Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Vücudun kiri çıkar sözün kiri çıkmaz

-

Eskiler, “Söz insan gibi canlıdır, vücut bulur” derler. İnsanın karakteri dilinin altında gizlidir, konuştuğunda ortaya çıkar.

Efendimiz (s.a.v.) de “Dilini koruyanın afetten korunacağını” buyurur.

Günümüzde insan ilişkilerini kirleten iki arızalı durumumuz vardır. 

Birincisi; siyaseti yapanlar değil, siyaset yapmadığı halde konuşanlar, tartışanlar, karışanlar, karıştıranlar, kimseye bir faydası olmayan daha da acısı siyasetçilere ulaşmayan ama insanlar arası ilişkileri zayıflatan yahut koparan gürültüler çıkarışımız.

Bu söz kirliliği kolay kolay insanların hafızasından silinmez ve her zaman ve zeminde hatırlanarak, güncelliğini korur ve temizlenmez.

İkincisi; “Zenginin malı fakirin dilini yorar” atasözünün damdan düşer gibi vakitli-vakitsiz çeşitli ortamlarda yaşanması ve kültürel yozlaşmanın yine her dalında bu hususun üstüne basa basa işlenmesidir.

Mal hırsı sebebiyle, emek vermeden çok kazanma ve harcama hastalığının pençesinde boğuşarak yaşadığımızı fark edememektir.

Bu bir şikâyet değil. Bir tespittir. Ne yazık ki pek çoğumuz aynı girdabın içerisindeyiz ve sanki normal bir durummuş gibi kabullenmiş vaziyetteyiz.

Başkalarını sorguladığımız kadar kendimizi sorguya çekemiyoruz. Geçelim.

…………………

İnsan münasebetleri akla gelince merhum Fethi Gemuhluoğlu ağabeyi hatırlarım.

Kalbi ile dili arasında kurduğu dostluk köprüsünden nice insanlar geçmiştir. Bu köprüden geçemeyenler ise onu hep dertlendirmiştir.

“Bir dost yüzünü göremiyorsak, gözlerimizin vazifesi nedir” sorusu, Fethi ağabeye aittir. Kendisine gelen ve onun gitmek istediği herkese bu soruyu sormuştur.

Yukarıda değinmeye çalıştığım hususa acaba Fethi ağabey ne demiştir diye baktım.

Meğer o da bundan tam altmış yıl önce, Arapgir Gazetesi’nde şunları yazmış.

………………….

Biz birbirimizi sevmiyoruz. Asıl bundan utansak yeridir. Aynı evdeyiz de birbirimizi sevmiyoruz. Mahallemiz, köyümüz, kasabamız aynı da birbirimizi sevmiyoruz.

Belki her işin başı insanoğlunu sevmiyoruz. Dert buradan başlıyor. Toprağa, göğe, suya, ateşe, tuza, somuna gönül vermemişiz ki, türkülere, ağıtlara teslim olmamışız ki, çirkin ve güzel diye tutturmuşuz.

İşimize gelmeyeni damgalayıp duruyoruz. Gönlümüzün tutmadığını, aklımızın kesmediğini kınamayı adet haline getirmişiz. Sonra işler, başarılar, mesut günler bekliyoruz.

Elimizden gelse; gökyüzünden, gün ışığından, hatta ve hatta karanlıktan mahrum etmeyi düşündüğümüz tümen tümen insan var.

Ellerimiz, kafamız ve gönlümüz, bir ve beraber değil. Hani insanoğlunu sevmiyoruz demiştim ya o zaman yolumuz yol değildir işte.

Önceleri yolumuz aydınlıktı. Sonraları neden böyle oldu bilmiyorum. Yahut biliyorum yahut biliyorsunuz bundan ne çıkar.

Bu memleketin okumuşlarına gönlümden geçenlerin hepsini birden söylemek istiyordum. Gerçek bu idi!

Böylece sadece çıkarlarına bakan bir yığın yarım adamdan da el çekilecekti. Baş sözüm bu idi. Son sözüm de bu olacaktı”.

………………..

Son söz üzerine kelam edilmez. Fethi ağabeyin ruhu için el-Fatiha. 

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.