Hasan Aksay

Hasan Aksay

,

İslam ülkelerinde İslam’la sorunlu olanlar

-

Müslümanlar, hiçbir ülkede sömürü, soykırımyapmadı. Kimseyi göçe zorlamadı. “Dinde zorlama yok” dedi. Asırlarca çeşitli ırklarla birlikte yaşadılar.

Tarih ortada. Devlet, toplum ahlak ve düzenini bozucu eylem ve fitnelere yol açmamak şartıyla, Müslüman da, olamayan da aynı insan haklarından yararlandı. Hatta özel hukukunu seçme hakkı tanındı.  

Peygamberler zamanında da münafık vardı. Sosyal, siyasi ve ekonomik şartlara göre tarz ve sayıları değişiyor. Milletlerin, diriliş, zaaf ve fetret zamanı gibi zor dönemlerinde, azınlık ve münafıklardan, düşmanı güçlü görüp, onların tarafında görünerek imtiyaz bekleyenler, sorunlu pozuyaparken sorunlu hale geliyorlar. 

İslam ülkeleri ve Müslümanların yönetimleri, Müslümanlar için olduğu gibi, insanlık için de imkândır, rahmettir. Müslüman, iyiliği tavsiye eder, barışı korur, kötülüğü önlemeye çalışır. Kudüs halkı, Hz. Ömer’i yönetim için davet etmiştir. Tarih gösteriyor ki; birçok şehir halkı direnmeden ve kandökülmeden İslami yönetimi kabul etmişlerdir. 

Yavuz Sultan Selim’in, 8 yılda fethettiği yerlerin çoğunda kan dökülmedi. Osmanlı’nın büyümesinde, halkların, adalet ve hürriyete koşuşu gibi bir fetih vardır. Başka türlü, uçsuz bucaksız ülkeler, asırlarca adaletle, barış içinde yaşar.

İnsanlığın, kansız, kavgasız, iyilik ve huzur isteği devam ediyor. Geçen asır kanla sulandı. Filistin, Afrika, Türkistan, Keşmir, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen? Kan durmuyor. Osmanlı’dan sonrası için tarih, “Mazlum kanı dökmeden, girdiği yerde barış sağlayan tek ülke, Erdoğan Türkiye’dir” diyecektir. Bu, Müslüman’ın iman, ahlak ve adaletinin zaferidir.

Bilgi, görgü ve ülke güçlendikçe, toplumlar, çıkarcı batağını tanıyıp, ahlaki yüceliği sahiplenme imkânına kavuştukça, iman ve ahlakın zaferi güçlenecektir.

Kul kusursuz olmaz. Fakat münafıkların ördükleri yalan ve fitne karanlığında kalanlar, kötülüğü iyilik görebilir. Burada iyilerin eksiği, evrensel boyutta güç ve imkân zaafına uğrayarak, eşkıyada, zafer ümidi doğurarak, dayanışmalarına yol açmasıdır.

Türkiye, Allah’a hamdolsun, sanayi ve kalkınmada önemli birehliyet, dirayet ve liyakatle ilerliyor. Kalkınan 20’lere girdik. 13. sıraya geldik. Bu seçim dönemi 9. sıraya gelmeyi hedefliyoruz. Düşman bu kalkınmayı gördü, içli-dışlı gayrette. Yolu kesecek. Erdoğan’a görünür, görünmez kaç darbe oldu:

Birincisi, “Erdoğan muhtar bile olamaz!” İki ve üç, halk oylaması ile atlatıldı. Son üçü: 1) “MİT tırları tuzağı” 2) Taksim Gezi 3) Evrensel boyutlu 15 Temmuz Darbesi. Allah’ın lütfu ve siyasi ehliyetle geçtik. Hiçbiri, Mısır depreminden küçük değildi. FETÖ ise, 40 yılda hazırlanmış. Tüm mazlum dünyayı hedefleyen bir felaketti. Bu felaketlerin atlatılması, Allah’ın lütfu, siyaset ve milletinehliyetidir. Şükür gerek. Kaşıkçı cinayeti de, dirayetle, tuzağı kuranlara iade edildi. 

