyor. Özellikle Facebook’ta ortaya çıkan bu akımın yapay zeka ile bağlantısı tartışılıyor. Facebook’un reklam ve benzeri sebeplerle dolaylı yollarla veri topladığı zaten biliniyor.”

Yaa...

Siz eski günleri yâd ederken, birileri sizin 10 yıl arayla çekilmiş iki fotoğrafınız üzerinden nasıl yaşlandığınızı, daha da güzeli, toplumun nasıl yaşlandığını hesaplayıp, bunu büyük veriye ekleyebiliyor...

Bunu hesap sorulabilir bir kurumun yapmasında ben bir sakınca görmüyorum. Mesela Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız sistemi eğer bu tip araştırmalar için kullanılmıyorsa, bu büyük bir eksikliktir...

Ama Facebook gibi kişisel verilerin mahremiyeti noktasında daha önce sıkıntılar yaşamış bir şirkete girilen her data, ileride çok büyük belalara yol açabilir...

Keza Twitter da öyle, Instagram da...

Sadece fiziksel değişimlerimizi takip etmesi çok bir anlam ifade etmeyebilir. Ama her yaşadığımızı sosyal medyada paylaşmamız, psikolojik değişimimizi, olaylara verdiğimiz tepkileri ve karar alma mekanizmalarımızı “önceden hesaplanabilir” ve daha sonra da “yönlendirilebilir” şekilde açık etmeye müsait bir ortam oluşturuyor.

Facebook’un verileri sızdırdığı söylenen Cambridge Analytica şirketinin internet sitesinde kocaman harflerle “Cambridge Analytica, toplum davranışlarını değiştirmek için datayı kullanır. Size nasıl yardımcı olabileceğimizi görmek için ticari ya da politik birimlerimizi ziyaret edin” yazıyor...

Eğer bu ve benzeri kurumlar bizi yönlendirmeye başlarsa, en azından bir süre, özgür irade açısından çok karanlık bir çağ yaşayacağız demektir...

Aylaklık yapmayalım...

 


YORUMLARA GÖZAT (1)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.