Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Siyasetin yüzde doksanı risk almaktır

-

Siyasetin yüzde doksanı risk almak, yüzde onu da riski yönetmeyi bilmektir.

Bu çerçeveden baktığımızda, R. Tayyip Erdoğan’ın hayatı risk alarak ve yöneterek geçmektedir.

Türkiye olarak Meşrutiyet’ten (1908) bu yana sürekli iç ve dış tehditlerle yaşayan bir ülkeyiz. Bu sürede içeriden ve dışarıdan ülkemizi tehdit eden tüm tehditlere göğüs geren pek az lider çıkmıştır.

Ak Parti iktidarıyla kendimize gelmeye başladığımız son 15 yılda bu riskler, Haçlı Batı’nın destekleriyle daha da artmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında tüm riskleri hangi lider göğüsleyebilirdi?

Halkımızın büyük ekseriyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güvendiği ve inandığı için arkasında durmakta, terörle birlikte tüm tehditlerin göğüslenmesini, yönetilmesini sağlamakta.

Yüzyılı aşkındır belimizi doğrultmaya çalışıyoruz.

“Tam şükürler olsun, kendimize gelmeye başladık, devlet-millet olarak yüzümün akıyla belimizi doğrulttuk” derken, Erdoğan sayesinde bir yerlere gelenler, Haçlı Batı’nın ve içimizdeki yandaşlarının istediği gibi hareket etmeye başladılar.

Haçlı Batı’ya göre biz asla ve asla bağdaş kurup oturmamalıyız. Bağdaş kurup oturmamızdan bile ürkmekteler. Bu ürküntülerini de Ak Parti iktidarına karşı sürekli alternatifler üreterek gidermeye çalışmaktalar.

Siyasi beklentilerini dışarıdan pompalanan hayali vehimlere kurban etmiş kimselerin millet vicdanında yer bulmaları mümkün değildir.

Bir de “Parti kurmak turşu kurmaya benzemez” denilir. Siyasi parti çöplüğünde yüzlerce levha yahut kuvöz partileri bulunmaktadır.

Sol kesimde veya onların içinde yuvalanan kuvöz partiler, Ak Partiye karşı oluşumlara girişseler anlaşılırdı.

Yalnız yıllarca Ak Partide palazlanıp, sonra birden yol arkadaşlığını terk ederek, hangi gerekçelerle kendi kendilerine gelin güvey olduklarını anlamak imkânsız.

Siyasi partiler çöplüğünün önemli kısmını; öfkeyle, hiddetle, kinle ve bir de aklanan kara paralarla kurulan tabela partileri oluşturmaktadır. İsteyen çöplüğe bakabilir. Geçelim.

Tekrarlayalım. Devletimizin ve milletimizin ömrü, yüz yılı aşkındır; tarihi, iktisadi ve siyasi pek çok düşmanlıklarla boğuşarak geçmiştir.

Bunun belli başlı en önemli sebebi, risk almasından korkan kifayetsiz siyasetçilerin yüzündendir. Lideri risk almayan bir partinin arkasında millet durmamıştır, durmaz da.

Biz, köklü bir milli şuura sahip toplumuzdur. Bu hakikati Erdoğan sırtlamakta ve sağduyu sahibi halkımıza inanarak birlikte riskleri göğüslemektedir.

Eğer bugün içeriden ve dışarıdan yapılan tüm taarruzlara rağmen, devlet-millet bütünlüğü devam ediyorsa, bu şuur sahiplerinin inanç ve imanları sebebiyledir.

Haçlı Batı’nın, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nden tahsil edeceği ezeli ve ebedi düşmanlıklarla dolu hesabı vardır. Alacağını tahsil etmek için leş kargaları gibi üzerimize gelmekten asla vazgeçmeyeceklerdir.

Ezcümle:

Rahmetli dedem yardım severdi ama bir tek büyük aileleri parçalayan kimselerin işini asla görmez ve şöyle derdi:

-“Oğul! İnsan ekmek yediği sofraya ihanet etmez”!

 


YORUMLARA GÖZAT (11)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.