Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Sahada ve diplomaside savaş

-

Milletlerin savaş tarihinde kimi vakit sahada kazanıp, masada kaybetmek, kimi zaman da masada kazanıp, sahada kaybetmek vardır.

Sahada güçlü şekilde mücadele ederken, diplomasideki gösterilen zayıflık, sahayı yakından etkiler ve gizli-açık tüm planları mahveder. Hal böyle olunca kayıpların sebebi, sahadaki güçsüzlük değil, diplomasideki oyunlara yenilmektir.

Elhamdülillah bugün artık hem sahada hem diplomaside oldukça güçlüyüz. Devlet-millet birlik ve beraberliğimiz bu gücün sahibidir.

İstiklalimiz ve istikbalimiz için sahada ve diplomaside verilen mücadele, devlet-millet bütünlüğünün bir operasyonudur.

Cumhurbaşkanımızdan Mehmetçiğimizin her ferdine kadar büyük bir inanç bütünlüğü içerisinde tek yumruk olmayı bilmek, sahiplenmemiz gereken ezeli bir emanettir.

Bu emanete sahada ve diplomaside; boynunu büken değil, dik tutan, sözünü ezilerek değil, kükreyerek söyleyen devlet-millet iradesiyle emin bir şekilde sahip çıkılmaktadır.

¥

Yalnız elbet her ülkede olduğu gibi bizde de istiklal ve istikbalini yabancılara peşkeş çekmeyen hazır kesimler mevcuttur.

İstiklal ve istikbal gibi davaları olmayan kesimlerin idealleri, ideolojileri, inançları, sahiplenebilecekleri değerleri yoktur ve nerede, kimlerin yanında menfaatleri varsa onlara sığınmacı olurlar.

İstiklal ve istikbal mücadelemize karşı duranlar işte bu tür ve benzeri sığınmacı zihniyetle yetişmiş kimseler yahut kesimlerdir.

Millet ve devlet tarihimizden süzülüp gelen; “din ü devlet, mülk ü millet” anlayışımız-inancımız vardır. Sahada ve diplomaside bu inançla hareket edilmektedir.

Devlet-i ebed-müddet idraki ile yani devletin ebediyen yaşatılması için millet olarak Cumhurbaşkanımızdan dağdaki çobanımıza, din adamımızdan eşrafımıza, köylümüzden bürokratımıza, vatanımıza ve milletimize ihanet etmeyen siyasetçilerle her meslekten esnafımıza kadar namusuna ve dinine sahip çıkan kadın-erkek, genç-yaşlı her insanımız, Mehmetçiğimizin arkasındadır ve duacısıdır.

¥

Devlet millet bütünlüğünden ayrılarak, aykırı davranarak, üzerinde yaşadığı topraklara ve içerisinde yaşadığı topluma karşı isteyerek ve bilerek ihanet edenler, nerede ve kiminle işbirliği yaparsa yapsınlar, bulundukları her yerde hain olarak tanınacak ve belleneceklerdir.

Bu sebeple asla güvenilmeyen, inanılmayan, iradesini gördüğü her güce teslim eden kimseler yahut kesimler, kullanılan varlıklar olmaktan kurtulamayacaklardır.

İster Müslüman, ister Hıristiyan yahut başka inançlardan olsun, hiçbir millet ve devlet nezdinde kıymetleri, değerleri ve kimlikleri, kişilikleri olmayacaktır.

Doğduğu, barındığı ve beslendiği topraklarda, devletinin hâkimiyetini ve mesuliyetini idrak edemeyen kimseler yahut kesimler, devlet millet iradesinin önünde takoz olmaktan başka bir işe yaramazlar.

¥

Ezcümle:

İstiklal ve istikbalimize sahip çıkmak, bağımsızlığımızın ve hürriyetimizin devamı demektir. Bu hakikate inananlar ve mücadele edenler, Anadolu’yu vatan edinen ruhu ve tarihini bilenlerdir.

Devlet varlığının alameti olan otorite, milletin devletini sahiplenmesiyle güçlenir. Hamdolsun bu güce sahibiz.

Allah’ın izniyle sahada ve diplomaside zafer, devlet-millet bütünlüğü içerisinde şanlı ordumuzun olacaktır.

 


YORUMLARA GÖZAT (2)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.