Osman Atalay

Osman Atalay

Suriyeli göçmenleri nasıl iade edelim?

-

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, ilgili bütün paydaşların görüşlerini alarak 6 aylık “Düzensiz Göçle Mücadele Strateji Belgesi ve Ulusal Eylem Planı” hazırladı.  Buna göre ülkemizde 3.613.644 kayıtlı Suriyeli bulunuyor. Türkiye geneline dağılan Suriyelilerin topluma entegrasyonunun sağlanması için “Ülkenin kuralları, gelenekleri, görenekleri ve kamu düzenine uymaları” konusunda “uyum” çalışması yapılacağı açıklandı.

Bu açıklamanın üzerinden bir hafta geçmeden alelacele birçok Suriyeli aile fertlerinin sınır dışı edilmesiyle ilgili yaşanan süreçte ciddi mağduriyetler tartışma konusu oldu.

Suriyeli göçmenlere entegrasyon ve güvenlik amaçlı yaptırımlar için gerekli süre verilmemesi telafisi imkansız aile fertlerinin parçalanmasına yol açmaktadır.

Oturumu olan Suriyeli birçok aile fertleri iş sebebiyle farklı şehirlerde ikamet almışlar. Yani kaçak bir durum söz konusu değil. İçişleri Bakanlığı tüm göçmenlerin ikameti olan şehirlerde kalmasını şart koşmaktadır. Bu karar doğrudur fakat bu insanların aile fertleri ile aynı şehre taşınmaları için bir müddet verilmesi gerekiyor.

Oturumu olan bir insanın ikameti dışında bir şehirde bulunduğu için hemen savaşın devam ettiği Suriye’ye deport edilmesi çok doğru bir karar değil. Suriyeli göçmenlerin geri gönderilmesi meselesi yerel seçimlerde muhalefetin en önemli psikolojik harp taktiğiydi. İçişleri Bakanlığının radikal kararı ile şu an Suriyelileri geri gönderme olayını yavaş yavaş, panik yapmadan gerçekleştirmek lazım.

UYUM POLİTİKAMIZI İHMAL ETTİK

Türkiye 4 milyon insanın 4 yıl gibi kısa süre içerisinde tarihinin en büyük göç hadisesini yaşadı.  2011 yıllarının başında kısa ve orta vadeli göçmenlere yönelik uyum ve entegrasyon politikamızı maalesef ihmal ettik.

Bugün Suriyeli göçmenlerin uyum ve entegrasyonunun, öncelikli olarak Milli Eğitim, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve belediyelerin koordinasyonu ile ilgili bir meseledir.

AK Parti iktidarının Suriye politikasının, 2012 yılından 2016 yılına kadar muhalefet, HDP ve FETÖ tarafından manipüle edilmesi ve kabine üyelerinin sıkça değişmesiyle süreç kontrol altına alınamadı. 9 yıl sonra Suriyeli göçmenlerle ilgili güvenlik önlemleri alıyor olmamız ayrıca düşündürücü bir konudur.

Türkiye’nin Suriye politikası iktidarların değişimine göre değil, devletin ulusal çıkarlarına göre belirlenmelidir.

Başka bir iktidarın gelişi ile çok radikal kararlar alınır mı? Bunun çok iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.

Arap halklarının Türkiye’ye bakışı asla iktidar-yönetici kesimle aynı minvalde olmamıştır. Bu bakış açısının dikkate alınması gerekiyor.

Batılı ülkelerin Ortadoğu politikaları ulusal çıkarlar üzerinden yürür. Hükümetlerin ideolojik dünya görüşlerinin etkisi asla söz konusu olmaz.

Suriye içerisinde de 10 milyon insanın gıda ve barınma ihtiyaçlarının, 9 yıldır Türkiye tarafından karşılanıyor olması büyük bir hadisedir. 

Bu geri dönüş meselesi tedrici olmalıdır. Güvenlik ortamı sağlanmadan insanları apar topar sınırın diğer tarafına bırakmak ayrı bir güvenlik sorununu doğurabilir.

Sosyal medyada Suriyeli göçmenler meselesinin politik bir hesaplaşma malzemesi olarak kullanılması toplumsal iç barışı tehdit eden bir süreci tetiklemektedir.

Suriye göçmen politikamızın eksikleri, hataları vardır fakat bunu hukuk ve vicdan çerçevesinde tartışmak gerekiyor.

Türkiye’nin göçmen sorununa bakışının temelinde Osmanlı’dan günümüze sürekli varlığını hissettiren geleneksel tavrın ağır bastığını görürüz.

İnsani yaklaşımların yanında politik tutumların da ağır bastığına şahit olmuşuz. Tabiî ki siyasetin bakış açısının yanında halkın duygu ve kabullerinin çatışmaması da çok önemli.

Siyasetin doğası gereği birçok olumsuzlukların tolere edebilen yapısına karşın, halkın çıkarlarının zarar görmeye başladığı durumlarda devletin karar ve tutumlarını tolere etmediğine şahit oluyoruz.

Burada denge çok önemli... Türkiye’nin özellikle Irak, Bosna, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Afganistan, İran, Libya, Mısır ve Suriye göçmenlerine kucak açan tavrı takdirle karşılanıyor. Entegrasyon ve uyum politikaları konusunda eksik ve zayıf olduğunu kabul etmeliyiz. 

Özellikle Suriyeli sığınmacılara yönelik bürokrasi, belediye ve STK’larımızın mevcut imkanlar dahilinde çok başarılı olduklarını söyleyemeyiz.

Suriye göçmen politikamız maalesef iktidar muhalefet kavgasına kurban edilmektedir. Hem iktidarın hem de muhalefetin doğru tespitleri bu kavgada kaynayıp gidiyor. 

335 BİN SURİYELİ ÜLKESİNE DÖNDÜ

Suriyeliler ile birebir görüşmeler yapılarak Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla güvenliği sağlanan bölgelere dönmeleri için ikna çalışmaları ve psikolojik destek sağlanıyor.  Yapılan görüşmelerde ülkelerine dönmelerine karar veren Suriyelilere yol yardımı, ülkelerinde yerleşecekleri evlerde insani ihtiyaç yardımları yapılacağı anlatılıyor.  Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla güvenliği sağlanmış bölgelere bugüne kadar 335 bin Suriyeli ülkelerine döndü. Eylem planı kapsamında, Türkiye genelinde Suriyeliler tarafından açılan işyerlerine asılan Arapça tabelaların Türkçesi ile değiştirilmesi için de çalışma başlatıldı. 

Suriyelilerin en yoğun yaşadığı Kilis’te 531 Arapça tabela Türkçesi ile değiştirilirken İstanbul, Gaziantep başta olmak üzere diğer illerde çalışmalar devam ediyor. 

Valilikler koordinesinde yürütülen çalışmalarla 6 ay içinde ülke genelindeki Arapça tabelaların Türkçesi ile değiştirilmesi işlemi tamamlanmış olacak.

Türkiye’ye sığınan başta Suriyeliler olmak üzere suça karışan göçmenlerle ilgili hem adli hem de idari çalışma başlatıldı. 

Suç işleyen ve suça karışanlar tutukluluk hali gerektirdiği durumda cezaevlerine gönderilecek, tutuksuz olmaları durumunda ise sınır dışı edilecek. 

Sınır dışı edilenlerin geçici koruma statüleri iptal edilecek ve Türkiye’ye girişleri yasaklanacak. Yasadışı yollardan dönüşlerini engellemek için de tedbirler arttırılacak. 

 


YORUMLARA GÖZAT (21)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.