İlhan Oral

İlhan Oral

Allah’ın dediği mi, insanın tercihi mi? (2)  

-

Aslında müslümanların oturup adam gibi düşünmeleri, dertlenmeleri, muhasebe yapmaları ve akıllarını kullanarak, Allah’a giden yolu tıkayan tanrıcıklardan arınmaları gerekmektedir. Bununla davalarına sahiplenip canlanmaları gerekmektedir. Kur’an’ın âmir hükümlerini bilinç düzeyinde kabul edip mücadele etmek için kıyam etmeleri gerekmektedir. Eğer bunları yapmıyorlarsa, din adına boşuna dedikodu yapmaları nafiledir.

Bu ifadeler, ağır ve haddi aşan ithamlar olarak zannedilebilir. Böylesi bir haksızlığı yapmak müminlere yaraşmaz. Ancak “haksızlık karşısında susanın dilsiz şeytan” olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun için doğruyu konuşmalıyız. Rabbimiz buyurur ki; Kitabı açıklamayıp az bir paraya satanlara azap verilmesinin sebebi; Allah’ın hak olarak gönderdiği kitabın hükmünü gizlemeleridir. Kitabın bir kısmını ikrar ve bir kısmını inkâr etmek suretiyle ihtilâfa düşenler, haktan çok uzak bir ayrılık içindedirler. (2/176)

Bugün İslam âlemi inim inim inlemektedir. Bunu tasvip etmemiz veya kanıksayıp es geçmemiz mümkün değildir. Bizi ilgilendirmediğini zannedip bahane üretmemiz şirke yol açar. Çünkü Rabbimiz; Ey Rasûlüm, bu Kur’an’ı sana ancak insanların ihtilafa düştükleri işlerini açıklaman için ve iman edecek kimselere bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik. (Nahl:16.64) buyurarak ihtilafın, ihmalin ve ihanetin dehşetini gözler önüne sergilemektedir.

Rabbimiz bunun âkıbetinin ne olacağını acı bir dil ile bildirir; Onlar, kendilerine Kur’an ilmi geldikten sonra sadece aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Ehl-i kitaptan sonra kitaba vâris kılınanlar onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. (Şûra:42/14) Bu ayetin ne tür mesajlar verdiğini ve nice uyarılarda bulunduğunu anlamak gerekir. Bu Kur’an’ı, aksesuar olarak değil her alanda bütünü ile anlamaya bağlıdır.

Allah Teâlâ’nın dediklerinden, çok önemli bir olayı dile getirerek birçok meselemiz hakkında ne halde olduğumuzu anlatmaya çalışacağım. Müslümanız, Kur’an’ı öğreneceğiz, öğreteceğiz. Öğreteceğiz de nasıl öğreteceğiz ve niçin öğreteceğiz? Başta bu büyük girişimi Kur’an beyanlarına göre yapmazsak hedefe giden yoldan sapmış oluruz. Yıllardan beridir bunun mücadelesini vermeye çalışıyoruz. Kur’an ayetlerinde gördüğümüz kadarı ile biz müslümanlar olarak daha Kur’an’ın öğretilme olayında tökezliyoruz. “Allah size zorluk değil kolaylık murat eder” beyanı hakkında sıkıntı çekiyoruz. Daha Kur’an öğretimi hakkında Allah Teâlâ’nın “kolaylık” ilkesini değil, kendi tercihimiz olan zor tarafını uygulamayı yeğliyoruz.

Kur’an’ı kolaylaştırdığını bizzat Allah Teâlâ haber veriyor. Ayetlerde; Andolsun ki, biz Kur’an’ı zikir (ibret alıp hayatın her alanını düzenleyip onurlu yaşamaları) için kolaylaştırdık. Düşünüp bundan ibret alan var mı? (Kamer suresi; 54/17, 22, 32, 40) Kamer suresinde bu ayet dört büyük tarihî olaydan sonra zikredilir. Nuh, Âd, Semud ve Lût kavimlerin isyan ve helak edilişlerini anlatan ayetlerden sonra bu ayet, dört defa tekraren zikredilir. Diğer bazı ayetlerde de şöyle ifade edilir; İşte biz, Kur’an’ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah’dan ittika edenleri müjdeleyesin, inatçı kavmi de onunla inzâr edip korkutasın. (Meryem:19/97) ve Biz Kur’an’ı senin dilin üzere indirip onun okuyuşunu ve anlaşılmasını kolaylaştırdık; olur ki Kur’an’ın kolaylığını tezekkür eder anlarlar ve öğüt alırlar. (Duhan:44/58)

Bu ve benzeri ifadelerle Kur’an’ın kolay olduğu, Onu gönderen Allah tarafından bildirilmektedir. Bu konu hakkında yeterli olmayan nice öğretmen, belki yüz binlerce orta öğrenim gencini Kur’an okuma zevkinden ve nimetinden mahrum etti. Diyanet İşleri Başkanlığında iki defa bu konuyu tanıtmak için sunum yaptım. Takdir ettiler. Takdir etmelerini takdir ve teşekkürlerimle karşılıyorum. Fakat duyarlı davranılmadığı üzücüdür.

Hiçbir “mahkeme, hiçbir kadıya mülk olmamıştır.” Fakat hep insan tercihi yeğlenmektedir!

Özellikle ve öncelikle daha Kur’an öğretiminde, insan tercihi kabulleniyor ve Allah’ın dediği öteleniyorsa, müslümanların oturup başlarını önlerine eğerek adam gibi bir de dertli dertli düşünmeleri, gerekmeyecek mi? Kendilerini sorgulamayacaklar mı?

Bu halde biz, Allah’dan başka kimden yardım dileyeceğiz? Esselamu aleykum. 

 


YORUMLARA GÖZAT (11)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.