İbrahim Karataş

İbrahim Karataş

[email protected]

2018-04-16 03:00:02

Kimyasal silahlar ve İsrail’in güvenliği

Esad zalimi kimyasal silahlarla masum sivilleri öldürdüğü için bir yıl sonra yeniden vuruldu. Geçtiğimiz yıl 4 Nisan günü yine kimyasal silah kullanmış ve yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştu. İnsanda yürek ve ahlak olmayınca namert silahlarla adam öldürmesi vaka-yı adiyeden oluyor. Esad bu Nisan’ı da boş geçmedi ve yüz civarında insanı zehirli gazlarla öldürdü. Terör rejimi kimyasal silah kullanmaya Ağustos 2013’te başlamıştı. Esad o günlerdeki bir saldırıda 1500 vatandaşını öldürmüştü. 

Suriye’de 7 yıldır devam eden iç savaş yüzbinlerce insanın ölümüne neden oldu. Lakin bir tek zehirli kimyasallarla öldürülenler kırmızı çizgi oldu. Bu yüzden Tomahawklarla Suriye üsleri vuruldu ve İsrail bile (!) vahşetten dehşete düştüğünü beyan etti. İnsanlar varil bombalarıyla, toplarla, hava bombardımanıyla, roketlerle, füzelerle veyahut kurşunlarla ölürken sesi çıkmayanlar mevzu kimyasal silahların neden olduğu ölümler olunca birden insanlıktan ve savaş ahlakından bahsediveriyorlar. Ölümlerden ölüm beğenmek gibi de olsa; ABD’nin bir bahane ile Esad gibi bir zalimi cezalandırmaya çalışması yine de güzel bir gelişmedir.

Ancak zehirli gazların Amerika’yı bu kadar gaza getirmesinin nedeni geçmişte olduğu gibi şimdilerde de merakları celb ediyor. 10 Nisan 2017 tarihli yazımda üzerinde durduğum bir bilgiyi, doğruluğuna şimdi daha da çok inandığım için yeniden paylaşmam lazım. Obama’nın bürokratlarından Derek Chollet, Esad’ın 2013’te kimyasal silahlarla yaptığı katliamla ilgili yazdığı bir makalesinde İsrail’in Esad’ın mezkûr tipteki silah stokunu öğrendikten sonra ürktüğünü söylüyor. Çünkü Esad’ın 1300 ton kimyasal silah stoku vardı. Oysa Saddam Hüseyin’in bile stokları Esad’ınkinin 50’de 1’i kadardı (Saddam’ın devrilme sebeplerinden biri olan kimyasal gaz stoklarının hiç olmadığını hatırlatalım).

Chollet’e göre Esad’ın zehirli gazları iki Virginia eyaleti kadar bir alanı etkileyebilirmiş -ki Virginia’nın yüzölçümü İsrail’in 10 katı kadardır. Netanyahu 2013’te Suriye’deki tehlikeyi fark edince hemen Obama’ya koşmuş ve müdahale etmesini istemişti. Ancak araya Rusya’nın girmesi ve silahları imha sözü vermesinin ardından konu o gün için kapanmıştı. Gerçekten de göstermelik de olsa imha edilen silahlar olmuştu. Ancak 2017’de Esad yine masumları sözde imha edilmiş kimyasal silahlarla öldürünce Trump, Obama kadar sabırlı davranmadı ve bir Suriye üssünü güdümlü füzelerle vurdu. 

Geçtiğimiz günlerde Esad’ın yine kimyasal silah kullanarak Duma bölgesinde yüze yakın sivili öldürmesinden sonra konu tekrar alevlendi. Fakat daha ABD-İngiltere-Fransa üçlüsü vurmadan İsrail Suriye’yi füzelerle vurdu. Çünkü kimyasal silah kullanımı en çok İsrail’i korkutuyor. İsrail ordusu Amerika’nın da desteğiyle modern ve gelişmiş bir savunma gücüne sahip. Füze ve savaş uçaklarıyla sınır dışında operasyon yapabiliyorken, demir kubbe dedikleri füze savunma sistemiyle ülkesini düşmanın her türlü hava saldırılarına karşı koruyabiliyor. 

Ancak kimyasal silah uçakla ya da füzeyle durdurulabilecek bir silah değil. Havada vursanız bile yerde zehirlenme ihtimaliniz yüksektir. Çünkü zehir havaya karıştı mı ondan kaçmak mümkün değildir.  Dolayısıyla İsrail kimyasal silahlara karşı kendisini savunmaktan acizdir. Esad’ın bugüne kadar 34 kez kimyasal silah kullandığı belirtiliyor. Demek ki Esad stoklarını yok etmedi. Bu durum İsrail’i kara kara düşündürüyor. Suriye’nin üzerine çok giderse rejimin son çare olarak gaz kullanma riski bulunuyor. Bu yüzden her zamanki gibi işi Amerika’ya havale ediyor. Trump da diğer birçok Amerikalı politikacı gibi İsrail’in güvenliği için her şeyi yapmaya her zaman hazır ve yapıyor da. Özetle kimyasal silahların kullanımına verilen şiddetli tepki Suriyeli insanların ölmesi değildir. 400 bin Suriyelinin ölümüne ses çıkarmayan Amerika bir 2 bininin daha ölmesini de görmeyiverir. Ancak silah kimyasal olunca İsraillilerin de ölme ihtimali doğuyor. Çünkü kendilerini zehirden koruyacak bir mekanizmaları yok. Onun içindir ki kimin öldüğüne değil, ne ile öldürüldüklerine odaklanıyorlar. 

Cumartesi günkü sözde cezalandırmadan sonra Esad yine sivilleri katledecek ve kimse de sesini çıkarmayacak. Kimyasal silah kullanmayıp Auschwitz kâbusları yaşatmasın da diğer silahlarla ne kadar Suriyeli öldürürse öldürsün. Batının umurunda mı?

 

  • 3618
  • 0

Güzel haber..

İlk yorum yazan sen olabilirsin.