Prof. Dr. Ahmet Maranki

Prof. Dr. Ahmet Maranki

İhyay-i din ile olur bu milletin ihyası!

-

“Eğer biz, doğru İslâmiyet’i, İslâmiyet’e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dâhil olacaklardır!” Risale-i Nur

1984 olimpiyatları ve Judo final müsabakası. Mısırlı Judocu Muhammed Ali Raşvan ve rakibi Japon Yaşuhiro Yamashita. Önceki müsabakada Yamashita’nın sağ ayak kasları yırtılmış ve final karşılaşmasına sakat olarak çıkıyor. Yamashita sol ayağıyla yürüyor, sağ ayağını resmen sürüklüyor peşinden. Maç esnasında Muhammed Ali’nin antrenörü sürekli “Sağ bacağına vur!” diyor. Muhammed’in, rakibinin sağ ayağına bir defa vurması yetecek fakat yapmıyor; yenilip gümüş madalyayla yetiniyor!

“Niçin yapmadın?” deniyor, cevap ibretlik: “Benim dinim insana, yaralıya, hele de yaralı yerinden vurmayı yasaklıyor. Eğer o durumdayken bir de ben oradan yüklenip oraya vursaydım, sakat da kalabilirdi. Madalya için bunu dna yapamazdım...”

Muhammed bu tavrıyla ayakta alkışlanıp, “1984 Fairplay Ödülüne” lâyık görülüyor. Sonraları gittiği Japonya’da kral gibi karşılanıyor.

O sene binlerce kişinin, Muhammed’in bu tavrından etkilenip, İslâm’ı inceleyerek Müslüman olduğu kaydediliyor! Muhammed, kimseye “Müslüman ol!” demiyor, bir çaba sarf etmiyor; sadece Müslüman gibi davranıyor ve bu da iyiliğin yeşerip yayılması için yetiyor!

12 yaşında ortaokuldayken Cerrahpaşa tıp fakültesi Doja sun da-kulübünde judo sporuna başlamış ve duayen hocalar Namık Ekin, Ali Demir gibi hocalardan ders alarak siyah kemer ikinci dana kadar yükselmiş biriyim...! Belki bugünkü zeki, çevik ve ahlaklı tabii ki sağlıklı yaşamımı ve hayatımı pek çok şey yanında bu spor yapmama borçluyum diyebilirim!

Ve her aileye de çocuklarına spor yaptırmasını ama futboldan ziyade nefsi körelten, insanı ahlâk sahibi yapan sağlıklı nesillere judo, voleybol, basketbol, atletizm, yüzme gibi binicilik gibi sporları öneriyorum!

“Müslüman, güzel ahlâk sahibi olana denir!” diyor Efendimiz as.

“Peki, güzel ahlâklı olmak ne demektir?”

“Amellerinden kimseye bir zararı olmayan; olsa olsa fayda verendir!”

1500 canlı yayın ve 2500 konferansımızda hep bu “özden koparılış”ı, 1000 yıl İslâm’a hizmet etmiş bu necip milletin, düşürüldüğü zilletten kurtaracak ibretlik hadisatı “ilim ve fen” noktasında anlattık. Bugünün sınır tanımaz ölçek ve kirliliğindeki suni yapılanmalar, haberler, meşguliyet ve hayatıyla, Mısırlı kardeşimizinki gibi nice ibretten uzak bırakıldık! Yaklaşık 1500 yıldır İslâm’la müşerref olup ilâhi nazarda mertebesini arttırmış aziz milletimize, verilen son fırsatları da hakkıyla idrak edebilme vazifesi düşüyor.

Gelecek stratejileri!

Âhir zamanda olaylar çok daha hızlı cereyan ediyor. 

Yarın ne olacağından bihaberiz. Maneviyatımızda olduğu gibi maddi alemimizde de Yaratıcıya ve yaratılışa uygun yaşama gayretinde olmalıyız. 

Siyasetten ekonomiye, milli eğitimden ticarete, bireysel ilkelerimizden toplumsal hassasiyetlere her noktada köklü bir dönüşümün vakti geldi de geçiyor.

 Bakanlar artık uzaktan bakmasın istiyor bu milletimiz!

‘Gâvur’ diye yaftalanan gelişmiş ülkeler kadar medeni yaşayabilmek istiyor. Bu düzeni kurabilecek ehil ve lâyık, basiretli ve ferasetli kadroların, ‘beyaz-elit’ değil ‘hakiki-öz-Oğuz’ vatanın asıl sahibi evlâtlarının başa gelmesini bekliyor!

“Hâl-i ahvâlinizle izhar olmazsanız-yaşamazsanız!

O fikre duhûl olmaz!” 

 Bugün ferdi olarak da toplum olarak da, cemaat, kurum, parti gibi herhangi oluşumda da beklenen birlik ve dirlik ruhu oluşmuyorsa ve icraatlerin yolu kesiliyorsa, kesinlikle bu yapıların ‘ismiyle müsemma’ olmayan, dilindeki samimiyeti kalbine inmeyen; hatta belki fitne ateşiyle yol tıkayan, hayat memat niteliğindeki önemli gelişmeleri, tedbirsizlikleri, aymazlıkları gölgeleyip hedefini saptıran nicesi vardır..!?

“Bu memlekete bir ağaç dikeni sırtımda taşırım!”

Cumhurun sesi Recep Tayyip ERDOĞAN’ın bu teşvikini vazife bilip, 750 tür ağaç diktim bu memlekete! Kendisi gibi değerli eşleri de, milletimizin geleceğine duyduğu kaygıları yıllarca söylediğimiz “sağlıklı nesillerin oluşmasını” defaâtle dile getirip desteklemektedir!

Fakat reisi cumhur gibi Emine Erdoğan hanımefendinin de yalnız olduğunu görüyoruz!

Bugüne kadarki Cumhurbaşkanı ve eşinin açıklamalarına hiçbir kurum ve kuruluşun “sözde destek verdiklerini görsek de” icraat ve düzeltmeleri görmedik!!!

 Çünkü ne gıdada, ne ekmekte, ne şekerde, ne tuzda, ne florürlü diş macununda, ne de 28 günlük tavuklarda, ne de “17 emilgatör, ekmekten çıksın! Siyah olsun!” diyen cumhurbaşkanının talimatına uyulmadığını; kısaca yerleşik düzenin bürokratlarının, köşe başını tutan herkeszin havanda su dövdüğünü ve dümenini yürüttüğü görüyoruz!

 Milleti uçuruma sürükleyenler fazla ve aktif, köşe başlarını tutmuş. Hatta sarayın içine kadar girerek bakanlıklarda bile köşe başlarını, danışmanlıkları, bilim kurulu başkanlıklarına, kadar hakim durumdalar!

Fakat madden ve manen bu denli uçuruma sürüklenmiş hâlimizde dahi ümitvârız.

 Kendileri nazarında devlet ve milletimize tüm gücümüz, deneyimlerimiz, vizyonumuz ve projelerimizle hizmet etmeye hazırız.

“En gür sadâ inananlarındır!” İnanıyoruz, vesselâm.

 


YORUMLARA GÖZAT (6)

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.