Mustafa Çelik

Mustafa Çelik

Mazluma benzeyen zalimler

-

Fakirlerin fakirliği üzerinden kendi küfür ve kâfirliklerini kusmak isteyenler, mazluma benzeyen zalimliklerini gizleyenlerdir. Ülkemizde zalimlere âşık olan mazlumlar, zalimlerin kanatlarında teselli aradılar. Mazlumun, mahrumun, mağdurun, mahkûmun işine değil, hep zalimlerin işlerine yaradılar.

Müslümanlardan gayrisini dost/yardımcı, idareci edinen Müslüman düşmanı kovamaz bu diyardan. Tarihin şehadetiyle sabittir ki; dinde taviz vermeyenler, ülfet görmediler müstevli mürted ve harbi gâvurdan!

Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmek anlamına gelen adaletin olmadığı yerde zalimlerin sayısı çoktur. İlâhî adalette “zaman aşımı” yoktur. Kaybolan adaleti yanlış yerde aramayalım. Adaleti zenginlerin sözlerinde, fakirlerin de gözlerinde arayalım.

Atalarının zulümleriyle iftihar ederek yola çıkanlar, mazluma benzeyen zalimlerdir. Onlar tıpkı ataları gibi zulüm etmek için imkân ve mekân kollayanlardır. Zalime zulüm etme imkânı ve mekânını verenler, ömür boyu mekânsız kalanlardır. Siyasette varlık sebepleri dininize ve dilinize küfür etmek olanları yeniden bu topraklarda iktidar ve muktedir yapmaya çalışırsanız, dininizi ve dilinizi kaybetmeye mahkûm olursunuz.

Zalimlerin bahçesinde saksıda dolaştırılan seyyar bir çiçek olacağınıza mazlumlar içinde ölünceye kadar müjdelenmiş gariplerden olmaya razı olan bir gerçek olunuz. Bil ve inan ki; “Hayat bir nefestir aldığın kadar. Hayat bir kafestir kaldığın kadar. Hayat bir hevestir daldığın kadar.” Hayat bir felahtır mü’min ve mücahid kaldığın kadar!

Kardeşlerine karşı mazlum olmaktansa zalim olmaya ve zalimlerle beraber olmaya karar verenler, mazlum Habil’in değil, katil Kabil’in yolundadırlar. Mirasımız Kabil Kompleksi ise, ihtiraslarımıza kurban etmeyeceğiz Habilimiz kalmaz. Felak suresinde “haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden Rabbe sığınırım” ayetinde Zemahşeri (Rh.a.), hasetçiyi şöyle tarif ediyor: “Haset eden kişi, başkasının sevincinden gam duyar. Hâlbuki onun zararı yalnızca kendisinedir. Ömer b. Abdülaziz (Rh.a.) der ki: “Ben haset eden kadar mazluma benzeyen bir zalim görmedim.” (Tefsiru Keşşaf /Zamahşerî, C: 4, Sh: 823, Beyrut/ 1947)

Halkı gaflet uykusundan uyandırmaya ve zalimlere karşı duru bir duruş sahibi olmaya alıştıran âlimin yaşadığı köyde bir horoz vardı; her sabah ötüp dururdu, bir gün sesi kesildi sahibine; “Horozun sesi neden gelmiyor?” diye sordu.

“Cemaat şikâyet etti bizi uyandırıyor bırakmıyor uyuyalım ben de kafasını kestim” dedi. O gün âlim anladı ki, halkı uyandırmak isteyenlerin başını kesiyorlar. Allah’a olan kulluklarını Hududullah’ın dışına taşıranların taşkınlıkları tartışılmaz. 

Pirincin içindeki beyaz taşları ayırmak ne kadar zorsa, mazlumlara benzeyen zalimleri fark etmek de en azında o kadar zordur. Zalimi mazlum, mazlumu zalim konumunda gösteren bütün sistemler, oluşumlar, lâ dinidirler. Dinde mazluma benzeyen zalimler de zalimdirler. Allahû Teâla haber veriyor:

“Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: “Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)” Onlar da, “Biz yeryüzünde mustaz’afin/zayıf ve güçsüz kimselerdik” derler. Melekler, “Allah’ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!” derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.” (Nisa Sûresi/ 97-98)

Mazlum rolünü oynamaya çalışan zalimler, kendi zalimliklerini katmerleştirenlerdir. Dünya bize kalsa da biz dünyaya kalmayacağız. Gökler üstümüze çökse de, yer altımızdan kaysa da zalimlere bağlanmayacağız.

Hilafetin ilgasından sonra gâvurlara uşaklık edenler yürürlükten kaldırdılar Allah’ın Kur’ân’ını. Gâvurlar ise kendilerine helal kıldılar Müslümanın malını, kanını. 

Hilafetin ilgasından sonra bu ülkenin zalimleri insanları hep Demokrasi ninnileriyle uyuttular. Ülkemizde varlık sebepleri zulüm olan zalimler zalim olduklarını unuttular. Mazlumlara değil, hep zalimlere umuttular. Hak-hukuk denilen yerde hiç yoktular. Nerde bir zalim varsa onun elinden tuttular. Helal yerine hep haram lokma yuttular.

Bir ülkenin zalimden farksız hale gelmişse âlimi; o ülkenin her şeyi tükenir, tükenmez zalimi. Âlimler zalimleri alkışlamaya devam ederse, zulme ve zalimlere karşı uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir. Zulüm ve zalimler karşısında ulemanın suskunluğundan cesaret alan dinsiz ve donsuzlar birleşir. Müslümanı bırakır doğrudan doğruya Müslümanın diniyle güreşir.

Müslüman olarak razı olmak gerek dalında tek bir goncaya. Tekme atmak gerek; camileri ahıra dönüştürenleri, ezanı yasaklayanları, Kur’ân okumayı suç sayanları rahmetle anan zalimden razı olan hocaya!

Mazluma benzeyen zalim yeni zulümlere hazırlanıyor. Mazluma benzeyen zalimi destekleyenin karanlığından bulutlar parçalanıyor. Dünün kan ve katliamlarını sermaye edinmiş akıyor kirli nehir. Mazluma benzeyen zalime teslim edilir mi şehir?

 


YORUMLARA GÖZAT (12)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.