Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Eğitim ve Kültürün Yerlileşmesi ve Millileşmesi

-

En üst devlet yöneticimizden en aşağıda eğitim ve kültür emekçilerine kadar hemen her aklıselim sahibi insanımızın ortak derdi, “eğitim ve kültürde” bir türlü yerlileşememek ve millileşemememizdir.

Eğitim hususunda üniversiteden anaokullarına kadar ‘derme-çatma-deneme-yanılma’ yoluyla, çoğu vakitte sloganlardan öte geçmeyen laflarla maalesef yaya durumdayız.

Kültür dünyamızda da durum çok farklı değil. Yerlileşme ve millileşme adına adım atmaya, suya sabuna dokunmaya korkuyoruz. Yeni bir şey söylemeye mecalimiz kalmıyor.

Sol ideolojiye tapınanların sesleri kadar sesimiz çıksa yeter. Ondan bile aciziz. Sebebi çok belli! İşimize ve inancımıza olan güvenimiz zayıf ve çelimsiz.

Allah razı olsun en cesurumuz Cumhurbaşkanı Erdoğan. Hiç olmazsa kendisinden aldığımız cesaretle “Haydi bakalım” diyebilsek ondan da yoksunuz.

Cumhurbaşkanımızın konuşmasını alkışlıyoruz, onunla övünüyoruz, nereye, kime nasıl ulaştığını ve kimin ne anladığını bilmediğimiz sosyal medyada paylaşmayı “iş yaptık” olarak görüyoruz.

……………

Elbet hiçbir şey yapılmıyor demiyoruz. Yalnız yapılanların ekseriyeti de dostlar alışverişte görsün cinsinden oluyor ve beyler bayanlar birbirlerini ağırlıyor.

“Armut piş ağzıma düş” kolaycılığının peşindeyiz. Kendimizi işimizde göstermemiz gerekirken, bayramlaşma törenlerinde el öpme sırası bekler gibi “Cumhurbaşkanı görsün ve takdir etsindiye onun görmesini bekliyoruz.

Rabbim Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sabır ve güç versin. Sanılmasın ki, Cumhurbaşkanı kimin ne yaptığını bilmiyor ve görmüyor.

Pek âlâ görüyor ve biliyor ve hatta kızıyor ama anlayan kim, anlayacak kim? Hem öyle anlamıyorlar ki, Reis görsün diye atmadıkları takla kalmıyor.

Eğer istediğimizi elde edemezsek, işte o zaman bize güç yetmiyor. Sıkça söylediğimiz; “Bizden bir şey olmaz” sloganıyla kendimizi karşımızdakilere ispat etmeye çalışıyoruz.

…………….

Oysa Komünist ideoloji kadar kendimize ve değerlerimize inanabilsek; başaramayacağımız, altından kalkamayacağımız hiçbir işimiz yok aslında.

Benim de yaptığım gibi hamaset sözleriyle cicili biçili laflar edip, biraz da kasılarak; “Ben söyleyeceğimi söyledim, benden bu kadar” ucuz yiğitlik gösterisinde bulunuyoruz.

Sorumluluklarımızı Cumhurbaşkanına yüklemişiz, istiyoruz ki Cumhurbaşkanı yaptırsın, ettirsin, biz de görüp beğenelim, seçim zamanı da rey verelim.

Bu anlayıştan kurtulamazsak, daha çok ayrık otu yolarız. Ayrık otu yolmak nedir bilir misiniz?

Ayrık öyle bir ottur ki, kökünden tutar çekersiniz, kopardığınızı sanırsınız ama bir hafta sonra yine aynı yerden biter.

Ha bu söylediklerime hükümetteki bakanlar, bürokratlar, TBMM’deki Ak Partili vekiller de dâhildir. Türkiye yükünün görünmeyen en büyük yükü eğitim ve kültürdür.

Bu yükün altına topyekûn girmez isek yaya kalmaya devam ederiz. Eğitim ve kültürü yerlileştirme ve millileştirme trenini kaçmak üzere.

………………

Ezcümle:

Eğitimde ve kültürde milli şuuru yeniden ihya edememek bizi şaşı yapmıştır. Bu şaşılıktan kurtulmalıyız. 

 


YORUMLARA GÖZAT (5)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.