Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Cuma Namazına Giderken

Fıkıhçı değilim. Her fıkıhçıya da itimadım yoktur. Hele hele medya fakihlerinin hiçbirine itimat etmem ve dinlemem.

Medya fakihlerinin ekran yüzüyle, ekran arkasını bir bilseniz, canı gönülden izleyenler de izlemekten ve dinlemekten vazgeçerler.

Cuma namazına dair fıkhi bilgiler verecek değilim. Sade bir vatandaş olarak, Cuma namazına gidişimi ve gördüklerimi söyleyeceğim.

Cuma namazını değişik camilerde eda etmek nasip oluyor. Belki büyük oranda kendi kusurlarım yüzünden namaza giderken ayaklarım geri geri gidiyor.

Birincisi namaza gidenlerin beden dilleri, bir namaza gider gibi değil de, (Allah affetsin ama) “şu işkence bitse de kurtulsak” diye gidiyor.

…………….

Mesela bugün namaza gidenler lütfen camiye yürüyenlerin hallerine dikkat etsinler.

Acaba kaç kişinin yüzünde tebessüm görecekler, kaç kişinin birbirine selam vererek veya malayani yapmadan camiye girdiğini görecekler.

Caminin içindeki hallerimize de dikkat etsinler. Bir elimizde ayakkabılar, diğerinde cep telefonları, ayakkabılar ayakkabılıklara konulduktan sonra, elde telefonla boş bir yere oturulup, dağ başı yalnızlığı yaşandığını görecekler.

Hemen bütün camilerde ilk beş saf çok rahattır. Çünkü ön safa geçmek camiden çıkmaya engel olduğu için dışarıda kılmak kolayımıza gelmekte.

Neyse daha fazla çam devirmeyelim ve hutbelere dönelim.

…………………

Cuma namazına giderken ayaklarımın geri geri gitmesinin sebeplerinden birisi de hutbeler. Ne yazık ki hutbeler, suya sabuna dokunmayan 1980 ve 28 Şubat darbe yıllarına dönmüş vaziyette.

Hutbelerde günümüz insanına dokunan meseleler konuşulmaz oldu. Mehmet Görmez hocanın zamanındaki günlük hususlara ve insana değinen hutbeler rafa kalkmış gibi.

Hutbeler, “Bir gün” diye başlayınca, eller telefonların tuşlarına gidiyor ve hutbe okunurken, telefonlarla ya oyun oynanıyor ya mesaj yazılıyor ya da haberlere bakılıyor.

………………….

Hutbeler de şu insani meseleler işlenemez mi?

- “Ey Müslümanlar! İslam temizlik dinidir ve Müslümanlar hem ruhen hem bedenen temizdir” diye günlük hayata dair ikazlar yapılamaz mı?

- “Müslümanlar yaya alanlarına araba park etmezler! İnsan haklarına tecavüz etmezler! Lokantaların sokak ve caddedeki masalarında yemek yemezler! Yere çöp atmazlar, tükürmezler! Kelime-i Şehadet getirdikleri dilleriyle dedikodu yapmaz, yalan söylemez, iftira etmez, küfür etmez, Müslüman yakışmayan tavırlara girmezler” gibi haller seslendiremez mi?

………………..

Daha çok mevzu var da kısa keselim.

Allah aşkına! Her hafta yardım dilenilmesinden gına geldi. İnsanda ne namaz huzuru kalıyor ne cami sevgisi.

Yetmez mi? Her Cuma ve özel günlerde, yardım, yardım, yardım. Yahu insanlarımız yardım yapma özürlü değil ki. Herkes meşrebince gereken yardımlarını yapmaktadır.

Beyler!

Bina inşa etmek kolay, esas olan insanı inşa etmektir. Toplumumuzun her kesiminde aile ve insan unsuru hızla eriyor. Ne olur hutbeler günümüze dokunsun!

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.