Prof. Dr. Ahmet Maranki

Prof. Dr. Ahmet Maranki

Türkiye’de güvenli gıda ve güven-siz-liğine karşı projelerimiz!

-

Merhaba dostlar. 

Anadolumuzun asil insanlarımıza “asıl” gündemimizle devam ediyoruz.

“Sağlık-Gıda-İlâç-Sağlık” kısır döngüsü.

Dünya Sağlık Örgütü WHO, FDA, FAO gibi kuruluşların sağlık ve gıda düzenlemeleri, hastalıkları önlemde yetersiz kalmaktadır. Bugünkü hastalıkların sebebinde “gıda teröristleri”nin olduğu görülmüş fakat hastane tıbbıyla “geçmeyen hastalıklar ve trilyon dolarlık kayıp” tablosu ile mücadele edilmektedir!?..

“Gıda Terörü” 

Öyle bir sarmal ki, hayatımızın çepeçevre kuşatmış durumda. 17 emülgatörlü-katkılı ekmek ve unlu mamûller, tahıl ürünleri, nişasta bazlı şekerler, rafine tuzlar, 28 günde yetişen tavuklar, Avrupa ve Amerika’da yasaklanan florürlü diş bakımı, macunları, sağlıksız sütler ve süt mamulleri...

Hayvandan bulaşan hastalıklar tavan yapmış,

Hastahanelerde yer yok,

Hapishanelerde yer yok,

Tımarhanelerde yer yok,

İlaç torbalarıyla yaşayan mutsuz-umutsuz insanlar;

Toplumumuzu bu çaresizlikten kurtarma adına 15 yıldır “Kozmik Bilim Ekibi” olarak uzman kadromuz ve yenilikçi ve inovatif metodlarımızla yüzbinlerce insanımıza ışık oluyoruz.

Türkiye’de Tarım Politikaları

Tarımda en kritik durum, en vahim tablo 3 beyazdaki dönüşüm; doğrusu kısırlaştırma! Evet, kısırlaştırma.

Genetik Soykırım!

Nişasta bazlı şeker denen sentetik madde üretimi neticesinde şeker fabrikalarının kapatılması, yeraltı sularını yok etmesi!!!

Adana, Çukurova, Kayseri, Gemlik, İzmit gibi zeytin alanlarında, floraya, toprağa, iklime uygun olmayan ve yer altı sularının çekilerek kuraklığına ve verimsizliğine neden olan “hibrid tarım”.

Bu gıda teröristleri bizi ilaç teröristlerinin kucağına atıyorlar..!

Hem toprağımızı vuruyorlar, hem havamızı kirletiyorlar, hem suyumuzu yok edip zehirliyorlar. Neticede flora ve fauna yok edildiğinden hedef kitleleri insanlığımızı da zehirliyorlar. 

Sonrada hastalanan flora ve faunayı düzelteceğiz diye ilâç teröristleri kimyasal mücadele başlatıyor, doğa da, insanımız da maalesef düzelmiyor!? Sonuçlar ortada..!

Ölümlerin istatistiğinde yaklaşık % 40’ı kalp damar dolaşım, % 20’si kanser hastalıkları ile ölümler gerçekleşiyor!

Peki bunun sebebi ne!

Üç kişinin biri obez, ikincisi de obez adayı!

Üç kişinin biri kanser, ikincisi risk altında!

Anormal siroz artışı var, 8-10 yaşında çocuklar siroz oluyor!

Tüberküloz vakaları katlandı !..

Kimse bunların başta “verem “olmak üzere AŞI’LARDAN mı? Çevre faktörlerinden veya beslenmeden mi? Yoksa hangi sebeple artış yüzdelerinin insanlığı tehdit eder hale geldiğini araştırmıyor..!

Sirozun artışında, beyin kodlarımızda bulunmayan başta kimyasal şeker ve kimyasal yağların, margarin türevlerinin ve diğer trans yağların kullanılması geliyor. 

Çözüm kâinat şifahanesinde mi?

Atalarımızın bize şehit kanlarıyla bıraktığı Anadolu topraklarında dünyadaki yaklaşık 12.000 endemik bitkinin % 90’ı yetişmektedir!

Mucize bitki Stevia..!

Madem şeker fabrikaları kapatıldı; mutlaka Stevia-şeker otunun ekimi yapılarak iç ve dış pazarda şeker ihtiyacı karşılanmalıdır.

 Bununla ilgili projelerimiz hazır.

On yıldır Stevia ile ilgili tohumundan tabletine kadar bütün inivatif ürünlerini üreten ruhunda yaşayanlar olarak diyoruz ki;

1 milyon kadına iş ve aş!

Varsa atıl durumda bulunan yıllardır kaderine terk edilen ve üzerinde hiçbir verim sağlanamayan başta Tarım Bakanlığı, TİGEM olmak üzere, devlet hazine arazileri, milli emlak arazileri ve orman arazilerinde başta Stevia olmak üzere tabi tatlandırıcıların üretimi için kullanılmak üzere proje kapsamında tahsisi yapılması acil ve zorunludur.

Türkiye’de yüz kişinin yirmisinin şeker hastalığı ve riski ve bunlara harcanan ilaçlarla milyarlarca dolar ekonomik kayba neden olması yanında sağlıksız nesillerin habercisidir.

Doğal şeker üretimi ve tüketimiyle, başta kalp damar rahatsızlıkları, erkeklik problemi ve bağışıklığı sistemiyle ilgili sıkıntıları ortadan kalkacak, ilâç sanayinde kullanılabilecek “Stevia” ürününün desteklenmesi zaruridir, elzemdir, mutlaktır. 

