Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Haçlı dünyaya boyun eğen Müslüman ülkeler

-

Her ferdin ve toplumun bir gelecek tasavvuru vardır. Fertlerin kişisel tasavvurlarının önemli kısmı, birlikte yaşadığı toplumun ortak değerleriyle bütünlük arz eder.

Eğer ortak değerlerde arızalar varsa, o milletin gelecek tasavvurlarında da arızalar meydana gelir demektir.

İçlerini bilmeyiz ama dıştan bakınca bazı Müslüman kimlikli halklar ve ülkeler, gelecek tasavvurlarına dair ciddi kayıplar yaşamaktadır.

Bu devletler içerisinde ayakta durabilen, halkıyla barışık yaşayabilen ama sürekli dış ve iç tahriklere, teröre, siyasi, hukuki ve ekonomik şantajlara, baskılara boyun eğmeden yolunda gidebilen tek ülke Türkiye’mizdir.

Memleketimizin her türden ihanetlere karşı böylesine dik durabilmesi, iç-dış düşmanları çileden çıkardığı malumdur.

İşin anlaşılmaz bir tarafı şudur ki; kişiliksizlikleri, kimliksizlikleri, haysiyetsizlikleri dibe vurmuş, Haçlı esaretine boyunlarını vermiş, Müslüman görünümlü ülke yöneticileri de diş bilemektedir.

¥

Anadolu’da bir güzel laf vardır;

“Gâvurdan medet uman gavura bekçilik eder” denilir. Bunlar da geleceklerini ve ellerindeki nimetlerini gavurlara ikram edip, sonra da medet uman, “dinleri dillerinde, ibadetleri keselerinde” zavallı, çelimsiz, sözde krallar yahut hükümetlerdir.

MHP lideri Bahçeli’nin dünkü grup konuşmasında bunları şöyle tarif ediyordu:

“Emperyalizmin tutsağı olmuş bu ülkelerin neresi İslam, nereleri doğrudur? Türk milletine tuzak kuran, batıla mihmandarlık yapan iradesiz ve icazetli yönetimler biliniz ki, İslam’ın sırtına saplanmış zehirli hançerden başka bir şey değilsiniz.

Suudi Arabistan Allah’tan korkuyor, kuldan utanıyorsa önce işlediği vahşi cinayetin hesabını versin, bedelini ödesin. Türkiye düşmanlarına omuz vermek, teröristlere destek sağlamak imanın, İslam’ın neresine sığacaktır”?

¥

Meselenin daha iyi anlaşılması için bir önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hocamızdan bir hatırayı paylaşayım.

Mehmet Görmez hocamız görevdeyken, Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde yapılacak olan ve 80 âlimin katılacağı bir toplantıya davet edilir.

Kendisine rehberlik eden ve toplantının koordinatörlerinden olan zat der ki;

-“Hocam konuşmanızda Suudi kadınların otomobil kullanmasının, dinen bir mahsuru olmadığını anlatabilir misiniz, bu hususta bizdeki âlimler (!) iradelerini beyan edemiyorlar”.

Mehmet hocamız da usulü dairesince konuşmasının bir yerinde, kadınların araba kullanmalarının bir mahsuru olmadığını söyler.

Tabii toplantıdan bu yönde bir karar çıkmaz, çıkamaz. Tek tek konuşulduğunda ise; “kadınlar da araba kullanabilir” görüşü ittifakla serdedilir lakin açıkça seslendirilemez.

Toplantıdan birkaç ay sonra dünya insanlığının ve Müslümanların utanacağı bir hadise gerçekleşir.

Amerika, Suudi Arabistan’ın başındaki musibetlere; “Kadınların otomobil kullanmasına müsaade edin” denilir ve edilir. O âlimlerin yerinde olsam yerin dibine geçerim.

¥

Ezcümle:

Geleceğimize dair ister kişisel, ister memleket tasavvurumuz olsun. Mutlaka yerli ve milli olmalı. Dışarıdan kurtuluş beklemek, işte böyle köleliğe razı olmak demektir.

 


YORUMLARA GÖZAT (4)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.