Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Milli Mücadele ve Mehmet Akif

-

İstiklal Savaşımızın yüzüncü yılı! Milli Mücadelenin bir görünen bir de görünmeyen kahramanları vardır. Bu kahramanların başında ise Mehmet Akif gelir.

Milli Mücadeleye bütün bir milletimizin katılması camilerden başlamış ve İstiklalimizin ilanı da yine Hacı Bayram Camii’nden duyurularak Birinci TBMM açılmıştır.

Devrin ileri gelen din âlimleri başta olmak üzere, caminin taşıdığı değerlere inanarak, İstiklalin camiden başlayacağına kani olan yerli ve milli ruh sahibi asker-sivil aklı erenler, İstiklal meşalesini camilerden yakmışlardır.

Mehmet Akif de hem vaazlarıyla hem de Eşref Edib’in sahipliğini yaptığı ve Akif’in de başyazarı olduğu Sebilürreşad Dergisi’ndeki yazılarıyla; “vatanın, namusun, dinin, devletin, bayrağın” müdafaasını haykırarak büyük birliği sağlamıştır.

Akif’in, vatanın müdafaası adına Anadolu insanının dini-milli duygularını harekete geçirdiği ilk vaazı, Kastamonu Nasrullah Camii’ndendir.

Burada yaptığı vaazlar bütün Anadolu’daki camilerde görevliler tarafından tekrarlanmış, o devrin yerli ve milli mevkutelerinde basılmış, kadın-erkek-genç-ihtiyar herkes memleketimizin ve dinimizin bekası için cepheye çağırılmıştır.

Elbet Akif, büyük uyanışın lokomotiflerinden birisi olarak yalnız değildir.

Ali Şükrü, Eşref Edib gibi isimlerini değil, hizmetlerini ön plana çıkaran nice asker-sivil kahramanlarımızla birlikte hareket etmiştir.

Yakınmaktan, dert yanmaktan, fayda etmeyen eleştirilere, şikâyetlere yer vermekten gına geldi ama bazen de söylemeden edilmiyor.

Mesela Milli Mücadele veya İstiklal Mücadelesinin üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen, bağımsızlığımızın zaferi hakkıyla yazılmış değildir.

Resmi tarihçiler nedense halka öncülük eden ama isimleri öne çıkarılmayan kahramanlarımızı yazmamak için direnmektedir.

Nereye kadar hakikatlerin üzeri riyakârlıklarla, ikiyüzlülüklerle sıvanacak ve görmezden gelinecek? Ayıp değil mi milletin tarihini milletten gizlemek!

İşin daha da vahimi, tarih kitaplarında yahut diğer ilgili ders kitaplarında da Milli Mücadele bütün yönleriyle anlatılmamaktadır. Eskiden vesayet rejimi vardı şimdi ne var?

Milletin iktidarında bile kimden neden korkuluyor ve çekiniliyorsa, üzerinden yüz yıl geçmiş bağımsızlık mücadelemizin kahramanlarını anamıyoruz.

Kırk beş yıldır karınca-kaderince hemen her hükümetin icraatlarını takip ettim ve yanarım da şuna yanarım.

Ne Milli Eğitim Bakanlığı ne de Kültür Bakanlığı, hiçbir hükümette yerli ve milli nizama bir türlü geçemedi. Umarım bu bilmece bir gün çözülür. 

Haydi bakanlıklardan vazgeçtik. Ya Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bir davetine veya katıldığı bir toplantıya girebilmek için ortalığı yarış pistine çeviren çeşitli sivil toplum örgütleriyle, medyanın boy göstericileri, iltifat bekleyicileri de mi kendi çaplarında bir şey yapamaz ve milli şuurun oluşmasına gayret edemezler.

Ezcümle:

“Vatan, millet, devlet, bayrak, din” denilince bütün hücreleriyle millete hizmetten geri durmayan İslam ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in, Nasrullah Camii’ndeki “zafere ilk adım vaazından” söz edecektim. Yarına kaldı.

 


YORUMLARA GÖZAT (4)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.