İbrahim Karataş

İbrahim Karataş

Erdoğan ve Ak Parti’nin geleceği

-

İstanbul seçimlerinin ve yerel seçimlerin sonucuyla ilgili gözden kaçan bazı sebepler var ki belki de bunların bir kısmı sonucu doğrudan etkiledi. Bahsedeceğim sebepler sosyolojik olmaktan çok psikolojiktir. Onlara geçmeden halkın en çok dillendirdiği parti içi kamplaşma, akrabalık ilişkileri, liyakatsizlik, ayrımcılık, artan yolsuzluk gibi iddiaları görmezden gelinmemesi gerektiği hususunu hatırlatmak gerek. Ak Parti unutmamalı ki bu tür iddiaların çoğu kendi tabanlarından geliyor. Çünkü muhalefet eksik yanların olduğu gibi kalmasını ister ki Ak Parti daha da çok oy kaybetsin. Değişikliği taban istediğine göre bunun dayatma değil masumane ve partinin hayrına olan talepler olduğu kabul edilmelidir. 

Çok da dillendirilmeyen dediğim sebeplerden biri yeni neslin Ak Parti öncesini ve sonrasını kıyaslama imkanının olmamasıdır. İlk kez oy kullananların tamamı Ak Partiyi iktidara getiren 2001 krizini ve önceki karmaşayı hiç görmedi. Dünyaya gözlerini nasıl açtılarsa dünyayı öyle bildiler. Bugün üniversitelerde okuyan çocuklar okudukları üniversitelerin çoğunun Ak Parti hükümetleri döneminde yapıldığını, Ak Parti olmasa içlerinden bazılarının üniversiteye giremeyeceğinin farkında değil. Farkında olmadığı için de aynı yüzler, söylemler ve politikalar yerine denenmemiş siyasetçilere oy vermeyi tercih ettiler. Çoğunun genel olarak bir şikayeti yok. Tek istedikleri değişim. Bunda da bir beis yok aslında. İnsanoğlu değişim ister. Değişmek için şartların iyi ya da kötü olmasından çok değişimin vereceği heyecan ve umut asıl ateşleyici faktördür. Dolayısıyla bu konuda Ak Parti’ninyapacağı çok şey bulunmuyordu. Fakat bu demek değildir ki gençleri ihmal etmeli. Gençleri kazanmaya yönelik politikalar her zamankinden daha elzemdir. Aslında durum bu kadar kötü değildi. Fetö’nün terörize olması ve bir iki diğer cemaatin aykırı tutumları yüzünden gençler ve ebeveynleri dini gruplardan korkar oldular. Yanlış yapanlar yüzünden örnek cemaatler de şüphe altında kaldılar. Ak Parti’ye yakın bazı STK’lar öğrencileri kazanmaya çalıştılar ve fakat onlara bağlı yurtlarda okuyan öğrenciler bile muhalif partilere çok uzak değiller. Bunu yurt yetkilileri söylüyor. Özetle, gençler her zamankinden başıboş bir haldeler. 

İkinci hususu Bediüzzaman Hazretlerinden alıntılayalım; “Geçen Ramazan-ı Şerifte, Ehl-i Sünnetin selâmet ve necatı için edilen pek çok duaların şimdilik âşikâre kabulleri görünmemesine hususî iki sebep ihtar edildi.

Birincisi: Bu asrın acip bir hassasıdır (özelliğidir). Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli cânileri de âlicenâbâne affetmesi; ve bir tek haseneyi (iyiliği), binler seyyiatı (kötülüğü) işleyen ve binler mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı (kulların maddi ve manevi hukuku) mahveden adamdan görse, ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. Bu suretle, ekall-i kalîl (çok az )olan ehl-i dalâlet ve tuğyan, safdil taraftarla ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; ‘Biz buna müstehakız’ derler”.

Gerçekten de saf kesim azınlıktaki kötü niyetli insanların tek bir iyiliğini binlerce kötülüklerine tercih edip ona taraftar oluyor ve onlara arka çıkarak onları çoğunluk yapıyor. Bu sayede onların zulümlerine hem devam etmelerine vesile oluyorlar, hem de biz buna müstahakız diyorlar. 

Son husus, Gezi olaylarından bu yana hükümetin (tabiri caizse) defalarca dövülmesidir. On yıl boyunca zinde kalan Ak Parti hükümeti sürekli yumruklanarak erken yıpratılmaya veya devrilmeye çalışıldı. Darbeden, komplolardan bunalan hükümet güvenlikçi politikalara yönelince ekonomi ve sosyal hayat bundan zarar gördü. Durum böyle olunca çekişmenin tarafı olmayan halk da zarar gördü ve çekişme uzadıkça rahatsız olmaya başladı ve bir kısmı partiden uzaklaşmaya başladı. 

Bahsettiğim üç husus için Ak Parti’nin yapacağı çok bir şey olmadığı için suçlamak yersiz olur. Ancak partinin kadrolaşmadaki seçicilik, kadroların liyakati, şahsi çıkarların ülke çıkarlarına öncelenmesi gibi sorunlara ivedilikle çözüm bulunması gerekiyor. Eğer değişim olmazsa Erdoğan ve Ak Parti daha da kaybedecek. Dahası, Erdoğan’ı ayrı tutup partiye yönelen öfke ona da yönelecek. Oysa zor bir döneme giriyoruz ve ülkenin başında Erdoğan gibi güçlü bir liderin olması gerekiyor. 

 


YORUMLARA GÖZAT (23)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.