Üretim projelerimiz hazırdır. Asgari 500 dönümlük arazide bunun demoları için projelerimizi, devletimizin talepleri hâlinde sunmak istiyoruz.

Bir kadın bir dönümlük araziden yılda üç ürün alarak üç ton ürün yaş Stevia ürünler elde ederken yaklaşık bir ton kuru Stevia yani tabii şeker elde ediyor!

 Bir dönümlük araziden yıllık 20.000 TL yaklaşık gelir..!

Bunu yapılan projelerle kuru, sıvı halde şekeri, inovatif metotlarla tabletleri ekstra atları da yapılarak insan sağlığına en büyük hizmetle katkı yapılacaktır!

 Ata tohumlarımıza sahip çıkıyoruz!

İkinci projemiz, en stratejik tedbir olarak “Ata Tohumları”nın korunup üretilmesi ve yaygınlaştırılması kapsamında, Oğuzların Kayı Boyu’yla Anadolu’ya gelen ve Kastamonu bölgesine ait “Kayı-Kıyı” ince kabuklu iri dilimli domates, 40-60 santim uzunluğunda salatalık ve çıtır biber gibi türlerin 5 yıl içinde yaptığımız organik tarım çalışmaları içinde Nuh’un gemisinden inen-en tabii formuna döndürülmesidir ve 3 yıldır da üretimimiz devam etmektedir. Elimizdeki tohumlar gelecek nesiller için de çok kıymetlidir ve üretimi devlet tarafından desteklenmelidir.

Karakılçık-siyez DNA: 12 

Dünya’da gerçek kalan tek buğday! 

Şeytanın, Kur’an’da bahsi geçen “Bana mühlet ver yarattığın insanlara tahılların asıllarını değiştireceğim!” hükmünün, maalesef önümüz yönetimi ve insanlarınca gerçekleştiğini görüyoruz !..

Başta buğday ve pirinç olmak üzere yediklerimizin genetiği değiştirilmiş olmasında, üretimlerinde ‘verimlilik’ esas alındığından içindeki kimyasal terkipleri bozulmuş, bazı oranları arttırılmış, nişasta değerleri yükselmiş, protein değerleri azalmış, besleyici özelliğinden ziyade kabuğu, kepeği ve ruşeymi alınarak posa halinde insanlara sunulmaktadır! 

Şeker, tansiyon, obezite gibi hastalıklarla ve kanser gibi çözümsüz hastalıklarla karşımıza çıkmaktadır.

Çözüm Nedir?

Tütün Eksperleri Yüksekokulu’ndaki tarım-toprak-bitki eğitimimizle, orman-endüstri ve teknoloji mühendisliğimiz ve bitki kimyasıyla ilgili devlet adına Amerika’da doktora üstü çalışmalarımızla, tarım ve tütün çiftliklerinde yaptığımız çalışmalar, bitki gen teknolojileri ve tohum standardizasyonu çalışmalarımızla, İstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset kürsüsünde ‘siyaset ve çalışma ekonomisi’ doktorası yapıp Birleşmiş Milletler’de İktisat Profesörü olmamıza rağmen, bu sahadaki faaliyetlerimizi daha ehil olanlara bırakarak ilk mektebimiz olan tarımla ilgili 15 kitap ve Türk çiftçisi tarafından yetiştirilmiş mahsullere ait milli -yerli 755 inovasyon ürününü insanlığın hizmetine sunmuş, 1000 canlı yayınla, 100 sağlıklı yaşam kampımızla 1.500.000 üyemizle sağlıklı yaşam noktasında ülkemize faydalı olup ağaç dikmeye devam ediyoruz.

Sözün özü,

1- Türkiye’de bu işin duayenleri-(programı bitkiyi doğayı içinde yaşayan üreten toprağa eli ayağı değen...) aksakalları arasından seçilen Meşveret-Şura Meclisi kurulmalıdır.

2- “Gıda Güvenliği” başlığıyla bilimsel bir güvenlik akademisi kurularak bu ehil ellerce ayrı bir uzman grubunca bir acil eylem plânı hazırlanmalıdır.

3- Başta tohum, öncelikli acil sanayi bitkileri Stevia gibi ve hayvancılık konularında ayağı yere basan uygulanabilir inovatif verimlilikten ziyade asılı muhafaza eden projeler & teşvikler acilen hayata geçirilmelidir!

Sonuç:

Beş yılda 1 trilyon $ döviz girdisi..!

Aile ziraatı ile 1 milyon kişiye köyünde istihdam..! 

Kalan ömrünü kaliteli yaş alarak yaşayan sağlıklı nesiller..!

Seçilmiş Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın olurlarıyla ve değerli eşleri Emine Erdoğan hanımefendinin defaatle vurguladığı, ATA tohumlarına sahip çıkmak, milli ve yerli gıda, sağlıklı yaşam politikalarını ve teknolojilerini hayata geçirmek için ülkemizin bu en stratejik gündemiyle ilgili tüm bilgi birikimimizle, uzman kadromuzla ve projelerimizle hazır olduğumuzu bir kere daha beyan ediyoruz.

WhatsApp bilgi hattı: 0530 00 00 96

 


YORUMLARA GÖZAT

DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Yorumlarınız incelendikten sonra yorum kurallarına uyması halinde yayına alıncaktır.