Mustafa Çelik

Mustafa Çelik

Müslümanlar asırların insan güzelleridir

-

Bu dünyada bizim “iyi” Müslüman olmamız için, başkasının “kötü” Müslüman olmasını gerektiriyorsa, bizim imanımızda bir problem var demektir. Kendi Müslümanlığımız nasıl imtihanımızsa, diğer Müslümanların da Müslümanlıkları bizim imtihanımızdır. Müslümanın sözü, banka teminatından güçlü olmadıkça güce tapanlar son bulmayacaklardır. Müslüman Müslümanı ihmal etmişse, düşmandan kurtulmayı düşünmesin. Düşmanın pençesinde inleyen Müslümanlar, birbirlerini ihmal eden Müslümanlardır.

Müslümanlar olarak birbirimizin cennet sebepleriyiz. Müslüman kardeşlerimizi dışladığımız miktarınca cehenneme giden yolda ilerideyiz. Biz Müslümanlar birbirimizi desteklemeyi unutunca, desteklediğimiz her şey başımıza belâ kesilir. Şunu bilelim ki; mükemmel olan Müslümanlar değil, İslâm’dır. Doğrular İslâm’a, yanlışlar biz Müslümanlara aittir.

İslâm güzeldir. Çünkü El- Cemîl’den gelmiştir. “El- Cemâli” sevenin ölçüleridir. Güzellik, yani cemal ve ihsan kavramları, Müslüman bireyin olduğu kadar, Müslüman toplum ve medeniyetlerin de en ayırt edici özelliğini, varoluş tecellisini teşkil etmektedir! Onun en temel hususiyetinin güzellik mefhumu olduğu gerçeği, Kur’an’da yer alan ve güzellik hakikatine işaret eden cemal (Nahl, 16/5.); behic, behcetü(Hac, 22/5; Kaf, 50/7; Neml, 27/60.); zinetü, tezyin (Hicr, 15/16; Kaf, 50/6 vd.); ihsan vd. kavramlarla temellenirken, bu konuda en açık bilgiyi içeren açıklama, Hz. Peygamber’in bir hadisidir.

“Muhakkak ki Allah güzeldir; güzelliği sever!” (Hakim, Müstedrek, I/26.)

Bundan ötürüdür ki; tarih boyunca Müslümanlar hep iyilik ve güzellikle bilinmişlerdir. Asırlar ve nesiller değişmiş ama Müslümanlardaki iyilik ve güzellik sevdası hiç değişmemiştir. Müslüman güzel söyler, güzel işler ve en güzel olanın kavgasını verir. “Güzele bakmak sevaptır” değil, “Güzel bakmak sevaptır.” İslâm, özü bakımından ilahî güzelliğin bir yansımasıdır. Güzellik mefhumu da, Müslüman birey ve toplumu kuşatan bir manto, namütenahi yücelikte bir sema, mutlak güzelliğe atıfta bulunan sonsuz hareli bir gökkuşağıdır. Bundan olsa gerek, Hz. Peygamber, en erdemli iman hangisidir diye sorulduğunda, “Güzel ahlak” diye cevap vermiş. (el- Müsned, Ahmed İbn Hanbel, IV/388.) Güzellik, boy atan nesil ve geleceğe hükmedecek hayırlı evlatlarda somutlaşan bir miras oldu burada. Ve yine, ona (s.a.v.) dair: “Hz. Peygamber, sevimli ve iç açıcı olmayan kötü isimleri, güzelleriyle değiştirirdi.” (Sünen-i Tirmizi, Edeb, 66.) Çünkü güzellik de, zıddı olan kavramlar gibi, sözcüklerden yola çıkarak dimağ ve gönüllere doğru hareket eder. Sonra, uhrevi bir temellendirme: “Kıyamet günü sizler, hem kendi isimlerinizle, hem de atalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Onun için, çocuklarınıza güzel isimler koyun.” (Sünen-i Ebu Davud, Edeb, 61.) Güzellik kılavuzu, doğruluk ve insicam tellalı Hz. Peygamber’in sözleri bunlar. Güzellik âdeta her şeye saçılmış bir cevher. Çünkü demektedir, adı güzel kendi güzel Muhammed, “Allah insana her işinde güzel davranmasını emredip yazmıştır. (Savaşta bile) öldüreceğiniz zaman öldürmeyi ihsan ile yapın. Hayvan keseceğiniz zaman da kesme işini ihsan ile/en güzel şekilde yapın. Kesecek kimse bıçağını bilesin ve hayvanı sakinleştirsin.” (Sahih-i Müslim, Sayd, 57.)

İman, Allah’tan kuluna bir ihsandır. Müslüman, iyi bir dünya için iyi insanların sayılarını çoğaltan insandır. Rabbimiz buyuruyor: “Allah’a da’vet eden, salih amel işleyen ve ‘Şüphesiz ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet Sûresi/ 33) Dünya Allah’a davet eden salih amel sahiplerinden hiç hali kalmamıştır. Dolayısıyla bu âyet-i kerime, Müslümanların asırların insan güzelleri olduklarını bize hatırlatır. Bize düşen asrımızın güzel Müslümanlarından olmaktır.

İyilik dersini almayan kötülük derdinden kurtulamaz. Tedbirin ortasında yürümeyi unutanlar, günahların kıyısında dolaşmaya mahkûmdurlar. Hayatta şüpheleri ve çirkin fiilleri çoğaltanlar, hak dinin dışında bir takım batıl dinler edinenlerdir. Batıl dinlerde tekâmül, şüpheleri ve çirkin fiilleri çoğaltmakla gerçekleşir.

Sahih iman, sağlam ilim ve salih amel ile hayatlarını bereketlendirmeyen Müslümanların dertlerine şifa bulunmaz. Şunu bilelim ki; bereket Allah’tandır. Bereket hayatınızdan çekilirse, çuval dolusu paranızla aç ve susuz dolaşırsınız. Müslümanların hayatında bereket; iyilik ve güzellik olarak tecelli etmiştir. Müslümanlar tarih boyunca kendi Müslümanlıklarını iyilik ve güzellikle tescillemişlerdir.

Müslümanların asli misyonu; yarın ki nesillere iyilikleri ve güzellikleri miras bırakmaktır. Selef-i salihin iyiliklerle ve güzelliklerle biliniyorlardı. Hayatta etik ve estetik değerlere önem vermeyen Müslümanlar, kendi Müslümanlıklarının şuurunda olmayanlardır. İslâm’ın emir ve nehiyleri doğrultusunda güzelleşmek ve güzelleştirmek Müslümanların vazifesidir. Şifahane ile Put haneyi miras bırakanlar hiç bir olurlar mı? 

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.