Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Mehmed Şevket Eygi Ağabey

-

Rabbim rahmetiyle kuşatsın. Tanıdığım kadarıyla, kalbiyle dili arasındaki doğru çizgiyi hiç bozmadı.

Onun doğrularını eğriltenler aslında kendi eğriliklerini gösterdi. Birçoğumuz da söylenenleri; vicdanıyla, imanıyla ölçmek yerine nefsiyle ölçtü.

Şimdi yazıya böyle başlayınca söz bu minval üzere sürer. Eygi ağabey hatırına geri dönelim. Yalnız unutmadan şunu da derç edelim.

Mehmed Şevket ağabeyin cenaze namazından sonra “devlet ve millet bütünleşmesini” hazmedemeyen iki gazetenin sitesinde, insanlık dışı şöyle haber çıktı;

“Gerici Yazar Eygi Öldü” ve “Gerici Yazarın Tabutunu Cumhurbaşkanı Taşıdı”. Mehmed Şevket Eygi’ye bir kimse neden gerici der söyleyelim.

Şevket ağabey; “Allah’a, Peygamber’e ve Kur’an’a” inandığı-iman ettiği için. Başka bir sebep olamaz.

O vakit Eygi ağabeye gerici diyenler, “Allahsız, Peygambersiz, Kur’ansızlar” demek değil midir?

Elbet “Allahsız, Peygambersiz, Kur’ansız” kimselere göre Mehmed Şevket Eygi gericidir. Haklıdırlar! Rabbim kâinattaki canlı-cansız tüm varlıkları bunların şerlerinden korusun.

Temmuz ayı, münevverlerimizin ahirete avdet ayı gibi oldu. Bu ay da öyle güzide mütefekkirlerimizi Rahmet-i Rahman’a uğurlamışız ki.

Eygi ağabeyin rahmete vasıl oluşuyla, onları da rahmetle analım.

Kaleminin mürekkebi bu topraklara ait olan; şefkatiyle, merhametiyle ruhuyla bu toprakların insanının sözcülüğünü yapan ve yazarak, konuşarak, yaşayarak dilimize, dinimize, devletimize hizmet eden Erdem Bayazıt ağabeyi, 5 Temmuz 2008 yılında yolcu etmiştik.

Şevket ağabey gibi Erdem ağabeyi de o dönem Başbakan, şimdi Cumhurbaşkanımız Erdoğan, tabutunu taşımıştı. Yine malum kesimler bir hayli cızırdamışlardı.

Diğer güzide münevverimiz ise 9 Temmuz 1974 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşan bir edeb ve insanlık abidesi Mahir İz hocamızdı.

Mahir İz hocamızı tanıyanların ortak kanaati şöyledir: “Tam bir İslam adamlığı”. Mübarek ve kati bir tespit.

Bu ortak görüşü biraz açmak için Mahir İz hocamıza dair şu hakikati aktaralım.

- “Amel-i Salih denilince sadece namaz, niyaz, hac, zekât ve oruç gibi ibadetler aklımıza gelir bizim.

Hâlbuki hakikat böyle mi? Hayır! Hayatın her safhasıyla ilgili bir husustur bu.

Kendi nefsimizin ıslahından tutun da, ailenin, cemiyetin, milletin, memleketin, devletin ve insaniyetin ıslah ve imarına kadar her şey ‘amel-i salih’ kapsamına girer”.

Bir başka iman abidesi, yerli ve milli kültürümüzün yılmaz bekçisi Nurettin Topçu da 10 Temmuz 1975 senesinde çok sevdiği ebedi yurduna vasıl olmuştu.

Bu vesileyle Üstad Necip Fazıl’ı da rahmetle analım ve Nurettin Topçu ile ilgili bir hatırayı paylaşalım.

Üstad, rahatsızlığı sebebiyle Nurettin Topçu’yu ziyaret eder ve Cenneti kastederek şöyle der:

- “Allah demenin yasak olduğu bir devirde, seninle birlikte bayrak açtık. Korkma! Direk gir içeri”!

Bu toprakların sahiplerinin ruhları için El-Fatiha.

 


YORUMLARA GÖZAT (8)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.