Mehmet Koçak

Mehmet Koçak

Koronavirüs konusunda bazı uyarılar

-

Sosyal hayatın vazgeçilmezi olan iletişim ve özgürlüklerin koronavirüs yüzünden radikal biçimde kısıtlanıyor olması ciddi anlamda insanları endişelendiriyor.

Koronavirüs yüzünden tüm ülkelerde gıda ve temizlik malzemesi satan marketler, bankalar, eczaneler ve benzin istasyonları, yani temel ihtiyaçları karşılayan işletmeler hariç dükkan, mağaza ve alışveriş merkezleri kapatılıyor.

Birçok ülkede korona vakalarındaki hızlı artış üzerine olağanüstü hal ilan edildi. 

Bütün bu önlemler aynı zamanda bireylerin yaşam biçimini, gündelik hayatlarını ve de toplum olarak birlikte yaşama kültürlerini derinden etkilemektedir.

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada hayatın durma noktasına geldiği bir gerçektir.

Panik, korku ve endişe ise hat safhadadır ve istisnasız bütün insanlık bir tedirginlik yaşanmaktadır.

Bazen özgürlüklerden fedakârlık etmek şart

Koronavirüsün hızlı yayılışı ile mücadele edilmesi için izolasyon ve karantina öncelikli bir önlemdir. 

Önlemlerin aşamalı olarak artırılması ise hızlı yayılışı önleme ve diğerlerini korumanın bir gerekliliğidir.

 Mücadelede aşamalı önlemler, insanların sosyal hayatını can alıcı bir şekilde etkilediği ve farklı travmaların yaşanmasına sebep olduğu gibi ülke yönetimleri uzlet, izolasyon ve karantina gibi önlemleri insan toplumlarına zorunlu olarak dayatmaktadır.

Unutulmasın ki, ölüm tehlikesine maruz kalmasına neden olunacağı gibi diğer kişi ve kişilerin de ölümüne sebebiyet verileceği korkusuyla hareket ediliyor.

….Ve yine, mevcut durumda koronavirüs, insanları özgürlüklerin ve toplumsal iletişimin sağladığı nimetlerden mahrum ettiği gerçeğiyle de karşı karşıyayız.

Ancak herkes bilmelidir ki; İnsanların özgür iradeleri ile bir araya geldikleri bu sosyal ve kültürel aktivite alanları artık salgının yayılması için elverişli ortamlar haline gelmiştir.

Bu gerçeklerden hareketle; uzmanların uyarıları ve siyasi iradenin aldığı tedbir kararlarına uyulması yaşamak ve diğerlerinin de yaşamasına imkan tanımak için şarttır.

Elbette mutlak özgürlük, güvenlik, kaynaşma ve iletişim insanların en doğal haklarıdır, ancak şartlar bazen feragat etmeyi gerektirmektedir.

Hatta şartlar bazen toplumları modernizm öncesine ilkel yaşam çağına dönmek zorunda bırakabiliyor.

Hele hele insan hayatı ve toplumsal güven söz konusu ise bu fedakarlık kaçınılmaz olur. 

İnsan iletişimi, toplumsal yaşam ve ülkelerarası ilişkiler gibi değer yargılarından oluşan kavramların bu gerçekler nazari dikkate alınarak yeniden tanımlanması ve ona göre yeni bir hayat nizamı oluşturulması gerekmektedir.

Bilimselliğin virüs karşısındaki çaresizliği ve dinin uyarıcılığı

Madalyonun diğer yüzünde farklı bir gerçek var.

O da şudur:

Koronavirüs salgını insanın ne kadar da zayıf olduğunu hatırlatmış oldu. 

Uzay yolculukları, yeni buluşların baş döndürücülüğü gibi tüm bilimsel gelişmelerin bir virüs karşısında yenik düştüğüne insanlık şahit oldu.

Salgının yayılışını önleyecek veya bu derde deva olacak bir aşının bile bulunamaması aslında bilimselliğin bir acziyetidir.

Bilimselliğin gücü ve önemi elbette inkar edilemez. 

Ancak, dini yok sayarak her şeyi maddeye ve maddenin temel esas alındığı modernizeye dayandırmak yanlış olduğu ve bilimselliğin de işin içinden çıkamadığı bazı gerçekler var olduğu görülmüştür. 

Burada Kur’an-ı Kerim’de ilk emrin “Oku” olmasının önemi kendini gösteriyor.

İlme okumadan ulaşılamayacağına göre ilk emir olan “Oku” nun şifresi ise bilimde ulaşılanla yetinilmemesi daha ulaşılacak bilimsel sonuçlar için okumaya devam edilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Allah Elçisi’nin (sas) “Deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et” (Tirmizî, “Kıyame”, 60) sözü prensibimiz olmalı.

Yani burada bilime ve bilim uzmanlarının uyarılarına ve de hükümetin aldığı önlemlere uyulmasına işaret ediliyor.

İşaret edilen uyarı ve önlem kararlarına uyulduğunda kayıpların azalacağı bir gerçektir.

Demek ki; hem dini hem de dinin emrettiği bilimselliğin gelişimine önem verilmesinin bir gereklilik olduğu gerçeği aşikârdır.

Kısacası, Kur’an-ı Kerim eğitim, bilim, akıl, bilimsel araştırmaya ve çalışmaya yönelmeyi emretmekte olduğu gerçeği temel referansımız olmalı.

Din konusunda yetkililerin uyarıları esas alınmalı.

Yeri gelmişken hatırlatmak isterim ki:

Bazı çevrelerin İslam dinini çağdışı gösterme gayretleri dikkat çekmektedir.

Bu çevrelerin sosyal medya üzerinden doğal afetlerin ilahî bir cezalandırma olduğu yönündeki iddialarına yer veriliyor.

Sosyal medya üzerinde bazı cahil Müslümanların eksik bilgilerle kendilerini cevaba zorlamaları ise aynı derecede yanlıştır.

Çünkü din konusunda ülkemizde en yetkili makam olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından yeterli açıklamalar yapıldı, yapılıyor.

Aynı makam, ihmalkârlığın dışında istismar ve haksız kazanç elde etmek için yapılan yanlışların ise ayrıca dinimizce haram kılındığını duyurmuştur.

Bu gerçeklerden hareketle sosyal medyada dolaşan bazı çatlak seslere itibar edilmeli ve din konusunda, yetkili kılınan makamların fetva ve uyarıları referans alınmalı.

 


YORUMLARA GÖZAT (5)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.