İslam düşmanları, düşmanlığına devam ediyor. Darbeci; terörist; içerde-dışarıda; Amerika’da-Çin’de. Fark etmiyor. Sorunlarıİslam! 

Gerekçesiz ellerinden geldiğince zulmediyorlar. Anlaşılan: 1. Sömürgecinin çıkarını tahrik ediyoruz. İlk üçü: a) Vatan topraklarımızın zenginliği. 2) Ümmetin, vahdetini kaybetmiş ve kalkınamamış olması. 3) İslam dini, ümmet vahdetini sağlayacak ve kalkınma dinamizmini kazandıracak güçtür. Sömürü ve tahakküm fırsatını kaçırmadan İslam’ı yok etmek istiyorlar.

 İçeride İslam’la sorunu olanların sorun zannettikleri çıkarları farklıdır. Bazısı şenlik olsun kabilindendir. Tehlikelisi, ülke meselesinde, düşman desteğini arkasında hissetmek için, onlarla paralel düşünmeye çalışmaktır. Düşman, kalkınma, istikrar olmasın. Bize muhtaç kalsın ister. Özellikle, istikrar, kalkınma ve darbe, her ülke için hayati önem demektir.

Düşman, Menderes’in kalkınmagayretine karşı darbeyi; tehdit olarak da idamı çare gördü. Menderes’te, on sene sabreden darbe; Milli Nizam Partisi’ne bir senede geldi. 12 Mart Muhtırası MNP’ye özel bir darbe oldu.

MNP kuruluş beyannamesine, Besmele ile başlamaya kararlıydık. Ama Loca, CHP’yi de rahatsız etmeden, “Allah” adıyla başlayalım istiyorduk. Beyanname tamamlandı. Matbaaya verildi. İlk cümleyi yazamadık. Hulusi Özkul beyle beni görevlendirdiler. “Biz şafak atarken, beyannamenin ilk cümlesini, “Allah’ın Hakkı tutma, iyiliği emretme, kötülüğü nehy etme yolunda seçtiği aziz ve mümtaz milletimiz” diye yazdık. 

Davalar da ortada. MNP Kongresinin açış konuşmasında, “Kongremizin milletimize, İslam dünyasına ve insanlığa hayırlı olması” dileğim suç oldu. Bilirkişi, “Ceza üç kere ağırlaştırılmalı: 1) İslam dünyasına ayrım. 2) Konuşan, G. Bşk Yar. 3) Açış konuşması kongreyi yönlendirir.

Uşak İl Teşkilatının açılışında, “Çok Allah dedin” diye dava açıldı. Hepsi böyle. Ama senelerce sürdüler. 

Bunların sorunları bahane. Bu saldırganlıkla, TBMM’deki CHP milletvekillerinin tamamı ayağa fırlayıp, “Dışarı! Dışarı!” diye zulümle, milletvekili milletvekilliğini dahi düşürebilecek bir kanunsuzluğu başardı. Anayasa ve siyasi partiler kanununu çiğneyerek, dünyada banka sahibi olma imtiyazlı tek parti CHP oldu. Seçimde, “Düşük Baraj” dayatmasıyla, ülkeleri istikrarsızlığa zorlayan AB, bu kanunsuzluğa neden bir şey söylemiyor. 

Görülüp yaşanan, açıktan İslam’ı sorun yapanlardan taklitçi bir azınlık hariç diğerleri, dışardaki İslam düşmanlarıyla dayanışarak, içeride de, saldırı ve baskıyla, imtiyazlı hayatlarını devam ettirmek istiyorlar. 

Allah’ın lütfu; milletimizin basireti; iktidarımızın gayreti ve fert olarak sabır ve sorumluluklarımızı yüklenerek, inşallah bu darboğazları da aşacak, mazlum coğrafyaların da kurtuluşlarına vesile olacağız.

Hamd Allah’a.

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.