Latif Erdoğan

Latif Erdoğan

Ayasofya fethinin düşündürdükleri

-

Fetih, idealleri sonsuza uzanan reel açılım. Teori ve pratik dengeli. Yatay ve dikey büyümenin hem nitelik hem de nicelik bakımından aynı ritme uyarlanmış bulunması kaçınılmaz. Madde ve mana planında, seküler ya da spritüel disiplinlerin hayata geçirilmesi sonucu elde edilen verimliliklerin birbiriyle çelişkiye düşme zaafına maruz bırakılmadan bütüncül bir mantıkla imtizacı öncelikli koşul. Yenilenmede(inovasyon) süreklilik temel esas. Motivasyon, misyonla özdeş. 

Gaye ve maksadın ulviliğini, yüceliğini işaretleyen insan merkezli hümaniter kaygı ve talepler, bir bakıma fethi sıradan istiladan ve emperyal yağma histerisinden ayıran önemli özellik. Dava, insana ve insanlığa hizmet. Ne uğruna ve nasıl yaşandığına verilecek olumlu cevapların envanteri gerçek uygarlığın manifestosu. 

Fetih, kendi disiplinleri ve özgün aşkınlıklarıyla medeniyeti garantilemek zorunda. Öncü kültür, diğer kültürleri karşı konulması imkânsız cazibesiyle peyk haline getirir. Yıldız, zıpkınla değil, kendisinden daha güçlü bir başka yıldızla avlanır. Sistemi sistem asimile eder. Toplumsal değişim, alternatif toplum modellerinin devreye girmesiyle gerçekleşir. Bir hayat felsefesi, sadece bir başka hayat felsefesiyle aşılabilir. 

İdeolojinin gücü kadar, ideolojiyi hayata geçirecek mekanizmanın mevcudiyeti de önemli. Zihinsel değişimlerin, toplumsal dönüşümlerin belli bir kolektif dehaya, kendilerini söz konusu maksada adamış seçkin bir kadroya dayandırılması hem başarı hem de başarının devamı açısından olmazsa olmaz şart. 

Fetih işe, fatihini fethetmekle başlamak mecburiyetinde. Böylesi fetih, inandırmak demek, gönle girmek, kalbe yerleşmek, aklı ikna etmek, mantığı doyurmak, muhakemenin önünü açmak, kişiyi içsel çelişkilerden kurtarmak, nefsi zaaflardan arındırmak demek.. 

 Gönül erinin kaderidir fetih. Halden hale intikal, makamdan makama yükseliştir gönül erinin fetih seyri. Attığı her adım ayrı bir âlemi, ayrı bir kâinatı peşinden sürükler onun. İmkânı yoktur bilmenin ne adedini ne de hududunu fethettiği ülkelerin. Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa, sayısız latifeler ve en sonunda da bütün hakikati, bütün mahiyeti eşlik ederler ona her bir seferinde, her bir yolculuğunda, bilinmezleri bilmek, görülmezleri görmek, duyulmazları duymak adına. 

Bazen o vaktin çocuğu olur boyun büker sadece, bazen de zamanı o solur hükmü geçer her şeye. Gönül eri zamanı da fetheder böylece. Günün bir parçasına asırlar sığdırır, ”bastı zaman” der. Asırları dürer, günden bir parça eyler. 

Ruhani yolculuğunu tamamlar gönül eri, meleki yolculuğa yeni başlar. “Benzeri verildi daha önce” derken, mahiyet farkını anlar. Ve gönül erinin fetih serüveni sonsuza dek böyle, sonrası öncesinden hayırlı, sürer gider. Fetih ona kader olur, o da her anında ayrı bir fethe erer.. 

Ben, Ayasofya’yı seksen altı yıl sonra tekrar ibadete açan milli iradeyi böylesi bir fetih şuuruyla mayalanmış olarak görüyorum. İnanıyorum ki aynı irade daha nice beklenen fetihleri gerçekleştirecek ve yeryüzü mirasçılarının kimler olduğunu bir kere daha bütün dünyaya ilan edecektir.  

Ayasofya’nın açılması, ancak ilahi rızayı kazanma maksadına matuftur. Bununla birlikte, bu büyük hamlenin hem Türkiye’de hem de dünyada pek çok içtimai yansımaları olacaktır. 

Meselenin Türkiye ayağına bakacak olursak, Ayasofya’nın açılmasına öncülük eden Cumhur İttifakı, diğer siyasi parti ve faaliyetlerin varlık hikmetini sıfırlamış adeta onları varlığı lüzumsuz nesnelere dönüştürmüştür. 

Recep Tayyip Erdoğan, bu en hayırlı teşebbüsüyle ümmetin gönlünde ebedi taht kurmuştur. Artık o, ümmet için süresiz başkandır. Resmi statüleri ne olursa olsun bu gerçek ebed-müddet değişmeyecektir…  

Bayramdır, Kurban Bayramınız mübarek olsun.

 


YORUMLARA GÖZAT (24)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.