Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Kalmadı

-

Yazının başlığı “Kalmadı” ismi, Âşık Veysel’in şiirinin adı. Büyük ozanın dizelerine yer vereceğim ama öncesinde küçük bir girizgâh yapmakta fayda vardır.

Biz destan toplumuyuz. Sözlü kültür toplumuyuz, ozan toplumuyuz. Bizde yazıdan önce söz vardı ve söz bizde namustu, senetti, nasihatti, yol yordam ve hayatın eminliği idi.

Söz yazıya döküldü, yazı sözü renkten renge, fikirden fikre, düşünceden düşünceye yaydı, duyurdu, çoğalttı, sözün tesiri de kimi zaman özünde, kimi zaman kabuğunda kaldı.

Unutmamalı ki, bugün söylediklerimiz yarın hem bizim için hem duyanlar için yol haritası olacaktır. Yanlış söz yanlış yol haritası çizer ki, bedeli ağır olabilir.

İç ve dış dünyamız hızla kabuk değiştiriyor. Dış dünyanın değişim yarışına iç dünyamızla katılıyoruz. Hem de sorgusuz sualsiz ve bilmediğimiz yönetmenler tarafından.

Ne yanlış ne doğru demeden, sözün eğrisini, doğrusunu tartmadan, doludizgin bir şekilde sadece yarıştan geri kalmayalım diye kim bilir ne değerlerimizi heba ediyoruz.

İşte ünlü ozanımız tahminen 70 yıl önce, “Kalmadı” başlığı altında sözünü tarta tarta ve yerli yerince, herkesin anlayacağı şekilde adeta bugünü tarif edercesine şöyle seslenmiş.

……………….

Bozuldu kalmadı dünyanın tadı

Doğru söz nasihat duyan kalmadı

Herkes kafasınca eyler inadı

Gittiğin yol yanlış diyen kalmadı

……………

Ağlasam ağlanmaz gülsem gülünmez

Yusam temizlenmez silsem silinmez

Ata nedir baba kimdir bilinmez

Atayı babayı sayan kalmadı

………………..

Her yerde konuşup lehte aleyhte

Kimisi sahtekâr kimi sahte

Bir fark görünmüyor nifakta hakta

Kitabın sözüne uyan kalmadı

…………….

Ne çare bu derde bulunmaz deva

Doğru söyleyene diyorlar hava

Dünyanın malını doldursa eve

Kanaat eyleyip doyan kalmadı

……………….

1310 doğdum Veysel’dir adım

Dünya mı eskidi ben mi kocadım

Çok dolandım bir sadık dost aradım

Sözü ciddi kalbi beyan kalmadı. Şiir, Ketebe Yayınları Aşık Veysel kitabından.

Ezcümle:

Yeryüzündeki ilk kavga sınır kavgasıdır. Fiziki sınır kavgasıyla birlikte insanların aralarındaki sınırı aşmaları yüzünden maddi görünen manevi sınır kavgaları da ilklerdendir.

Haddi aşmak, edep dairesini aşmak, hak-hukuk bilmemek, saygının, sevginin ölçüsünü kaçırmakla birlikte hakarete ve nemelazımcılığa sığınmak, hem maddi hem manevi sınırları aşmak olur ki, bunun adına toplam olarak “hayâ” yoksunluğu ve yoksulluğu denilmektedir.

Büyük ozanımızın da “kalmadı” dediği “hayâ” duygumuzun eksikliğidir. Hayâsı olmayanın hayatı, kalabalıklar içerisinde yalnızlıklarla geçer. Başını yaslayacak dost bulamaz.

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.