Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Hüseyniye Nehri

-

Hüseyniye Nehri’ne geçmeden önce bütün Müslümanlarının ortak acısı olan ve Peygamberimiz (s.a.v.) ile Hz. Ali efendimiz ve Fatıma annemizin iki gözünden biri Hz. Hüseyin Efendimizin şehadetinin 1339. seneyi devriyesindeyiz.

Hz. Hüseyin efendimizin şehadeti, “Elhamdülillah Müslümanım” diyen her insanın yürek acısıdır ve asla hiçbir bir Müslüman tarafından ötelenemez.

Mehmet Görmez hocamızın ifadesiyle, “Kerbela, bütün Müslümanların asırlardır dinmeyen ortak hüznü ve acısıdır”.

Hz. Hüseyin efendimizin şehadeti üzerinden Müslümanlar arasına sokulan fitne ve fesatlara dur demenin zamanı 1339 yıldır gelmedi mi?

Tarifi mümkün olmayan, tarif ederken dahi insanın her hücresinin azap çektiği hadise, özellikle milletimiz başta olmak üzere, ırkı, mezhebi, meşrebi ve ideolojisi ne olursa olsun, bütün Müslümanların asırlardır dinmeyen ortak hüznüdür, niçin bu hakikat anlaşılmak istenmeyerek; kardeşliğimize, birliğimize, ihanet edenlere fırsat verilmektedir bilinmez.

Kerbela’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının asil duruşu ve haksızlık karşısındaki onurlu mücadelesi, bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuşken ve o duruşu muhafaza etmek varken, niçin acı üzerinden nifak tohumları ekilmektedir?

Her Müslümana düşen, Hz. Hüseyin efendimizin uğruna can verdiği adaleti ve merhameti doğru anlamak değil midir?

Hz. Hüseyin efendimizin en büyük gayesi; kendisinden sonra yeni Kerbelalar yaşanmamasıydı. Acılardan acılar devşirmemek, Kerbela’nın ‘Kerb’u Belasını’ bu asra taşımamaktı.

Kerbela’dan bir ayrılık-gayrılık değil; birlik, beraberlik ve kardeşlik çıkarmaktı. Ciğer yakan, yürek sızlatan Kerbela’dan, bize yeni bir can ve yeni bir nefes üflemekti. Bir sevgi, bir muhabbet devşirmekti.

……………….

Hüseyniye Nehri-Kanalı:

Hüseyniye Nehri-Kanalı, Fırat Nehri’nden hususi bir yol açılarak, Kerbela şehrine ilk can suyu veren bir kanaldır.

Hüseyniye Nehri’nin kısa hikâyesi şöyledir:

İlhanlı Hükümdarı Gazan Han yahut babası Argun Han, Kerbela’yı 1303-1307 yılında ziyaret eder. Ziyareti sırasında külliyeye büyük miktarda hediyeler bırakır.

Kerbela’nın önemli sıkıntılarından birisi sudur. Bu hali görünce, Fırat Nehri’nden o günkü şartlar içerisinde bir kanal açtırarak türbe ve civarının su ihtiyacı giderir.

İbn Battûta da Kerbela’yı ziyaretinden şu bilgileri aktarır:

“Şehir hurmalıklar içerisinde, Meşhed-i Hüseyin’in de şehrin tam ortasındadır. Yanında büyük bir medrese ile ziyaretçilerin barınakları vardır ve su ihtiyacı, Fırat Nehri’nden karşılanır”.

Nehrin büyütülmesi ve çevresinin temizlenmesini ise Kanuni Sultan Süleyman yaptırır. 1534 yılında Bağdat’ın fethinden sonra Kanuni Kerbela’yı ziyaret eder ve Hüseyniye Nehri’nin çevresini büyüterek, şehri ve civarını suya kavuşturur.

Bir not daha paylaşalım. Zaman içerisinde harap olan türbeyi de 1583 yılında III. Murad yeniden yaptırır.

………………..

Ezcümle:

Hz. Hüseyin efendimizin şehadeti üzerinden münafıklık yaparak, Müslümanların içine fitne ve fesat sokanlar, onu şehit edenler kadar tehlikelidirler. 

 


YORUMLARA GÖZAT (2)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.