Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Vatana Bağlılık Terörle ve Seviciliğiyle Bağdaşır mı?

-

Topraklarımız, 1071 yılından beri İslam’ın kalesi olarak kıyamete kadar yaşayacak vatan edilmiştir. Bu hakikat ne bir hamaset ne bir hayal ne de bir temennidir.

Hakikati anlamak isteyenler, 1071’den itibaren topraklarımızın üzerinde hâkimiyet kurma adına savaşan Haçlılarla diğer savaşlara kadar tarihimize göz atmaları kâfidir.

Savaşla fethedilmeyen ülkelerin başındaki sürekli musibet, terör örgütleridir. Biri bitmeden biri başlamakta yahut yeni terör örgütleri devreye girmektedir.

Türkiye olarak terör örgütlerinin her türlüsüyle yıllardır mücadele edilmekte, devletimizin-milletimizin maddi manevi büyük kaynakları teröre harcanmaktadır.

¥

İşte bu noktada esas dikkat edilmesi gereken husus; milletten-devletten yana gözüküp, terör örgütlerinin davuluna halay çekerek, nerede ne zaman fitne-fesat çıkaracakları belli olmayan “müslim görünümlü terör sevicilerdir.

Diline, dinine, değerlerine baktığınızda sizden biri gibi gözüken, sofranıza oturan, güvendiğiniz için evinize giren, yıllarca “kardeşlik maskesiyle” aynı çatı altında bulunan birileri çıkıp, terör seviciliği yapabilmektedir.

Demek ki böyle kimselerde; “vatan, millet, din bayrak, ezan, Kur’an” gibi vatanımızın bekasının vazgeçilmez direkleri bir anlam ifade etmemektedir.

Devlet korumasında yaşayarak nefislerini “yüce güç” haline getirmiş, gözleri ve sözleri kinle, nefretle yoğrulmuş kimselerin doğruları görmesi, enelerinin zirvede oluşu sebebiyle imkânsızdır.

Rabbim şerlerinden sadece milletimizi değil, bütün mazlum milletleri korusun. Amin!

¥

Kutlu değerlerimizin kıyamete kadar bekçiliğini yapacak olan vatanımız bir mevhum değil, doğrudan doğruya cedlerimizin, “Kelime-i Tevhid” adına fethettiği topraklardır.

Vatanına, atasına, ailesine, tarihine, kültürüne, inancına, imanına sahip çıkan milletler, varlıklısından fakirine kadar, el kadar çorak topraklarını dâhi zengin toprak parçalarıyla değiştirmez ve yabancı devletlerin, milletlerin emrine girip ihanet etmez.

Millet olarak inancımızın temelinde toprak ve vatan; hürriyetimizi, bağımsızlığımızı temsil ettiği için çorak toprak parçası bile, vatan toprağı olarak kutsal sayılmaktadır.

Çünkü vatanına sahip çıkan her insanımız, vatanıyla yekvücuttur. Ne teröre geçit verir ne de terör seviciliği yapar. 

Hele hele geçmişte kendilerinin asla kat’a inanmadıkları, hatta çoğu kere düşmanlık besledikleri demokrasiye sığınarak, Haçlı Batı’dan imdat beklemezler. Geçelim.

Bugün yerkürenin neresinde vatanlarına sahip çıkan milletler varsa, önlerindeki rehberleri milli şahsiyetleridir, tarihleridir, kültürleridir, inançlarıdır.

Milli şahsiyetlerin ortaya konulması ve yaşaması için vatan edilen topraklar dâhili ve harici her türlü teröre karşı korunmak mecburiyetindedir.

¥

Ezcümle:

Yahya Kemal’in ifadesiyle üzerinde yaşanılan toprak vatandır. Yaşayan halk ise millettir. Bizim milletimizin mizacında yıkanlara-yakanlara arka çıkmak yoktur.

O halde vatan, aynı zamanda milli hayatın şekillendiği diliyle, tarihiyle, inancıyla, sanatı ve mimarisiyle kendine has olan topraktır.

Böyle bir yerde millet şuuru oluşmuştur. Çünkü vatan yüce değerlerin yaşandığı-yaşatıldığı yerdir”. 

 


YORUMLARA GÖZAT (3)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.