Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Süleyman Soylu

-

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu henüz siyasete girmeden yakın dostumuz Tayyip Sabri Erdil’in vasıtasıyla tanımıştım.

Türkiye ve dünya meselelerine olan vukufiyeti dikkatimi çekmişti. Vukufiyetin ne anlama geldiğini TDK’da aramayın bulamazsınız. “Vakıf olma” “haberdar olma” “bilme” anlamındadır.

İşte böyle oluyor, aynı dili konuştuğumuzu sanıyoruz ama dilimizle oynanınca kimliğimizle de oynamış olunuyor ve esas maksadımız dışında yazmak zorunda kalıyoruz.

Hâlbuki bizim dilimizde “vakıf” mana genişliği itibariyle o kadar zengin kullanılmıştır ki, budanmış bir dile kurban edildik.

Dünyada bizim kadar köklü bir kültür sarsıntısı geçirmiş ve kargaşalık içinde kalmış başka millet gösterilemez. İşte Türkiye’deki Batıcı cenah bu kültür sarsıntısının neticesidir.

Milletin ekmeğini yiyerek, suyunu içerek, oyunu alarak, devletin makam ve mevkilerini işgal ederek, ülkesinin aleyhinde var güçleriyle Haçlı zihniyetlilere çalışmaktalar.

…………………

Batı’yı da Batılı da çok iyi tanıyan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dayanamadığı ve tahammül edemediği durum işte bu vahim haldir.

Adının ve soyadının hakkını vermekle birlikte, devlet adamlığının ve namuslu siyasetin gereğini de layıkıyla yerine getirmektedir.

Yerli ve milli bir siyasetçi olarak, milletimizin-devletimizin hakkını cesurca dile getirmektedir. Böylelerine deve dişi gibi siyasetçi de denilmektedir.

Her şeyden önce devletimize-milletimize karşı vicdanının sesine kulak vermekte ve vicdanı neyi emrediyorsa onun gereğini yapmaktadır.

Vicdan dediğimiz şey, ahlaki davranışlarımızın temelidir. Ahlaki davranışların temelinde vicdan yoksa yalan, iftira, dedikodu, ihanet ve her türlü ahlaksız sergilenebilir.

Ahlaksızlığın akla hayale gelmedik ve şimdiye kadar da pek görülmeyen, görülse de normal insanlarca izahı yapılamayan hali şudur ki; her türlü ahlaksızlığın -ahlak- ambalajı altında yapılmasıdır. Pes!

Aklıselim sahibi her insanı zıvanadan çıkaran bu duruma tahammül gerçekten çok zordur! Süleyman Soylu’nun da intizar ettiği, isyan ettiği ve sözünü dilinden, yüreğinden esirgememesi bu sebepledir.

……………..

Maalesef günümüzde dürüstler, şer güçler kadar organize değiller. Sayı bakımından dürüstler çoktur ama şer güçler karşısında zayıf kalınmaktadır.

Süleyman Soylu bu sessizliğin sesi olarak, devletin ve milletin hakkını savunmakta, yerli ve milli bir devlet adamının-siyasetçinin yapması gerekeni yapmaktadır.

Şer güçler milli irademizi Haçlılara teslim etmek için ellerinden geleni geri koymayıp bunu da kendilerine bir hak olarak görmektedirler.

Böyle memleketler ancak müstemleke ülkelerdir. Tarihi boyunca on altı ayrı devlet kurmuş, dünyanın en büyük devletini altı yüz yıl ayakta tutmuş bir milletin devlet tecrübesi ne içeriden ne dışarıdan ipotek altına alınabilir mi?

Süleyman Soylu’nun feryadı, Haçlı Batı’ya devleti ve milleti ipotek altına aldırmak isteyen zihniyetlere karşıdır.

………………..

Ezcümle:

Makamlar insanı büyütmez. Makamlar büyüdükçe küçülen kimseler vardır. Onlar devletini ve milletini şikâyet ederler.

 


YORUMLARA GÖZAT (7)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.