Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Hangi İslam

-

Bu haftaki eserimiz Ötüken Neşriyat’tan. Prof. Dr. Nusret Çam’ın kaleme aldığı kitap; “Hangi İslam” adını taşıyor.

Okumanın, anlamanın, anladığını idrak etmenin ve amele dönüştürmenin üzerinde en çok duran dinimiz İslam’dır.

Sanki bu inanca direnircesine dünya genelinde baktığımızda ne yazık ki, “az okuyan”, “az anlayan”, “az anladığını az idrak eden” ve “az amel eden” toplumlar da Müslüman dünyadır.

Bu ifadelerime itiraz edecek olanlar az sabredelim ve İslam dünyası üzerinde bir gezinti yaparak, hangisinde İslam’ın ve Müslümanlığın ön gördüğü barış, huzur ve kardeşlik olduğunu görelim!

Bu bir suçlama yahut eleştiri değil, halimizin resmidir.

Prof. Dr. Nusret Çam, bütün bir İslam dünyasında yaptığı araştırmasının neticesini bu kitapta toplamış ve şöyle diyor:

…………….

“Ne garip bir tesadüftür ki, miladi ikinci bin yılın bitip üçüncü bin yılın başlamasıyla birlikte patlak veren gelişmeler, yeryüzündeki bütün Müslümanları her bakımdan daha da acınacak hale getirmiştir.

Sınır içi, sınır dışı savaşlar, işgaller, ambargolar, terör örgütleri, terör saldırıları, kitlesel ölümler, açlıklar, kıtlıklar, ilticalar, darbeler, göçmenler, mezhep çatışmaları, Müslümanların kaderinden öte ikinci adları olmuştur âdeta.

Bilimsel faaliyetlerde, ekonomide, kültürde, sanatta, moral değerlerde, sporda, kısacası insan kalitesinde ciddi gerilemeler bu dönemde daha büyük bir ivme kazanmıştır.

Tarafsız gözle açık yüreklilikle itiraf etmek gerekirse durum hiç de iç açıcı değildir. Müslümanlar bilhassa I. Dünya Savaşı ile gelen ezginlik ve perişanlıktan sonra siyasî ve ideolojik birçok arayış içerisine girmişlerdir.

Aradan yüz yıl geçmesine rağmen ilerleme ve medenileşme yolunda ara sıra görünen pırıltılar haricinde gelinen nokta hiç de daha iyi değildir.

Bunun sebebi, Müslüman aydınların ya içinde bulundukları durumun vahametini kavrayamamaları ya meseleye ciddi şekilde eğilmemeleri ya da kök sebeplere inemedikleri için köklü ve kalıcı çare üretememeleridir.

Elbette çözüm vardır ve bu çözüm, içi boş sloganlar ve herkese şirin görünmeye yönelik gösterişler, gösteriler değil, dip sebeplere ve kalıcı çözümlere ulaşmanın yollarını aramaktır.

Sorun siyasî değil, İslâm’ın ne olduğunu anlama ve uygulama; yani ahlâk, kalite ve medeniyet meselesidir.

Zira İslâm siyasallaştıkça daha da dibe vurmaktadır. Bunu artık başta siyasiler, ilahiyatçılar ve diyanetçiler olmak üzere ilgili herkesin görmesi gerekmektedir.

Müslümanların artık kendilerini Allah’ın imtiyazlı kulu, Hz. Peygamberin müjdeli ümmeti olarak görüp cenneti garantilemenin rahatlığıyla daldıkları gaflet uykusundan uyanmaları ve akıllarını kullanmaları gerekmektedir.

Bunun için de zanlarının hilafına hiç de seçkin veya seçilmiş bir ümmet bilinci ve görüntüsü sergilemediklerini, önce Müslümanların kendilerinin anlaması icap eder”.

……………….

Evet, anladığımız zaman anlaşacağımızdan emin olabiliriz.

Kitap hakkında: 

Ötüken Neşriyat; 

0212-251 03 50

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.